Aug 27, 2007

Yazan Kategori Genel, Konu Dışı Mevzular | Yorum Yok

Sizi gidi ithalat girişimcileri

Sizi gidi ithalat girişimcileri

Cumartesi günü İstanbul Park’taki sıralama turlarına gitmek yerine Züchex’e giderek stantla ilgilenmek zorunda kaldım. Bu arada diğer stantları gezerek sektör hakkında çeşitli tespitler yapma şansı da buldum.

Piyasa kötü diye en çok ağlayan sektörlerden biri elektrikli ev aletleri sektörü. Ürünlerin satılmadığından, yeterli cirolara ulaşılamadığından şikâyetçi herkes. Ancak markaların pazar paylarına ve kullanıcıların gözündeki yerlerine baktığımızda bu onlarca markanın arasından sadece 3–4 tanesinin sıyrıldığını, kalan tüm markaların aynı şeyleri yapmaya çalıştığını fark ediyoruz.

Philips, Tefal, Braun, Moulinex dışında neredeyse tüm markalar aynı ürünleri aynı fiyattan satmaya çalışıyorlar. Arzum, Arnica, Cleo, King, Dada, Lider, Premier, Sinbo, Minton… Saymakla bitmiyor markalar. Ürün kalemlerine baktığımızda da bu markalardan sadece Arnica’nın Türkiye’de üretim yaptığını, kalan hepsinin Çin’den ithalata yüklendiğini görüyoruz.

Aynı elektrik süpürgesi, aynı mikser, aynı kettle, aynı ütü, aynı saç kurutma makinesi… Renkleri ve üzerlerindeki marka logoları haricinde kalite açısından aralarında hiçbir fark yok. Guangzhou’da fabrikadan 2 dolara çıkan kettle, vergileri, masrafları ekleyince 8–10 katına çıksın, burada 18–20 liraya toptan pazarına girsin. Bütün hesap Çin’deki 2 dolarlık kettle’ın fiyatını 1,8′e düşürmek üzerine kurulmuş. Daha farklısını, daha güzelini veya kalitelisini getirmeyi düşünen yok. Firmaların hemen hemen hepsi pazarı sadece gudik reklâmlar ve fiyat politikalarıyla genişletme sevdasında.

Birçok markanın yöneticisi de vatandaşın yerli malı kullanmadığından şikâyetçi. Onlar daha uygun fiyata satarken vatandaş gidip yabancı marka alıyormuş, ithal hevesi varmış. İyi ama vatandaşı “ithal iyidir” mantığına alıştıranlar yine yerli markalar değil mi? Bu düşünceyi yıllar boyu yerli ürünü bile Türkçe olmayan marka isimleriyle satarak, hatta üzerine kocaman “İthal” etiketleri vurarak siz yerleştirmediniz mi milletin bilinçaltına?

Ayrıca artık bu mutfak robotlarını, rondoları satın alan ev hanımları da bilinçlendi. Teknik özelliklerini sonuna kadar kurcalayarak, ucuz olanı değil, fiyat & performans oranı en iyi olan ürünü seçiyorlar.

Bu canavar ithalat markalarımızın en büyük handikabı da bu işte. Kimse ürünü son kullanıcının düşüncesine göre satmıyor. Onların aklındaki, toptanda malın ne kadar gideceği. Kampanyalar toptancı bayilere göre düzenleniyor. Çok satan ürünü satın almak isteyen toptancıya hiç bir işe yaramamasına rağmen ürün çeşidini çok göstersin diye inatla ithal etmeye devam ettikleri ütüyü, epilasyon aletini de satmaya çalışıyorlar. E tamam toptancı giden ürünü satabilmek için bu işe yaramaz aletten de aldı diyelim, ne yapacak daha sonra? O kime satacak? Mal mağazanın elinde kalınca da, “vay efendim bunlar ne biçim mağaza, satış yapamıyorlar!” Oldu canım, sen para kazan diye eve yığalım iki kullanımda bozulan garip alet edevatı.

Rekabet anlayışı Türkiye’de maalesef hala bir garip. Kalitede rekabet yerine fiyatta rekabetle işler düzelecek diye düşündükçe de aynı gariplik devam edecek. Vatandaş yabancı ürünü yabancı diye almıyor. Biz de biliyoruz o yabancı markaların ürünlerinin birçoğunun Çin’den geldiğini. Ama kalitesini biliyoruz. Krups’un kahve makinelerinin, Tefal’in buhar kazanlı ütülerinin, Braun’un envai çeşit epilasyon aletinin yanına yaklaşacak ürün yaptınız da almayız mı dedik?

Ama bu firmalardaki cesarete de ayrıca hayranım. Her yıl birkaç tanesi batarken piyasaya mutlaka yenileri giriyor. Ve hepsi başarılı olacağına inandığı için giriyor bu sektöre, yatırdıkları yüz binlerce dolar sermayeyi batırmak için değil. Ama pazarlama ve ürün stratejileri asla değişmediği için hepsi aynı sona mahkûm oluyorlar.

Özellikle Çin’e gidip geldikten sonra tüccar kesilen canavar girişimcilere hayranım. 2.000 dolarlık bir fuar turuna katılalım, Çin’e gidelim. Guangzhou’da fuarı gezelim, fiyatları görünce sevinç nidalarıyla not alalım, anlaşmalar yapalım, sonra da Türkiye’ye gelince “Baba Çin’de 2 dolara kettle var ve herkes Çin’den getirmesine rağmen Türkiye’de 18 liranın altına toptanda kettle bulamıyoruz, ne biçim kâr var bu işte” diyelim. Hemen sermayeyi yatırıp mal alımına niyetlenelim. Ama bu malı Türkiye’de satmaya karar verince 3 yıllık yedek parçasını da depoda bulundurmamız gerektiği, ithalat vergileri, nakliye ücretleri aklımıza gelmesin. Onları sonradan öğrenelim, sermayemiz de kısıtlı olduğu için herkesin Çin’den 2 dolara aldığını 2,5′e alalım, burada 18′e bile satamayalım. Bu mu len sizin girişimcilik anlayışınız? Yirim.

Bazı ürünleri için Türkiye’de üretim yapan Beko, Philips, Arnica enayiydi zaten. Onların haberi yoktu Çin’de böyle ucuz mal olduğundan. Bilmedikleri için bu kadar para yatırıp fabrika kurmuşlar. Madem Çin’de işçilik ucuz, Philips’in süpürgeleri neden Çin yerine Avcılar’daki Arnica fabrikasında üretiliyor? Kızacak şimdi ithalat canavarları ama bu yazıyı ev aletleri sektörüyle ilgili olan bir reklamcı olarak değil, evinde zırt pırt arıza çıkarmayan bir rondo, kahve makinesi, ütü isteyen bir bekâr son kullanıcı olarak yazıyorum. Ben de yerli malı kullanıp param Türkiye’de kalsın isterim ama kalite anlayışım körü körüne milliyetçilikten biraz önde geliyor. Üzgünüm sayın girişimci kardeşlerim.

Yorumlara kapımız açık