Mar 29, 2009

Yazan Kategori Formula 1, Genel | Yorum Yok

The curious race of Jenson Button

The curious race of Jenson Button

Honda F1 Racing Team sezonun başlamasına kısa bir süre kala Formula 1′den ayrıldığını açıkladığında Formula 1 dünyası ciddi bir şok geçirmişti. McLaren ile Benetton ile Formula 1 tarihine geçen, B.A.R. ortaklığından ayrıldıktan sonra sadece fabrika takımı olarak yaptığı denemelerde ise bir türlü istediği başarıyı tutturamayan firmanın seriden ayrılması hem izleyicileri hem de organizatörleri yaralamıştı.

Jenson Button ise, 8 yıl önce Formula 1′e adımını attığında İngiliz medyası tarafından Damon Hill’den sonraki büyük İngiliz efsanesi diye lanse edilmişti. Ancak Honda’da geçirdiği yıllar içinde bir türlü uygun otomobile sahip olamadı, 2004 Macaristan GP zaferinden başka kayda değer bir başarı elde edemedi.

Honda, B.A.R. ortaklığından ayrıldığında önceleri sadece dayanıklılık sorunu yaşadı. Pilotlar ne kadar iyi giderse gitsin, motor bir yerde mutlaka iflas ediyordu. 2007 sezonunda dayanıklılık sorununu aştılar, iyi sonuçlar elde etmeye başladılar. Hatta BMW Sauber ve Honda’nın 2009 sezonunda ciddi bir mücadele içinde olacağı ve podyumları Ferrari’nin elinden alacağı bile söylenir oldu.

Bunu önce BMW başardı, 2008 sezonunda Kubica ile büyük başarılar yakaladılar. Aynı başarılar Honda’dan da bekleniyordu ki, motor problemlerini aşmış olan takımın daha büyük bir sorunu olduğu ortaya çıktı: şasi. Sezon boyunca understeer sorunlarıyla savaşan pilotlar, güvenemedikleri otomobil yüzünden bir türlü istedikleri başarıları elde edemediler, Honda tarihinde bir kara leke olarak sezonu klasmanın sonunda tamamladılar.

Yine de kimse ümidini kesmedi. Çünkü Ferrari’nin efsane direktörü Ross Brawn 2008′in başında takıma transfer olmuştu ve Nick Fry ile birlikte 2009 sezonunda başarılı sonuçlar alacaklarından emin olduklarını iddia ediyordu.

Fakat Japon takımlarının genetik sorunu olan “fabrikanın hemen netice beklemesi” Toyota gibi Honda’da da boy gösterdi ve ekonomik krizin de etkisiyle, Formula 1′den çekildiklerini açıkladılar. Soichiro Honda’nın kemikleri sızladı mı, dünyadaki her pist şampiyonasında boy gösteren markasının WTCC ve Formula 1′i bir arada terk ederek sadece MotoGP’ye yönelmesi onu mezarında ters döndürdü mü bilmem. Ama pistlerden ayrılacak son markalardan biriydi Honda.

Efsane takım açıkta kalmıştı. Uzun yıllar Schumacher’in destek ayağını oluşturduktan sonra artık zafer kazanabilmek için Honda’ya gelen Rubens Barrichello, Damon Hill’den sonraki en büyük İngiliz olacağı iddiasıyla piyasaya sürülen ama 2004 Macaristan GP’deki zaferden başka bir başarı elde edemeyen Jenson Button, takımın daha iyiye gitmesi için yıllarca emek veren Nick Fry, Ferrari’den sonra bir takımı daha zirveye yerleştirmek amacıyla takıma gelen Ross Brawn ve tüm yarış ekibi açıkta kalmıştı. Her ne kadar fabrikaya “bu kez başaracağız, son bir şans” deseler de ekonomik kriz bahane dinlemiyordu ve böylesi ters bir dönemde yeni bir deneme yapmanın gereği yoktu fabrikaya göre.

Açıkta kalan takım uzun süre alıcı bekledi. Birkaç kişinin adı geçti. Özellikle Subaru’yu rallilerde zirveye yerleştirenlerden olan Prodrive, birkaç sezondur düşündüğü Formula 1 projesini bu takımla gerçekleştirmeyi düşündü, sonra onlar da vazgeçtiler.

Ve sezonun başlamasına çok kısa bir süre kala, Ross Brawn takımı satın aldığını açıkladı. Brawn GP adını alan takım, motor tedariki konusunda Sauber ve Mercedes arasında gidip geldi ve Mercedes’te karar kıldı. Formula 1′de bir motor üreticisi sadece iki takıma motor verebilir, üçüncü bir takım çıktığında diğerleri itiraz eder ve yarışa çıkmasına da engel olabilirler. Ancak Mercedes motoruyla yarışan McLaren ve Force India yönetimleri, takıma ve başındaki isme o kadar saygı duyuyorlardı ki, Mercedes motoru kullanmasına ses çıkarmayacaklarını söylediler. Hatta Force India patronu Vijay Mallya, “böylesine köklü bir takımın Formula 1′den ayrılması büyük bir kayıp olur, yarışmalarını istiyoruz ve rakibimizi destekliyoruz,” gibi bir açıklama bile yaptı.

Uzun süre maaşları ödenmemiş olan personel, birkaç ay daha ödeme alamayacaklarını bildikleri halde canla başla yeniden çalışmaya başladılar. Planları hazır olan yeni şasi kısa bir süre içinde piste çıkarıldı. Jerez testlerinin son günlerine zor yetişen otomobil, daha ilk test turlarında tüm dünyayı şaşırtmaya başladı. Bir sponsoru bile olmayan, bembeyaz bir otomobille yarışan takım tüm testlerde birinciliğe oynuyordu.

Her sezon bir şekilde arıza çıkaran Flavio Briatore, ilk itirazı yaparak difüzör kapaklarının uygun olmadığını ve aracın hafif olduğunu iddia etti, ortaya yeni bir tartışma attı. Briatore’nin peşine takılan Ferrari ve Red Bull da itiraz edince tartışma büyüdü ve ICA’ya kadar uzadı. Difüzör kapağı kullanan tüm takımlar (Brawn GP, Toyota, Williams) zan altında kaldı. ICA da bu işi 14 Nisan’da yapılacak toplantıyla kesinleştirmeye karar verdi.

Bu esnada sezon da başladı tabi. Briatore gibi arıza tiplerin test sonuçlarına bile itiraz etmesi bir şeyi değiştirmedi. Testlerde sponsor adaylarının gözünü boyamak için boş depoyla tur atarak iyi zamanlar elde ettikleri söylendi, tasarıma itiraz edildi, yarışta motorun dayanmayacağı söylendi vs…

Ve Brawn GP, 2009′un açılış yarışı olan Avustralya Grand Prix’de Cuma antrenmanlarında herkese meydan okuduktan sonra Cumartesi günü sıralama turlarında adını ilk iki sıraya yazdırdı. Jenson Button yıllar sonra ilk kez pole positionu kazanmıştı. 2. sırayı ise Brawn GP’nin diğer pilotu Barrichello aldı. Virgin Cola apar topar takım sponsoru oldu.

Bahis oranları bir anda değişti, Brawn GP pilotlarından birinin yarışı kazanabileceği bile konuşulmaya başlandı. Alonso, Kubica, Hamilton gibi pilotların farklı yer ve zamanlarda yaptığı açıklamalar hep aynı yöndeydi: “Brawn GP’nin hızına ulaşmak imkânsız.” Ancak otoriteler testlerin ve sıralama turlarının kesin bir fikir veremeyeceğini, her şeyin yarışta belli olacağını söylediler.

Ve bu sabah yapılan yarışta, 20 saniyelik pit stoplara rağmen Brawn GP duble yaparak ilk yarışında ilk kupasını kaldırdı. Büyük ümitlerle Formula 1′e başlayan ancak kullandığı otomobillerdeki sorunlardan dolayı bir türlü kendini ispatlayamayan Button, yarışı domine etmişti.

Yarışa 8. sıradan başlayan Trulli 3. sıraya yetişip podyumun son basamağına çıkarken, son sıradan başlayan Hamilton 4., Timo Glock 5. oldu. Gerçi son 3 tura kadar 2. ve 3. sıralarda giden Sebastian Vettel ve Robert Kubica kaza yapmasalardı Brawn GP dublesi yalan olacaktı ama bu işler hep böyle değil midir zaten?

Brawn GP takımının sezonun geri kalanında nasıl olacağını, Ferrari, McLaren, BMW ve Brawn GP arasında geçecek olan mücadelenin şampiyonanın geleceğini nasıl etkileyeceğini merakla bekliyoruz.

Ve Jenson Button’ı yeniden alkışlıyoruz.

Yorumlara kapımız açık