Oct 26, 2009

Yazan Kategori Genel | 2 Yorum

Cıstak cıstak vergiler

Cıstak cıstak vergiler

Eskiden arabamızda düzgün bir ses sistemi olmasını istersek arabayı alır almaz bir tesisatçıya koşar; Focal, Audison, Pioneer, Clarion, Alpine, JVC, Kicker, JBL gibi onlarca markadan istediğimizi seçer, ihtiyaç duyduğumuz ses kalitesine ulaşmaya çalışırdık.

Hatta o zamanlar doğru düzgün marka bulmak bile zordu. Bırakın SQ veya SPL kavramlarını, bu işlerden en çok anladığını iddia edenler bile arka pandizotu kesip yuvarlak bir subwoofer yerleştirmekten ileri gidemezlerdi. İlkokulda 32’li Mon Ami boya kullanabilen zengin çocuklar büyüyünce Pioneer tesisat kullanır oldular, daha fazlasını kimseler bulamadı.

Sektör zamanla gelişti. Çeşitli distribütörler ortaya çıkarak büyük markaları teker teker Türkiye’ye getirmeye başladılar. Miami sahillerinde, Los Angeles caddelerinde gördüğümüz hoparlörleri penceresinden büyük yürüyen diskolar İstanbul caddelerinde de görünür oldular.

peugeot206Auto HiFi sektörü hızla gelişirken, bir yandan da kendi sonunu hazırlıyordu aslında. Çünkü otomobillerde kullanılan gelişmiş ses sistemleri bir süre sonra otomobil fabrikalarına da sıçradı ve otomobille birlikte gelen standart ses sistemleri de gelişmeye başladı.

Eskiden biraz kaliteli müzik dinlemek istesek en azından bir çift hoparlör ve orta halli bir oto teybi satın almak zorunda kalırdık. Günümüzdeyse çok sıra dışı, çok yüksek ses peşinde olmayanların, arabalarındaki standart teybi değiştirmelerine gerek bile kalmıyor.

O nedenle tüm dünyada otomobil ses sistemleri sektörü durma noktasına geldi. Birkaç yıl öncesine kadar burnundan kıl aldırmayan Focal, Alpine gibi firmalar, yaptıkları inanılmaz kampanyalara rağmen giderek düşen satış grafiklerini tersine çeviremiyorlar.

alpineTürkiye’de bunu devlet de fark etmiş ve yeni bir karar almış.

Hemen heyecanlanmayın. Büyük devletler bir karar alırken sıkıntıdaki firmaları değil, hazineye girmesi gereken vergileri düşünürler önce. Türkiye Cumhuriyeti de bunu düşünmüş. Durma noktasına gelen sektörden eskisi gibi vergi alamaz olunca ortaya yeni bir fikir çıkmış: Vergiyi ses sistemi satışlarından değil, direkt otomobil satışlarından almak!

Bomba bir fikir, öyle değil mi?

Aslında bunun resmi adı vergi de değil. Çünkü radyo, televizyon gibi ürünlerden alınan KDV gibi normal vergilere bir de %16 oranında TRT payı ekleniyor. Evet, vergi değil, yüce kurum TRT için alınan bir pay bu. Bazı Afrika ülkeleri bunu haraç olarak isimlendiriyorlar, çok ayıp.

Birkaç gün önce onaylanan yeni kanuna göre, otomobillerdeki ses sistemlerinden kesilen TRT payı artık otomobilin kendi fiyatına eklenecek. Hesap çok basit.

Eskiden 50.000 TL’ye bir araba aldığınızda, radyonuzu değiştirmediğiniz sürece TRT payı vermenize gerek kalmazdı. Fakat tutup da bu arabaya 500 TL değerinde yeni bir ses sistemi aldığınızda TRT payı olarak 80 TL (%16) ödemek zorunda kalırdınız.

Fakat artık arabanıza yeni radyo almasanız da bunun kat be kat fazlasını ödemek zorundasınız. Çünkü yeni kanun radyo bedelinden %16 olarak değil, otomobil bedelinden binde 8 olarak kesiyor bu parayı. Yani 50.000 TL değerinde bir otomobil alırsanız, bunun 400 TL’si TRT payı olarak kesiliyor. (Tam 5 kat fazla!) Daha sonra 500 TL değerinde bir radyo alırsanız, masrafınıza 80 TL daha ekleniyor.

Yani siz sağır da olsanız, müzik dinlemeyen, radyo açmayan bir adam da olsanız arabanızda radyo olduğu için TRT’ye para ödemek zorundasınız.

Devlet kurumlarının teknolojiden anlamadığını söyler, şikâyet ederiz hep. Oysa gördüğünüz gibi, devlet işine gelen konularda teknolojiyi gayet yakından takip ediyor. Eskiden radyo aldığınızda öderdiniz parayı, baktılar ki artık kimse arabasına yeni radyo almıyor, o zaman bundan sonra araba alırken ödeyeceksiniz. Çünkü içinde radyo var!

Bu dolaylı verginin otomobil ortalama fiyatlarını en azından %1 yükselteceğini, devletin birkaç aylık ÖTV indirimiyle kaçırdıklarını nasıl da misliyle geri toplayacağını hesaplamak hiç zor değil.

Bilgisayarlarda televizyon kartı standart olduğu gün aynı vergi değişikliği bilgisayarlara da yansıyacaktır, demedi demeyin.

  1. İlk yorumu yaparak tarihe geçme amacıyla; yorum olarak “yuh” demeyi uygun buluyorum. Yakında “hey sen aldığın nefesin vergisini verdin mi?” diye bi çağrı duyarsam şaşırmayacağım, yok yok şaşırmayacam ısrar etmeyin…

  2. “Yuh” doğru bir seçim olmuş Esra. Hatta eksik olmuş da, kalanını buraya yazmamak daha doğru olur :))

    Vergi kaçakçılığının, rüşvetin bu kadar yüksek olmasında vergilerin saçma sapan ayarlanmasının etkisini araştırmamaya kararlı sanırım TC hükümeti.

    Tarih kitaplarında okuruz ya, “vergilere dayanamayan halk isyan etti” şeklinde cümleler. O isyan eden halklar Türkiye’yi görseler ne yaparlardı acaba, merak ediyorum.

Yorumlara kapımız açık