Nov 15, 2009

Yazan Kategori Otomobil Üreticileri | 15 Yorum

Minibüslere yatırım yapmak

Minibüslere yatırım yapmak

Türkiye’deki minibüs kültürünün kaybolmaması için canla başla çalışan Koç Holding, OTOKAR M-2010 modeli yeni minibüslerini görücüye çıkarmış. Aslında lansman geçtiğimiz ay yapılmış da, ben yeni öğrendim.

Yeni minibüslerde daha geniş kapılar, geniş camlar falan varmış. Dört tekerlekte havalı süspansiyon en sonunda minibüslerle tanışmış. 3.000 cc motorda 146 Hp ve 350 Nm güç varmış. Sınıfının en güçlü motoru demişler, sanki 10 markanın rekabet ettiği bir sınıfın minibüsüymiş gibi. Klima opsiyonel.

Açıkçası, hiç hoşuma gitmedi bu haber. Minibüs adlı ucube toplu taşıma sisteminin yok olmasını beklerken piyasaya yeni modellerin sürülmesi, minibüs ve minibüsçülerin daha uzun süre varlığını koruyacağına işaret. Bir yandan Avrupa ülkesi olmaya çalışıp, bir yandan Hindistan kültürüyle yolcu taşımak, Türkiye’yi birçok konuda olduğu gibi ulaşım konusunda da iki arada bir derede bırakıyor.

İstanbul’da metrobüs hattı açıldıktan sonra minibüsler bir süre daha çalışmaya devam etmişti. Bir gün minibüsçülerin metrobüs hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için bir minibüse bindim Şirinevler’deki duraktan. Bomboş minibüste bir şoför bir ben gidiyorduk ki, metrobüsten önce o minibüslerde iğne atsan yere düşmezdi.

Biraz ilerlediğimizde sordum şoföre, “bu metrobüs güzel bişey galiba usta, baksana nasıl gazlıyor yaldır yaldır.”

Demez olaydım. Adam öyle bir küfretmeye başladı ki, aklınız hayaliniz şaşar. Metrobüsü üretenden üstgeçitleri dikene, durakları hazırlayandan asfaltı dökene, hükümete, Mercedes’e, yolculara, aklına gelen herkese ve her şeye paketinden çıkmamış küfürler savurdu.

O esnada bir yolcu için durduk, yolcu bindiğinde bizim şoför hâlâ saydırmaya devam ediyordu. Yolcu da biraz ters günündeydi sanırım, “küfretmesene bilader,” diyince bu kez onu da kattı araya şoför dayı. Adam sinirlendi, birkaç yüz metre sonra indi, benim de canım sıkıldı, indim. Ben Ataköy’e dönmek için karşı şeride geçerken, minibüsçü elinde kısa Marlborosuyla dünyanın gelmişine geçmişine saydırmaya devam ediyordu.

“Kökünüz kuruyacak ve İstanbul bir pislikten daha kurtulacak,” diye geçirmiştim o gün içimden. Duraklara yanaştığında koro halinda korna çalan, trafikte envai çeşit öküzlük yapan, her an kavga çıkarmaya hazır ve nazır olan, yanından geçen arabaya sinirlendiğinde camına bozuk para fırlatan (Altunizade’de benim arabaya atmıştı hayvanın biri), kendi insanlıktan çıktığı için yolcusuna da insan muamelesi yapmayı bilmeyen minibüsçü esnafının yok olmasını çok istiyorum. Aralarında elbette efendi adamlar vardır fakat ne yazık ki, kurunun yanında yaş da yanıyor.

Hem bu konunun sadece minibüsçülerle ilgisi yok.

Minibüsle toplu taşıma olmaz. İnsan standartlarıyla ilgisi yok bunun.

İnsanlar üst üste yolculuk yaptıktan sonra o arabada klima olsa ne yazar, olmasa ne yazar… Elinde sigarasıyla, yolcularla küfreder gibi konuşan minibüs şoförü trafik kurallarını hiçe sayarak armut taşır gibi insan taşırsa, o arabada ABS olsa neye yarar.

Aman çok şık radyosu varmış, olsun. Güne başlamanın neşesiyle minibüse binen yolcu, yarım saat sonra indiğinde “batsın bu dünyeeaa” diye sayıklayacaksa, olmasın o arabada herhangi bir ses sistemi.

Biz minibüsler yok olsun, insanlar olması gerektiği gibi, insan gibi taşınsın derken, OTOKAR minibüsün varlığına bu kadar yatırım yapıyorsa, daha uzunca bir süre ne raylı sistem, ne başka bir gelişmiş toplu taşıma sistemi olmaz Türkiye’de.

OTOKAR yaptığı bu yatırımın, harcadığı paranın karşılığını almak zorunda. Bakalım kaç gün sonra zam yapılacak toplu taşıma ücretlerine.

Yakında tanışmak zorunda kalacağınız OTOKAR M-2010 fotoğrafları aşağıda.

OTOKAR M-2010Aynı şasi, aynı yapı. Piyasadaki minibüslerden farkı yok pek.

OTOKAR M-2010OTOKAR M-2010

OTOKAR M-2010OTOKAR M-2010

OTOKAR M-2010Farlar yuvarlak ama ön ızgara ve şasi bilindik Magirus-Deutz minibüsleri andırmaya devam ediyor.

OTOKAR M-2010Koltuklara tutacak koymayı en sonunda akıl etmişler. Artık düşmemek için oturan yolculara el ense çekmek yok. Koltuklarda emniyet kemeri var, takanlara son durakta madalya verilecekmiş.

OTOKAR M-2010Ortaya ters oturup şoföre yancılık yapan muhabbet tellalının yeri unutulmuş. Bozuk para kutusu bu kez unutulmamış.

  1. hükümdar says:

    herhalde bu sitede (delinin kuyusu da dahil) tamamen farklı fikirde olduğum ilk yazıdır bu. Minibüs kültürü ölemez, ölmemeli.bi kere biz Avrupa ülkesi değiliz orta doğu ülkesiyiz bizde insan ilişkileri önemlidir.Şoförle yapılan muhabbetler, karşılıklı küfürleşmeler, bozuk para muhabbeti bizi biz yapan değerlerdir. bunları yok etmek kültürümüzü yok etmek demektir. ayrıca “Güne başlamanın neşesiyle minibüse binen yolcu, yarım saat sonra indiğinde “batsın bu dünyeeaa” diye sayıklayacaksa” diye başlayan cümlen beni o kadar üzdü ki; biz dünyaya mutlu olmak için gelmedik dostum.dolmuşçu kardeşlerimizin bize hatırlattığı acı gerçeklere sevinmemiz gerekirken sen üzülüyosun.maalesef çoğunluk gibi sen de bu dünya mutlu olmak için geldiğimizi zannedenlerdenmişsin. sözlerime müslümden bi dörtlükle son veriyorum:
    “her şey boş anlamsız şimdi gözümde
    bin öfke bin nefret herbir sözümde
    yılların çilesi belli yüzümde
    aynada baktığım yüze küskünüm”

  2. Hükümdar, ciddi misin? Ona göre yanıt vereceğim :/

  3. hükümdar says:

    ciddiyim dostum.

  4. Ciddi olmamanı dilerdim. Bizi biz yapan değerlerin minibüste karşılıklı küfürleşmek, arabesk müzik dinlemek olduğuna inanmıyorum. “Bu dünyaya mutlu olmak için gelmedik,” demişsin, nasıl yani? Sürekli hüzünlenip bir şeylere isyan mı etmeliyiz?

    Evet, Türkiye bir Avrupa ülkesi değil ve insan ilişkilerinde samimiyet daha yüksek seviyede. Onlar kadar resmi değiliz. Bay Perker dayatması tutmadı, Akay Bey daha samimi geliyor. Ama bu samimiyet kâfi bence, kültürümüzden uzaklaşmamak için daha fazlasını yapmamıza gerek yok.

    Neden küskün olalım aynada baktığımız yüze? Neden bin öfke, binbir nefret olsun her bir sözümüzde, biz bu değiliz ki?

  5. hükümdar says:

    “minibüste karşılıklı küfürleşmek, arabesk müzik dinlemek” bizi biz yapan değerlerdendir. batılı bizi tek yerden vurmak istedi baktı olmuyor topyekün taarruza geçti. artık bizi herşeyimizle yok etmek istiyorlar. biz doğulu değerlerimize sahip çıkmazsak kültürümüzü de yok etmeleri kolaylaşacaktır.
    küskün olmak konusuna gelince, senden hayata küskün olmanı beklemiyorum, zaten bu her insanın hayat felsefesi olamaz. bizim hayata küskünlüğümüzü, acı çekme isteğimizi anlamasan da saygı duymanı isteriz. geçici olan herşeyin mutsuzluk verdiği gibi bu hayat da ancak acı ve keder verir.

    son olarak bi önceki yazımdaki şarkımı beğenmediğin için sana başka bir şarkı armağan ediyorum;

    Neşeli ol ki genç kalasın
    Bu dünyadan da zevk alasın
    Ümitler hep süslenir neşeyle
    Neşeli ol ki genç kalasın

    Neşeli ol ki hep artsın gücün
    Yorgunluk nedir bilme bütün gün
    Gayretler hep güçlenir neşeyle
    Neşeli ol ki genç kalasın

  6. türkiye’yi sadece istanbul’dan ibaret zannederek çıkarım yapacak olursak evet doğrudur,boşa yatırımdır.Türk Mühendisine de eziyettir.ama unutulmamalıdır ki bu memleket de istanbuldan ibaret değildir.erzurum,hakakri,ardahan,bingöl,diyarbakır,van vardır bu memlekette.bırakın metrobus yapacak yolu.adam akıllı otobüs koyacak yolu olmayan iller…buralarda gayet iyi gider bu minibüsler.çukurlara girer çıkarlar,tek şeritli yolda iyi kaçar bunlar,hem anadoluda hiç bir minibüsçü kimsenin arabasına para da fırlatmaz.en fazla eğilip iki laflarlar.candır…

    ama istanbul’da ciddi manada sıkıntıya neden oluyorlar o da ayrı.bunun çaresi de metro ve turevleridir.

  7. underscore says:

    Aynı şasi demişsin ama şasi farklı. bilgin olsun.

  8. gebze harem says:

    insanların hangi toplu taşıma arcını kullanacağını sınırlayamazsınız.ucube deddiğiniz taşımacılığı ki sizin ne iş yaptığınızı bilmiyorum belki ucubeliği sizde kendi mesleğinizde yapıyorsunuzdur. 30 senedir yapıyoruz bu işi.
    minibüs esnafı kültür seviyesi düşük olan fakat eğitimi ve denetimi devlet tarafından yaqpılamayan insanlardan oluşuyor.ancak genede meleğe hakaret ve ucube kelimesini aynen iade ediyorum.sayın ucube kardeşim.

  9. Eyüp says:

    arkadaş, eline koluna yüreğine sağlık. güzel bir yazı olmuş, birçok insanın duygularına tercüman olmuşsun. taksicilerle birlikte istanbul trafiğinin yüz karasıdır minibüs şöförleri. yukarıda yorumlarda da gördüğün gibi birçoğu cahil cüheladır. herhangi bir vasfı olmayan, birçoğu sabıkalı, eğitim düzeyi müslüm gürses den ibaret olan adamdan da fazla birşey beklememek lazım. inşallah başbakanımızın da desteği ile istanbul da azalarak bitecek bu dert.
    harem gebze minübüs hattı, kadıköy kartal metrosunun bitmesiyle tarih olacak.

  10. @cihan:
    Türkiye’yi sadece İstanbul’dan ibaret zannederek çıkarım yapmak değil de, İstanbul’daki pazarın minibüs üreticileri için büyüklüğünü göz önünde bulundurarak çıkarım yapmak gerekli. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde bu kadar minibüs yoğunluğu olmasa yeni yatırımlar yapılmazdı, merak etmeyin. Çiçek Abbas’daki gibi ’70 Ford Transitler gezmeye devam ederdi Anadolu trafiğinde. Anadolu’nun genelindeki minibüsçülerin kalitesini bilmiyorum, ama eminim ki Anadolu insanının güzelliğini taşıyan insanlardır onlar da. Nedense bu güzel insanlar İstanbul’a gelince değişiyor bazı şeyler.

    @underscore:
    Aynı şasi zannediyordum, farklıymış. Hatırlatma için teşekkürler.

    @gebze harem:
    İnsanların hangi toplu taşıma aracını kullanacağını sınırlamam, haddime değil. Gebze – Harem minibüs hatlarının “emekçileri” olarak bunu sizin sınırlandırdığınızı öğrenmek şaşırtıcı olmadı: http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/05/03/gebze.harem.hatti.minibusculeri.eylem.yapti/574591.0/index.html
    Mesleğe hakaret olarak sayabilirsiniz, ancak kullandığım ifadeleri bana iade etmeden önce kendinize ve çevrenize, meslektaşlarınıza bir bakın. Eğer harika insanlar olduğunuzu düşünüyorsanız ciddi sorunlarınız var demektir. Kusura bakmayın ama süper insanlar olsanız bile, İstanbul’da yok olmaya yüz tutmuş bir mesleğin son temsilcilerisiniz. 30 sene uyanmak için yeterli bir süredir.

    @Eyüp:
    Teşekkür ederim. Dediğin gibi, fazla bir şey beklemiyorum. Bazı meslekler yok olmak zorundadır ve minibüsçülük de en azından İstanbul’da gün gelecek, yok olacak. Trafiğin selameti açısından bu çok iyi bir şey.

  11. gotunuze kına yakarısınzı mınıbusculer bacınızımı sıktı sızın?

  12. @jojo:
    İşte bu ahlaksızlığınız yüzünden yok olmaya mahkumsunuz. Yok olup gidin, isterseniz açlıktan ölün de, biz karar veririz kına yakıp yakmayacağımıza.

  13. Gebze Harem minibüsçülerinin çoğu agresif,anlayışsız,yobaz insanlar.İnşallah metro açıldıktan sonra defolup giderler.O kadar toplum düşmanılarsa gidip dağın başında yaşasınlar.İnsanlar yaptıkları mecburi yolculuklarda onların tavırlarını çekmek zorunda değil.Demiş ya minibüsçüler bacınızı mı sikti diye; bir o kalmıştı bıraksak onuda yaparsınız.Trafiğin anasını siktiğiniz yeterli.

  14. Babadan kalan bu, başka meslek bilmeyiz diyerek kılıf arıyorlar yaptıklarına. Öyleyse İstanbul’un dışında, dağın başında devam etsinler mesleklerine. Haklısın.

  15. Anadolu’yla ilgili yoruma sonsuz hak veriyorum, ben bir de yazlık yerleri eklemek istiyorum. Yazın bu tür beldelerin can damarıdır minibüsler…Taksiyi kıçınızı satsanız ödeyemeyeceğiniz bu yerlerde hem turistlerin bol para harcamalarını sağlarlar (sürekli oraya buraya gitmelerine imkan tanıyarak) hem de özel arabanıza gerek duymadan iki üç kuruşa her yere taşırlar sizi. Buralardaki pazar da hiç azımsanacak gibi değildir. Türkiye Peugeot’un J9 minibüsleriyle sahil kısmındaki hatlara düzenlediği kampanyayla nasıl kar ettiğini Karsanlılara sorun.

    İstanbul’daki minibüs kültürü İstanbul’un metropol kültüründen mütevellittir. Halk otobüsleri şöförleri veya resmi görevli olmasalar ana avrat düz gidecet IETT şöförlerinin aşağı kalır yanı yoktur. Muhtemelen araçların hantallığı engellemektedir onları da bu seviyeden geri tutan. Ortalığı savaş alanına döndüren, Allahın krosu yüzlerce özel Mercedes, Renault, Ford, Citroen binek araç sürücüsü de görmüştür bu gözler. En dinamik işi yapıyor olmalarından dolayı sırf minibüs sürücülerine yüklenmek biraz haksızlık oluyor, günde milyon insanla iletişim kurup milyon kere kapı açıp debriyaja basmak, manevra yapmak çelik gibi sinir ister.

Yorumlara kapımız açık