Dec 22, 2009

Yazan Kategori Genel | Yorum Yok

Eskisi ve yenisiyle araç muayenesi

Eskisi ve yenisiyle araç muayenesi

Uzun süreli ayrılıklardan sonra Türkiye’ye geldiğimde bazı şeylerin iyi yönde değişip geliştiğini görmek beni çok mutlu ediyor.

Gerçi birazdan bahsedeceğim muayene istasyonundan gelirken farkettiğim kadarıyla Ümraniye merkezdeki caddede hiçbir değişiklik yok. Tek yön, dört şeritli caddenin iki şeridi otopark olarak kullanılmaya devam ediyor. Türkiye’de bu normal. Ama en sol şeridin park alanı olarak kullanılması Türkiye’de bile anormal! Düşünün, orta şeritten sol şeride çıkıyorsunuz, kaldırımın kenarına park etmiş arabalarla karşılaşıyorsunuz.

Umraniye merkez caddeÜstteki fotoğraf Ümraniye merkezdeki dört şeritli caddenin en solunu gösteriyor. Trafiğin sıkışık olduğu bir anda çekilmiş, araçlar sık park etmişler. Trafik müsaitken, park etmiş araçlar azalıyor ve tehlike başlıyor. Sola çıktığınızda 50 m. ilerde parketmiş bir kamyona patlamanız işten bile değil.

Biz asıl konu olan iyi yönde değişime gelelim. Bir süre önce araç muayene için Ümraniye’ye gittim. Muayene istasyonlarının eski haliyle bugünkü halini karşılaştırmak bile gereksiz, çok başarılı olmuş. Otomobil yetkili servislerinden pek farkı yok.

O gün işim de yoktu, ortamı görmek için kendim gitmeye karar verdim. Araçta zaten bir sorun, eksik yok, yaptığım chip tuning işlemleri de muayenede belli olacak şeyler değiller. Yine de üstünkörü bir kontrol edip, muayeneye gittim.

Gitmeden bir gün önce internetten randevu alıyorsunuz. Gerekli bilgileri girdikten sonra istediğiniz randevu saatini seçiyorsunuz, işlem tamamlandığında muayenede gerekli olacak tüm evrak ve ekipman da bir liste halinde karşınıza geliyor.

Randevular birer saatlik. Yani 19:00 için aldığınız randevu, sadece 19:00 – 20:00 arasında geçerli. Eğer o saatte istasyonda olmazsanız sizi bir sonraki grupla almak yerine bir başka gün seçmenizi istiyor. Böylece sıra kayması, sıkışma gibi sorunlar da yaşanmıyor.

Ben iş çıkışı olsun diye 18:00’e aldım randevuyu. Saat 17:40 gibi oradaydım. Ümraniye TÜVTURK istasyonu Dudullu’da, İMES’in arka tarafında bir yerde. İstasyonu buldum ama tabelasından değil, karanlıkta gördüğüm binadaki hareketliliğe aldanıp giriverdim. Orası çıkış kapısıymış. Tam “nasıl olacak bu iş” diye düşünürken bir güvenlik görevlisi geldi. Hiç beklemediğim tarzda bir hitapla o kapının çıkış olduğunu söyleyip girişi tarif etti. Daha önceki memurların “ula burası çıkış gappısı yassah hemşerim git!” cümlelerine alıştığımızdan olsa gerek, o güvenlik görevlisinin davranışlarını takdir ettim.

Neyse, döndüm diğer taraftan, bir şekilde buldum giriş kapısını. Önceki sistemin ana baba günü ortamı yerine gayet sakin, geniş park alanları mevcut. İnternetten aldığım randevu numarası zaten istasyondaki sistemde kayıtlı. Banka şubesi gibi düzenlenmiş ofise gidip sıra numaramı aldım ve beklemeye başladım. Takriben 15 dakikalık bir bekleme süresinin ardından sıra geldi, bankoya ruhsatı verdim. Ruhsatı alan memure fotokopisini çektikten sonra sıram geldiğinde çağıracaklarını söyledi. Ben de o esnada köşedeki otomatlardan çikolata, kahve aldım, arabada sigara içip müzik dinleyerek beklemeye başladım.

Arac muayene istasyonuAradan yaklaşık 15 dakika geçti, ismim anons edildi. Yan yana 6 aracın muayene edilebildiği istasyona yanaştım ve aracımı görevliye teslim ettim.

İçerisi yaklaşık 30 metre uzunluğunda. Araç girmeden önce kaputu ve bagajı açılarak motor numarası kontrol ediliyor, yangın tüpü ve ilk yardım çantası elden geçiriliyor. Ardından dyno fren testiyle başlayan test aşamasına geçiyor, rot ayarlarından farlarına kadar tüm detaylarıyla kontrolden geçerek 30 metreyi tamamlıyor.

Sistem tamamen otomatik ve tek görevli ilgilenmiyor. Test, elden ele birkaç görevlinin paslaşmasıyla tamamlanıyor. Böylece görevlilerden birinin kafalanıp rüşvetle geçme ihtimali sıfıra indiriliyor.

Araç, muayenede ilerlerken ben de diğer taraftan dolaşıp çıkışa gittim. Kapının önünde “iyi akşamlar beyefendi” dileğiyle birlikte bilgisayar çıktısını teslim aldım, bizim canavarın sınıfı geçtiğini öğrendim. Otomatik işleyen sistem sayesinde muayeneden geçemeseydim itiraz şansım da yoktu.

Yani gayet başarılı bir çalışmanın sonunda, muayene istasyonundaki işimi ortalama 40 dakikada bitirerek ayrıldım.

Bunlar artı noktaları. Yine de eksi puanlar buldum ben.

1. İsim anonsu sanırım bozuktu, görevliler seslenerek yapıyorlardı. Fakat özellikle kamyonetlerin girdiği dakikalardaki motor gürültüsü yüzünden görevlilerin seslenmesini duymaya imkân yok. O sistemin tamir edilmesi ve anonsların hoparlör sistemiyle yapılması şart.

2. Kahve makinesinde cappuccino bitmişti, sıcak sütü bastı verdi. Olmaz. Birisi ilgilensin onunla.

3. Başka bulamadım.

Neden övdüm bu kadar? Çünkü eski günleri hatırladım. Sabah kargalar kahvaltı yapmadan önce gidip kuyruğa girdiğim, akşama kadar beklediğim günleri. O beklemenin verdiği stresle kavga edenleri, Göztepe Araç Muayene İstasyonu’nun çevresinde biriken yüzlerce arabanın çalışan motorlarını, dandik benzinin geniz yakan kokusunu hatırladım.

Gösterdiğimiz sabrın sonunda araç muayeneye girme hakkı kazandığımızda aracı yanaştırır, görevliye ruhsatı verirdik. Motor numarasını kontrol eder, bazen de ilk yardım çantasını sorarlardı. Bırakın farları, frenleri kontrol etmeyi, araba bir şekilde yürüyebiliyorsa muayeneden rahatlıkla geçerdi. Çalışmayan arabayı çekiciyle veya iterek götürmediğiniz sürece muayeneden geçmemesi gibi bir ihtimal yoktu.

Sadece sistemin işlevsizliği değil, memurların asık suratı da ayrı bir sorundu. Birçok devlet dairesindeki gibi asık suratlı memurlar “hoş geldiniz” bile demeden şöyle bir bakar, “geç geç, çok sıra var yetişemiyoruz kardeşim!” gibisinden bir fırçayla muayenenin bittiğini müjdelerlerdi.

Kimse “ama onlara da hak vermek lazım, akşama kadar türlü türlü insanla uğraşıyorlar,” demesin. TÜVTURK istasyonlarındaki memurlar da akşama kadar her türlü insanla uğraşıyorlar.

Gerçekten bu konu çok takılıyor kafama. Devlet bankalarından birine gittiğimizde karşılaştığımız mahalle abisi kıvamındaki asık suratlı memurlar özel bankalarda neden yok? Devlet dairelerinde çalışanlar çok yoruluyorlar da özel şirketlerde çalışanlar yorulmuyorlar mı? Onlar da yoruluyor. Ancak onların bir garantisi yok.

Devlet dairesinde çalışan adam, müşteriye kaba davrandığı için işini kaybetmez. Terfisi, kıdemi de eksilmez. Yaptığı bir hata sonucunda başına gelebilecek en kötü şey başka bir şubeye transfer olmaktır. Fakat özel sektörde yapacağınız bir eşeklikte cezanız neyse çeker, işinizi de kaybedebilirsiniz. İşini kaybetme korkusu olmayan adam da, devlet dairelerinde olduğu gibi müşteri memnuniyetini falan umursamaz.

Neyse, konudan daha fazla saparsam uzayacak.

Umarım sistem aynı tutarlılıkta çalışmaya devam eder ve sahibi tarafından sandık muamelesi yapılmasına rağmen trafiğe çıkıp tehlike saçan bakımsız araçlar yok olur ortalıktan.

TÜVTURK’a takdir ve teşekkürlerimi yolluyorum.

Yorumlara kapımız açık