Dec 27, 2009

Yazan Kategori Genel, Konu Dışı Mevzular | 2 Yorum

Recep İvedik

Recep İvedik

Sinemaya giriyorsunuz ve film başlıyor. Ekranda kocaman bir göt var. Bazen osuran, bazen sahibinin eli tarafından kaşınan bu götü 90 dakika boyunca kahkahalar atarak seyrediyorsunuz. Film bittiğinde mutlu mesut ayrılıyorsunuz sinemadan.

Saçma mı geldi? Bu filmin geçtiği sahneyi Idiocracy’de gördüm ve insanların birkaç yıl sonra böyle filmler izleyip güleceğine eminim.

Recep İvedik 3, yakında vizyona girecekmiş. Yine milyonlarca insan gidip gülecek, eğlenecek, filmi çok beğendiklerini anlatacaklar.

Türkiye’de sinema filmi olarak piyasaya sürülen ıvır zıvır, ABD yapımı televizyon dizilerinin bile kalitesini yakalayabilmiş değil, velev ki sinemasıyla karşılaştırılsın.

O nedenle Türkiye’deki sinema izleyicisi Hollywood’u eleştirebilir; yapımcısı, yönetmeni ve oyuncusu eleştiremez, böyle bir hakları yoktur. Aynı sektörde çalıştığınız kişi ve kurumları eleştirecekseniz, onlardan iyi olmanız gerekir.

Recep İvedik, orta halli bir televizyon komedyeninin büyük paralar kazanmasını sağlayacak kadar başarılı bir ticari malzeme. Tek başarısı da budur. Zekice hazırlanmış bir senaryo, espriler, sinema sanatı falan yok ortada.

Espri anlayışı belli bir seviyenin altında olup sadece gülmek isteyenler, içindeki hayvanı uyandırmak isteyenler veya hiç uyutamamış olanlar bu filmi beğenebilirler, kimseyi eleştirmiyorum. Kendi tercihlerime göre ne kadar iğrenç olursa olsun, insanların zevklerini –bana bulaşmadıkları sürece- tartışma taraftarı değilim.

Fakat Recep İvedik bana da bulaşıyor. Sadece bu filmi sevenleri güldürmekle kalmıyor, toplumu da rahatsız ediyor.

Çevrenizde geğiren, osuran, sürekli kavga çıkaran, türlü hayvanlıklar yapan bir insanın varlığı sizi rahatsız etmiyor mu? Ben rahatsız oluyorum. Böyle bir insanla aynı şehirde yaşamayı bile istemiyorum.

Recep İvedik gibi insanlar aslında her yerde. Fakat davranışlarından utanıyor ve toplum içinde istedikleri gibi davranamıyorlardı. Çünkü o şekilde davranırlarsa küçümseniyor, alay konusu oluyor, aşağılanıyor, dışlanıyorlardı. Kendileri için zor da olsa şehirde yaşamayı öğreniyorlardı.

Recep İvedik karakteri televizyonda belirdiğinde, insanlar buna güldüler. Kaba saba davranışları komik geldi önce. Şahan Gökbakar da piyasa araştırmasını yapmış oldu.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kaba, en pis film karakteri Recep İvedik sinemaya uyarlandığındaysa, kıro diyerek aşağılanan insanlar rahat bir nefes aldılar. Çünkü filmi seyreden herkes, ne kadar modern, kültürlü veya kibar olursa olsun, filmde gördüğü birkaç Recep İvedik esprisini taklit etmekten geri durmadı.

Bu eğlence anlayışı, zamanla yayılmaya başladı. Ve öyle bir an geldi ki, artık Recep İvedik gibilerinin yaptıkları hayvanlıklar kaba ve itici değil, komik sayılmaya başlandı. Sokaklarda birbirine eşek şakası yapanlar, çalıştığı ofiste gürültüyle osuranlar veya toplu taşıma araçlarında arkadaşına parmak atanlar normal karşılanır oldu.

Recep İvedik adlı filmin kötülüğü budur. İsteyen seyreder, isteyen seyretmez. Billy Wilder çıkıp Witness for the Prosecution’ı çeker, insanları huysuz ama sevimli Sir Wilfrid’e âşık eder, 100 yıl sonra da filmini izletir. Şahan Gökbakar çıkıp Recep İvedik’i çeker, insanların bir ayıya gülmelerini sağlar, birkaç yıl sonra unutulur gider.

Fakat bu filmlerin topluma yaydığı enerji kalıcıdır. Recep İvedik’i 10 yıl sonra unutsanız da, topluma yaydığı pislik sizi her zaman rahatsız edecek. Eğlence anlayışı çaptan düştükçe daha iğrenç insanlarla, daha kötü filmlerle karşılaşacaksınız.

İnsanlar eşek şakalarından başka şaka bilmeyecek, küfürleşmek komik sayılacak. Yanınızda burnunu karıştıran veya geğiren bir adamı uyarma hakkınız olmayacak. Siz uyarmak isteseniz de, diğerleri uyarmayacak, gülecekler onun yaptıklarına. Önce komik gelecek, sonra normal karşılanmaya başlayacak.

Ve gün geldiğinde, sadece osuran bir götü görüp kahkahalarla gülmek için sinemaya gideceksiniz.

  1. Belkide izleyenler Recep İvedik de kendini bulduğu için beğenildi. Öyle ya da böyle bi şekilde para kazanıldı. Gerçi biz izlemeyiz böyle şeyleri toplum olarak, caz dinleyip belgesel seyrederiz. Ama nedense magazin programlarının ratingi hep yüksek, bu tür filmlerin gişesi hep yüksek.

  2. Toplum olarak caz dinleyip belgesel seyrettiğimize pek şahit olmadım. Şahıs olarak nadiren caz dinleyip sürüyle belgesel izlerim, o ayrı. Hatta rating oranlarını bozmak için evime rating cihazı almak bile istiyorum :)

    Evet, Recep İvedik’de insanlar kendilerini buldular. Her insanın içinde her karakterden bir parça var. Psikopat, romantik, kaba, mazoşist, her şey var da bunlardan biri baskın çıkıyor genelde karakter belirlenirken. Uygun ortamı bulduğunda çıkıyor diğerleri. Askerdeyken hayvanlaşmamızın bir nedeni de buydu.

    Recep İvedik de bu yoldan yürüyerek insanların içindeki hayvana hitap etti. Etsin, sıkıntı yok. Sıkıntı, bu gaza gelen hayvanın topluma karışmasıyla başladı.

Yorumlara kapımız açık