Jan 23, 2010

Yazan Kategori Genel, Otomobil Üreticileri | Yorum Yok

Haiti’ye araba bağışlamak

Haiti’ye araba bağışlamak

“Bir elinin yaptığı yardımı diğer elin görmesin,” dermiş eskiler. Hem yardım alanı utandırmamayı, hem de zor durumda olanlara yardım ederek gösteriş yapılmamasını isterlermiş. Artık öyle bir devirde yaşıyoruz ki, 10 lira yardım ettiğimizde bunu 100 lira olarak lanse ediyor, herkesin duymasını istiyoruz. Her fırsatta söylüyoruz. Kişisel reklamların en büyük temel taşlarından biri oldu bu tip gösterişler.

En iyi arabaya binelim, en şık evlerde oturalım, en güzel yerlerde tatil yapalım; yapıyoruz da, bununla sorunum yok. Ama yaptığımız her iyiliği dünyaya ilan etmeyelim, bazen gerçekten sinir bozucu oluyor.

Bir yandan da düşünüyorum, yaşadığımız dünya bizden bunu istiyor. 1o milyar dolarlık servetinin dokuz milyarını sessizce bağışlayan bir adam halkın gözünde “pis liboş, halk düşmanı” olurken, 10 milyar dolarlık servetinden bir milyonu bağışlarken reklam yapan bir adam “yardımsever, hayırsever, halkın gözbebeği” oluyor.

O nedenle artık oyunlar bu kurala göre oynanıyor. Bazı insanların acıları, diğer insanlara reklam kampanyası oluveriyor. Bu kuralın son örneklerini Haiti depreminde yaşadık.

Karayipler’in en şanssız ülkesi Haiti, HAARP kokusu aldığım bir depremle yerle bir oldu. Orada can pazarı yaşanırken, “modern” ülkelerdeki firmalar, “sosyal sorumluluk” ihtiyaçlarını hatırlayıverdiler. Kızılhaç’tan, Kızılay’dan çok özel şirketler yardım etti, reklamlar gırla gitti. Bir kargo şirketi hakkında “25 kg’nin altındaki paketleri Haiti’ye ücretsiz taşıdıklarına dair” asılsız e-postalar dolaştı internette, sonra firmadan açıklama geldi. “Biz zaten Haiti’ye 1 milyon dolarlık yardım yaptık, ücretsiz kargo falan taşımıyoruz,” dendi; yapılan yardım vurgulandı. E-postayı kimin piyasaya sürdüğü elbette bulunamadı.

Geçtiğimiz Pazar günü de Golden Globe 2010 ödülleri vardı. Martin Scorsese’den Sandra Bullock’a kadar birçok ismin ödül almak üzere toplandığı törende dikkatimi çeken Chrysler oldu. Kırmızı halıya park edilmiş lüks sedan Chrysler 300C, firmanın CEO’su Olivier Francois tarafından bağışlanmıştı.

Sinema çevresinden, aralarında Morgan Freeman, Sandra Bullock, Samuel L. Jackson gibi oyuncuların da bulunduğu 300 farklı isim, o gece kırmızı halının 300C’sini imzaladılar.

Sanatçılar tarafından imzalanan Chrysler 300C, haftaya açık artırmaya çıkacak ve geliri, Haiti’ye gönderilmek üzere Kızılhaç’a bağışlanacak.

Yapılan işe kötü demiyorum, diyemem. Devir bunu gerektiriyor. Bağışlandığı için bedeli vergiden düşülen 300C belki Haiti’de acı çeken birkaç kişinin göz yaşlarını dindirecek, Chrysler için de başarılı bir imaj çalışması olacak. Yapılanın yardımdan çok reklam olması modern çağın insanının ihtiyaç duyduğu bir şey oldu artık.

O insanların hüznünü paylaşıp sessizce yardım edemezsiniz. Chrysler yardımı sadece bir örnek. Açık artırmalarla, balolarla, danslarla yardım ediyoruz, müziğe 30 saniye ara verip “Haiti’nin acısını paylaşıyoruz,” dedikten sonra dansa devam ediyoruz. Oradaki insanlar ağlamaya devam etse de, biz reklamımızı en dokunaklısından yaparak marka imajımızı yükseklere taşıyoruz.

Madem kurallar böyle, demek ki oyunu kuralına göre oynamak gerekiyor.

İroni yapmıyorum; ne Chrysler’ı, ne de Golden Globe organizasyonunu eleştirmeye kesinlikle hakkımız yok. Haiti depreminin ertesi günü dünya basını nasıl yardım edebileceğini tartışırken Türkiye havai fişekler patlatarak İstanbul’un kültür başkenti olmasını kutluyordu. Ve adım gibi eminim ki, o kutlamayı yapanların da İstanbul’un kültürüne olan ilgileri, Haiti’deki depreme olan ilgilerinden farklı değildi.

Her şeye rağmen, Haiti adına teşekkürler Chrysler.

Chrysler 300C HaitiChrysler 300C “Haiti”

Chrysler 300C HaitiChrysler 300C “Haiti”

Yorumlara kapımız açık