Apr 24, 2010

Yazan Kategori Formula 1, Genel, Ralli | Yorum Yok

Kısa kısa

Kısa kısa

Hayatta her şey insanın istediği gibi olmuyor. Pit Cafe’yi fırsat buldukça birkaç yazı karalamak için açmıştım ve son günlerde o kadar yoğunum ki, birkaç satır bile yazamadım. Yakında Türkiye’ye dönüyorum, o zaman daha rahat olurum muhtemelen.

WRC’nin Türkiye ayağı İstanbul’da, seyirci özel etabı evimin birkaç yüz metre ilerisinde düzenlendi ama ben birkaç bin kilometre uzakta olduğum için dahil olamadım eğlenceye.

Sebastien Ogier’in ilk gündeki başarısı takdire şayandı, Loeb’ün galibiyeti de sürpriz değil. Rallinin en ilginç anı Hallı etabında Alexander Saliuk’un konmayı planlamadan uçmaya çalışmasıydı. Beş metreye kadar yükseldi sanırım, sonrası malum. Şuradan izlenebilir.

Genel klasmanda 12. olan Burcu Çetinkaya, bütün Türk pilotları geride bırakarak ilginç bir başarıya imza attı.

Kadıköy’deki seyirci etabını görmek isterdim ama olmadı, seneye artık.

Kenan Sofuoğlu Valencia’yı ikinci sırada tamamlayıp genel klasmanda liderliği Lascorz’a kaptırdı, bu hafta sonu Assen’de elde edeceği zaferle yeniden liderliğe yükselecek. Ten Kate Honda’nın evi olan Hollanda’da Kenan’a ev sahibi olmanın stresi de yüklenecek ama yarışı rahat kazanacağına inanıyorum.

Çin GP sezonun en heyecanlı yarışı oldu, Button her zamanki sakinliğiyle kazandı. Yumuşak sürüş stili sayesinde lastiklerini ve motorunu fazla zorlamadan yağ gibi ilerlemesini seviyorum bu adamın. Bu sürüş stiline zamanında BAR Honda’nın narin motorunu korumaya çalışırken alıştı sanırım.

Hırs küpü Hamilton mükemmel geçişlerle renk kattı yarışa. Bir diğer hırs küpü Alonso ise hırsının kurbanı oldu.

Bu yıl pay driver olarak yarışan Petrov, aynı istikrarı korursa geleceğin parlak isimlerinden biri olabilir.

Formula 1’da önemli olanın en hızlı aracı üretmek olmadığını yeniden görmüş olduk. Sezona iyi başlayan Red Bull, strateji savaşlarında otomobili kadar iddialı olamadı. Vettel’den hâlâ şampiyonluk bekleyemiyorum.

Nico Rosberg’i sevmem. Babasını da sevmezdim. 1982’de sadece bir yarış kazanarak şampiyon olmuştu Keke Rosberg. Nico da babası gibi sinsi sinsi gidip sezon sonunda kürsüyü zorlayacakmış gibi görünüyor.

Schumacher Ferrari’de kendine uygun otomobillerle yarışmaya alışmıştı, Mercedes GP’de henüz otomobile uyum sağlayabilmiş değil. Avrupa yarışları başladığında Schumacher’in de yükselmeye başlayacağını düşünüyorum.

Bridgestone Formula 1’dan ayrılıyor. 2005 ABD GP’de yaptığı terbiyesizlikten bir sezon sonra Formula 1’dan çekilen Michelin yeniden pistlere dönecek gibi. FOTA Michelin’i desteklerken, küçük takımlar Avon Cooper’ın katılmasından yana. Ayrıca Pirelli de F1’a adım atabilir, bekleyip göreceğiz.

2010 DTM sezonu bu haftasonu Hockenheim yarışıyla başlıyor. Timo Scheider üst üste üçüncü şampiyonluğunu kazanmaya çalışacak.

Jacques Lemans saatleri Türkiye Tırmanma Şampiyonası’nda Ünal Şenbahar’a sponsor olmuş, bu haber çok hoşuma gitti. Aston Martin için üretilen bir Jaeger-LeCoultre alana kadar en severek kullandığım saatim Jacques Lemans F5005 olmaya devam edecek.

F1 Istanbul GP için hazırlıklarınızı tamamlamadıysanız biraz hızlanın, çok az kaldı. İnsanlar Polonya’dan, İtalya’dan, İspanya’dan geliyorlar, bizim insanımız Ankara’dan gelmeye üşeniyor, bunu anlayamıyorum.

Kısa kısa bu kadar, İstanbul Park’da görüşmek üzere.

Yorumlara kapımız açık