Yazan Akay Kategori Genel | Yorum Yok
Otomobil blogları
Pit Café, henüz sekiz aylık bir blog. Fırsat buldukça yeni otomobil teknolojilerinden, lüks otomobillerden, ille de motor sporlarından bahsediyor, düşüncelerimi yazıyorum. Sizin de fark ettiÄŸiniz gibi öyle iddialı, “70 milyon bizi izliyor” havasında bir site deÄŸil burası. Yine de siteyi açarken tahmin ettiÄŸimin birkaç kat üzerinde takipçisi var ve bu da beni mutlu etmesi için yeterli oluyor.
Üstelik sitenin piyasada da biraz deÄŸer kazanmaya baÅŸladığını fark ettim. İki firma lansman ve araç testine davet etti, birkaç kez de pay per post yazı teklifi aldım. Son olarak da laf olsun diye katıldığım 2010 Blog Ödülleri’nin FIAT Otomobil Blogları kategorisinde 2. oldu Pit Café.
Elim değmişken bu durumu açıklayayım, sosyal medyanın reelde sosyalleşme ortamlarına pek katılmıyorum. O nedenle lansman ve araç testi davetlerini reddetmek zorunda kaldım. Blog Ödülleri törenine gitmeyi planlıyordum ama oraya da işlerimin yoğunluğu nedeniyle gidemedim.
Bununla birlikte, pay per post işinden de pek hoşlandığımı söyleyemem. Eğer bir firmanın ürünlerini veya yaptığı işleri takdir ediyorsam, bunu zaten anlatıyorum. Ancak beğenmiyorsam, 3-5 dolarlık ödeme için yalan söyleyemem. (Birkaç milyon olursa iş değişebilir.) Tabi ki bir firmanın pay per post teklifini kabul etmediysem, onu da burada ilan ederek firmanın imajını tekmelemem.
Bu blogun bana faydası sadece aklıma esenleri yazmamı saÄŸlaması deÄŸil, çok güzel insanlarla da tanışmamı saÄŸlaması oldu. Otomobil bloglarını eskiden de takip ederdim ama siteyi açınca daha dikkatli incelemeye baÅŸladım diÄŸer blogları. Özellikle Blog Ödülleri yarışması çok yararlı oldu ve Mali Selışık’ın eÄŸlenceli sitesini, Pit GiriÅŸi’ni, GeçiÅŸ LastiÄŸi’ni tanımış oldum.
En baÅŸarılı bulduÄŸum iki blog ise, Ali Ünal’ın Formula 1 hakkındaki derin analizlerini hayranlıkla okuduÄŸum efBir ile, Yalçın PembecioÄŸlu’nun geçtiÄŸimiz yıl Blog Ödülleri’nde en iyi otomobil blogu seçilen carluvr adlı sitesi oldu.
Türk medyası motor sporlarından anlamaz ve ilgilenmez. Motor sporlarında oldukça geri kalmış bir ülke olduÄŸumuz için, konu hakkında kitaplar bulmak da oldukça zordur. Fazla ilgilenen olmadığı için Türkçeye tercüme edilmiÅŸ kitapların fazla satılmayacağını bilen yayıncılar, tercüme iÅŸine de sıcak bakmazlar. İngilizce bilenler için sıkıntı yok ancak motor sporlarının Türkiye’de yaygınlaÅŸabilmesi, İngilizce bilmeyenlere de ulaÅŸabilmesine baÄŸlıdır.
Tüm bunları düşününce motor sporları hakkında analizler, kritikler ve makaleler için Türkçe kaynak olarak elimizde TürkiyeF1, TRF1 gibi siteler ve bloglar kalıyor. AkÅŸam sabah Türk televizyonlarında konuÅŸulan futbol gibi bir spor deÄŸil, haftada bir kez yarış özeti görünce şükrettiÄŸimiz bir konumda motor sporları. Popüler konularda blog yazanlar da elbette emek veriyorlar iÅŸlerine ancak motor sporları ve otomotiv gibi Türkiye’de sıkıntı yaÅŸayan konularda blog yazmak gerçekten emek ister.
Bununla birlikte, motor sporları konusunda belli bir kamuoyu gücü de yok. Bu konuda yapılan haksızlıklara, yaÅŸananlara medya pek pas vermediÄŸi için, isteyen istediÄŸi gibi at koÅŸturabiliyor. İzmit Körfez Pisti “çevredekiler gürültüden rahatsız oluyor diye” mühürleneli neredeyse bir yıl oldu ve bir tane gazeteci kalkıp madalyonun diÄŸer yüzünü araÅŸtırmadı. Yarışanların her biri ayrı dedikodudan bahsederken, doÄŸruyu bilen kiÅŸi sayısı yok denecek kadar az.
Kazanç peÅŸinde olmayan, kimseye yaranma sevdası gütmeyen bloglar, bu konularda bir medya gücü oluÅŸturabilir. Birlik olmaktan hiç anlamayan Türkiye’de, otomobil ve motor sporları blogları bazı konularda tek ses olmayı baÅŸarırsa, bazı ÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirecek güce ulaÅŸabilirler.
Motor sporları ve otomotiv hakkında emek veren, blog yazan tüm bloggerlara teşekkür ediyorum buradan.
Additional comments powered by BackType






