Jun 18, 2010

Yazan Kategori Dünden Bugüne Hikayeler, Genel, Motorsporları, Pist - Endurance | Yorum Yok

Çampeeyn!

Çampeeyn!

1967 yılının Le Mans 24 Hours yarışı, ABD’nin en önemli Le Mans zaferlerinden biriydi. Bir ABD takımı olan Shelby – American Inc., Amerikalı pilotlar Dan Gurney ve Anthony Josephy Foyt pilotajındaki Ford GT40 Mk. IV ile, İngiliz ve İtalyan pilotlarla yarışan İtalyan takımı SpA Ferrari’nin önünde yarışı kazanmıştı.

Yarışın en ilginç anlarından biri, gece olduğunda Mike Parkes tarafından selektörle sürekli taciz edilen Dan Gurney’in bir ara bıkıp Arnage virajında kenara çekmesi, Parkes’ın da çimlere, onun yanına çıkıp dakikalarca hareketsiz beklemeleriydi. Üçüncü sıradaki otomobile bile dört tur bindirmiş olmanın rahatlığıyla kenarda beklemişler, sonunda pes eden Parkes yarışa devam etmişti. Bu kez Parkes’ın arkasına geçen Gurney aynı tacize başlamış, kovalamaca ve selektörlü tacizler gün ışıyana kadar devam etmişti.

Bu yarışı motorsporları açısından önemli kılan ise, Mike Parkes ile girdiği mücadeleyi kazanan Dan Gurney’in podyuma elinde bir şişe şampanyayla çıkması oldu. Aşağıda, kendisini alkışlayanlar arasında gazeteciler, takım arkadaşları, takım patronu Carroll Shelby ve Ford CEO’su Henry Ford II vardı.

Fotoğraf: “Spray it Again Dan” © 1967; Flip Schulke

Yarışı kazanmanın sevinciyle elindeki şampanyayı sallayıp aşağıdakilerin üzerine boca eden Dan Gurney o gün motorsporlarında yeni bir podyum geleneği başlattı. Diğer yarış serileri hiç vakit kaybetmeden bu eğlence anlayışını kopyaladılar, podyum törenleri şampanyalarla ıslanmaya başladı.

Life dergisinin fotoğrafçılarından Flip Schulke, olayı şöyle anlatıyor:

“Bir fotoğraf çektim ve hemen çöktüm. Herkes şampanyayla ıslanıyordu. Gurney sakinleştiğinde yanına çıktım, şişeyi imzalayıp bana verdi.”

Schulke, şişeyi yıllarca Florida’daki evinde saklamış, şamdan olarak kullanmış. Yıllar sonra, Dan Gurney emekli olunca California’daki evinde ziyaretine gitmiş ve şişeyi de teslim etmiş. “Her şeyin ardından, şişeye sahip olması gereken O’ydu,” diyen Schulke, bir geleneğin başladığı dakikaları fotoğraflamış olmaktan mutlu.

Yorumlara kapımız açık