Yazan Akay Kategori Genel | 24 Yorum
Sürat felaket midir?
GeçtiÄŸimiz günlerde birkaç milletvekili ortaya bir fikir atmışlar ve otoyollarda hız sınırının yükseltilmesine yönelik bir kanun teklifi vermiÅŸler. Teklife göre mevcut kanunda 70 km/s olan refüjle ayrılmış yol sınırı deÄŸiÅŸtirilmezken, bölünmüş yollarda 90 km/s olan sınır 110 km/s’ye, otoyolların 110 km/s sınırı da 130 km/s’ye çıkarılmış. Bu güzel bir teklif, umarım kabul edilir.
Ancak herkes gibi, benim de bazı çekincelerim var.
Bugün çıkıp bir yerel yarış organizasyonuna katılmak isteseniz, öyle otobana çıkar gibi çıkamazsınız piste. Lisans almanız, gerekli ekipmanları edinmeniz ve aracınızı gerekli güvenlik standartlarına uygun hale getirmeniz gerekir. Çünkü sürat yapacaksınız, risk alacaksınız ve kaza yapmanız durumunda sizi kurtaracak olan şey, alacağınız güvenlik önlemleri olacak.
Siz kendi yaşamınıza değer vermeseniz bile, yarışın organizatörleri başınıza bir şey gelmesi durumunda vebal altında kalmamak için güvenlik önlemlerini şart koşarlar size.
Ancak yanınızda eÅŸiniz, çoluk çocuÄŸunuzla yola çıkacak olursanız, sizin yapacağınız kazanın vebalini kimse üstlenmez. Gerekli güvenlik önlemleri ÅŸart koÅŸulmaz, sadece aptal bir “sürat limiti”ne uymanız beklenir.
Devlet 3-5 basit sorunun ardından ehliyet verir, otomobil üreticileri birkaç basit testi geçen otomobilleri “en ucuzu bizde” diye utanmadan satar, siz de bir salak gibi gidip bu otomobilleri satın alarak kullanırsınız.
2010 yılında 80′li yılların güvenlik önlemlerine göre otomobiller üretip, ucuza satarak sürümden kazanmak isteyen otomobil üreticileri ve o üreticilerden alışveriÅŸ yapanlar yüzünden, kendi yaÅŸamına deÄŸer veren, trafikte güvenle seyretmek isteyenlerin de özgürlüğü sürekli kısıtlanmaktadır.
2010 yılındayız ve otobanlarda azami sürat limiti hâlâ 110 km/s. Türkiye’de ABS ve hava yastığı opsiyonel olarak sunulurken de böyleydi, standart hale geleli yıllar geçmiÅŸ olmasına raÄŸmen hâlâ aynı.
Neden? Çünkü hâlâ hava yastığı olmayan, hidrolik direksiyonu ‘90 model Toros sertliÄŸinde olan, ABS’in opsiyon olarak sunulduÄŸu otomobiller üretilip satılıyor. Moose testi geçemeyen, Euro NCAP testlerinde paramparça olan otomobiller, sadece ucuz oldukları için alıcı buluyorlar. Ve bu otomobillere binen insanlar sürat yapıyorlar, yanlarında akrabalarını, çocuklarını gezdiriyorlar.
Trafikteki asıl saçmalık budur iÅŸte. 1.2 Lt. motorlu, 900 kg ağırlığındaki bir otomobile 200 km/s kadran koyarsanız, o otomobil kârını zararını bilmeyen bir adamın eline geçtiÄŸinde en tehlikeli kazalara davetiye çıkarır. Devlet istediÄŸi kadar yırtınsın “otobanlardaki sınır 110 km/s’dir” diye. 64 km/s üzerinden yapılan Euro NCAP testinde paramparça olan bir otomobil, devletin koyduÄŸu sınır olan 110 km/s ile kaza yaptığında içindekilerin saÄŸlam kemiÄŸi kalmaz.
Eğer ölümlü trafik kazaları engellenmek isteniyorsa, belli standartların altındaki otomobillerin trafiğe çıkmasına izin verilmemeli.
Peki böyle bir şeyi otomobil üreticilerine söylerseniz ne olur? Söylediğinizle kalırsınız. Çünkü onların parası çok ve parası çok olanlar Lidyalılardan beri güçlüdür.
Serbest piyasa ekonomisinde her üretici kendi kalitesine göre bir şeyler üretir ve satar. Ürünü dandik diye kimseyi suçlayamayız. Ancak bile bile lades diyen, yanında sevgilisi, eşi, çocuğuyla beraber bu arabalara binenlere iyi gözle bakamam. Tekrar ediyorum, 64 km/s üzerinden yapılan Euro NCAP testinde paramparça olan bir otomobile çocuğuyla binip 110 km/s ile giden adamın yaptığı intihar ve cinayete teşebbüs değil de nedir?
Otobanlardaki 110 km/s sınırı hangi standartlar göz önüne alınarak kondu bilmiyorum. Frenaj mesafesini düşünsek, benim aracımın fren mesafesiyle (atıyorum) Fiat Palio’nun fren mesafesi neredeyse birbirinin iki katı. Neye göre alınıyor bu karar?
Dandik otomobil üretenlere ve o otomobillerin müşterilerine dur diyemeyeceğimize göre, geriye bir çare kalıyor:
Vergilendirmede olduğu gibi, sürat sınırlamasında da otomobile göre karar vermek. Karayolları Genel Müdürlüğü müdür, Ulaştırma Bakanlığı mıdır, artık kim ilgileniyorsa bu konuyla, kursun bir komisyon, Türkiye piyasasında satılan tüm otomobillerin test sonuçlarını alsın ve otobanda azami kaç km hızla güvende olabileceklerine karar versin.
3.5 lt motorlu, seramik frenli, 90 – 0 km/s mesafesi 35 metre olan bir otomobille 1.2 lt motorlu, ABS bile olmayan, 90 – 0 km/s mesafesi 100 metreyi bulan bir otomobili azami sürat sınırlamasında aynı kefeye koymak saçmalık ve bu saçmalık sadece Türkiye’de deÄŸil, dünyanın her yerinde var.
Oh, elbette böyle deyince özgürlük ve eÅŸitlik savaşçıları “zenginsin diye sürat yapma hakkı kazanamazsın, eÅŸitlik var adalet var” diyecekler. Bahsedilen adalet bindiÄŸim otomobilin vergilerinde, sigortasında yokken, varsın süratinde de olmasın diyorum.
Aksi takdirde, gayet güvenli bir şekilde 200 km/s yapabilecek otomobillerle 120 km/s üzerine çıktığında kendini kaybeden otomobiller sürat güvenliği konusunda aynı kefeye konmaya devam edecek ve otobanlardaki 110 km/s hız sınırı bugün olduğu gibi gelecekte de hiçbir anlam ifade etmeyecek.
Tabi ki konu sadece otomobillerle ilgili de deÄŸil. Türkiye’deki yollar her ne kadar 10 yıl öncesine göre daha iyi durumda olsa da, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde asla göremeyeceÄŸiniz, görürseniz sorumlularını korkunç tazminatlara mahkûm edebileceÄŸiniz sürprizlerle dolu.
Yapılan yamalar yüzünden “patchwork” tekstil çalışmalarına dönmüş otobanlar, hiç beklenmedik bir yerde aniden karşınıza çıkan çukurlar, yapıldıktan 6 ay sonra çöken, bozulan asfaltlar, dever hesabını bilmeyen mühendislerin her dönen tarlalara uçsun diye hazırladığı virajlar, yapılan yol çalışmalarından sonra yeniden çizilmeyen ve eskisini takip edince sürücüyü bariyerlerle buluÅŸturan ÅŸerit çizgileri gibi ucubelikler, Türkiye’deki karayollarının karakteristik özellikleri.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün, UlaÅŸtırma Bakanlığı’nın, yerel belediyelerin el birliÄŸiyle ulaÅŸtığı baÅŸarısızlık abideleri olan yollar, azami sürat sınırlarında deÄŸil, 50 km/s ile giderken bile kazaya neden olacak halde uzanıyorlar.
Yolların durumu göz önüne alındığında, hız sınırlarının yollara göre düzenlenmesi de mümkün görünüyor. Karayolları detaylı bir ÅŸekilde incelenip, kaç kilometreye kadar güvenli olduÄŸuna karar verilerek, sürat sınırlaması yolun kalitesine göre de yapılabilir. Türkiye’nin her tarafındaki bölünmüş yolları ve otoyolları aynı kalitedeymiÅŸ gibi düşünüp, hepsine aynı kuralı koymak anlamsız oluyor. Kilometreler boyunca virajı olmayan, dümdüz uzanan bir otoban ile asfaltı kalitesiz ve bol virajlı bir otoban aynı kefeye konulamaz.
Türkiye birçok konuda olduÄŸu gibi trafik kurallarında da kanun koyan ancak yürütemeyen bir ülke konumunda. Radar noktaları belli, polislerin yeri belli. Sürekli 200 km/s ile gidip radar noktasında 90 km/s sürate inenler “güvenle” yolculuk ederken, sürekli kurallara uymasına raÄŸmen bir anlık dalgınlık sonucu radara 120 km/s ile yakalananlar “trafik canavarı” kabul edilerek cezalandırılıyor.
Bunu bilen yurdum şoförü de, bulduğu her düzlükte otomobili ne kadar giderse o kadar basıyor. Otoyollarda azami sürat kurallarına uyan kaç kişi var?
Şahsen ben uymuyorum, uyamıyorum. Aracımı da kendimi de biliyorum ve devletin koyduğu kurallara göre değil, fizik kurallarına göre yolculuk ediyorum. Ve 260 km/s ile giderken, 90 km/s ile tıngır mıngır ilerleyen birçok insandan daha güvenli seyahat ettiğimi de biliyorum.
Sürat yapmak ve kötü araba kullanmak birbirinden çok farklı şeyler.
Yorumlara kapımız açık
Additional comments powered by BackType







Bu konuda bir saçmalamam vardı şu adreste, http://sacmalamacalar.blogspot.com/2009/08/bireysel-trafik-kurallar.html ama blog açılmamakta ısrarlı. Analytics kodu yüzünden olmalı. Yaşasın Alıştırma Bakanlığı!
This comment was originally posted on FriendFeed
Saçmalama deÄŸil, gayet mantıklı olmuÅŸ. Hız limitleri baÅŸta olmak üzere trafik kurallarını standart hale getirmeye çalışmak doÄŸru olmuyor. Ehliyet puanlama sistemi doÄŸru bir düşünce ama Türkiye’de böyle bir ÅŸey hayalden öteye gidemez maalesef. Ehliyet verirken göz, refleks gibi muayenelerden geçiyoruz da, ehliyetini 50 yıl önce almış 70′lik amcalar o zamanki saÄŸlık durumlarına göre aldıkları ehliyetle dolaÅŸmaya devam ediyorlar. O da 90′la gidiyor, ben de. Sebep? Standart olacak. Saçmalık.
This comment was originally posted on FriendFeed
En önemli konu yolların durumu. Nereye gittiysem ters açılı virajlar, yanlış yol iÅŸaretlemeleri, kötü yol kalitesi. Orayı 25 km/h + ile dönmek dışa kayıp virajdan çıkan sayısını çok arttırır. Ama bu aralar halk ne isterse o oluyor ya, halk beÄŸenecekse yap gitsin…
This comment was originally posted on FriendFeed
bildiğim kadarı ile japonya da, nitelikli araban varsa hız sınırı daha yüksek. seni durdurduklarında arabana bakıyorlar, ona göre ceza veriyor ya da vermiyorlar ;)
This comment was originally posted on FriendFeed
Ozan, yanlış blogta yayınlamışsın yazıyı. Çok mantıklı yazdıklarının hepsi.
This comment was originally posted on FriendFeed
Mantıklı yazılar saçmalama olarak kabul ediliyor artık Ebru. Yeni keÅŸfettim Ozan’ın blogunu, çok güzel yazılar var. @mat yazıda da belirttim, dever hesabı yapmayı bilmeyen adamlar yol yapıyorlar, dışbükey virajlar var bizim otobanlarımızda. Sürate gerek yok, gayet temkinli gidenler bile tehlikeli durumlara düşebiliyorlar.
This comment was originally posted on FriendFeed
@Koray olması gereken de bu zaten. 85 model Murat 124 ile 2008 model BMW M6 aynı süratte güvende olamaz. Devletin koyduÄŸu sınır biri için üst limitten bile tehlikeliyken diÄŸeri için sıkıcı ve motor düşmanı bir sürattir. Japonya’da öyle mi bilmiyorum ama deÄŸilse bile doÄŸrusu bu ÅŸekilde olmalı.
This comment was originally posted on FriendFeed
Yazilan yazilar oldukca guzel. Ama, bunca seyi okuduktan sonra aklima ilk gelen sey; "Bunyesi alkolu kaldiran insanlara da kanunlarda bir olur yolu bulunmali." oldu. Ayrica, AB istatistiklerine gore, 20′li yaslardaki kaza orani, 60 yas uzeri ortalamasina gore kat be kat daha fazla(esimin durmakta olan arabasina carpan 82′lik birisi sayesinde, polis tarafindan bize soylenen bir istatistik.)
This comment was originally posted on FriendFeed
şoför tecrübesi ve yeteneği de bi kriter olmalı o zaman.. araç tek başına değil..
This comment was originally posted on FriendFeed
Sadi’ye katılıyorum. senin yazında da var zaten. Kullanıcının yeteneklerine göre belirlensin hız sınırı arabanın kapasitesinin yanısıra. Bana ceza yazan bir trafik polisi bile söylemiÅŸti bunu.
This comment was originally posted on FriendFeed
@sadi, olsun. Sürat yapmak isteyenler ekstra testlere tabi tutulsun mesela? Zorlu testlere girelim ve devlet sürat yaptığımızda nasıl davranacağımızı öğrensin, ona göre not versin ehliyetimize. Mevcut sistemde ceza yedikçe puanımız düşüyor ama iyi bir hareketimizde puanda değişiklik olmuyor. Bence dediğin mantıklı.
This comment was originally posted on FriendFeed
mesela ben iki duble rakı içince daha güzel kullanıyorum araba.. ne yani olamaz mı?
This comment was originally posted on FriendFeed
hahahahaha iyi duruştu 5 puan, akay bey arabanızı çok güzel parketmişsiniz, hadi bizden 10 puan :)
This comment was originally posted on FriendFeed
O sana kalmış, karışmam. Alkolün etkisi de kişiden kişiye değişir, 4 dubleye kadar her yola çıkarım ama 5 olursa öldürsen geçmem şoför koltuğuna. Gerçi alkol konusu farklı biraz, net ölçüm yapılamıyor, otokontrole kalmış iş.
This comment was originally posted on FriendFeed
ahaha neden olmasın ki? Trafikte yaptıklarımız değil sadece, "ehliyet puanını yükseltme kursları" olsun mesela, gidelim oraya, ekstra testlerle, sorularla, uygulamalarla ispatlayalım kendimizi, yükselsin puanımız? Olur bence :)
This comment was originally posted on FriendFeed
ha bi de yol durumu falan faktör.. tehlikeli kesimlerde hız limiti (50) şeklinde değil de, (-10) ile bildirilmeli mesela.. senin hız iznin artı arabanın hız izni eksi yol durumu limiti falan.. aslında bizler için çok karışık değil ama ortalama trafik embesilleri için içinden çıkılmaz bi hal alıyor bu gittikçe.. limit hesaplamaktan adam otomobil kullanamaz.. sabit hız limitleri kötü fikir değil bu durumda :)
This comment was originally posted on FriendFeed
her ilave eğitimle alınacak yıldızlar +5 limit versin mesela.. ehliyete işlensin bunlar.. olur bak bu..
This comment was originally posted on FriendFeed
Mümkün :)
This comment was originally posted on FriendFeed
kirmizi kurdele de taksinlar.
This comment was originally posted on FriendFeed
Sebep?
This comment was originally posted on FriendFeed
okumayi ilk sokene verilen kurdele gibi. az kaza, az hata, bol yildiz = kirmizi kurdele.
This comment was originally posted on FriendFeed
Periyodik olarak belli dönemlerde uygulamalı sınavlar olur, o sınavların sonuçlarına göre her ehliyetin bir sınıfı olur. Nasıl ki B, E gibi sınıflar ehliyet sahibinin kullanabileceÄŸi araçları belirliyor, her ehliyet sınıfının kategorileri de ehliyet sahibinin sürüş kalitesini belirler. Yahu otobüs firmaları bile yapıyor bunu, Mercedes’in kocaman altın yüzüğünü takan amcalar kuyumcudan almıyorlar o yüzükleri. Genele yayılması gayet mantıklı olur bence.
This comment was originally posted on FriendFeed
Hadi, hazırlıyorum kanun tasarısını. İmzalayıp yollarız. :)
This comment was originally posted on FriendFeed
Tamam sen hazırla, benim hazırladığımla birleştirip imzaya açalım :)
This comment was originally posted on FriendFeed