Jul 14, 2010

Yazan Akay Kategori Dünden Bugüne Hikayeler, Genel, Otomobil Üreticileri, Tarihe Karışanlar | 9 Yorum

Bir adam ve rüyası: Tucker

Bir adam ve rüyası: Tucker

“Biz çocukluÄŸumuzdan beri baÅŸarı hikâyeleri okuduk. Hani serbest piyasa önümüzü açacaktı? Hani güzel fikirler alkışlanacaktı? Bunların hepsi yalanmış. EÄŸer bugün yaÅŸasalar Edison kablolarla oynadığı için tutuklanacak, Wright kardeÅŸler ruhsatsız uçurtma uçurmaktan yargılanacaklardı. Benim suçum geç kalmak mı? Benjamin Franklin’in alkışladığı hareketler ÅŸimdi neden suç oluyor? İyi ki bir bomba yaptık, meÄŸer kendi kendimizi patlatmışız. Japonları ve Nazileri yendiÄŸimizi sanıyoruz, göreceksiniz yakın bir gelecekte Japon malı radyolar dinleyecek, Alman arabaları kullanacağız. Yeni fikirlere kulak tıkarsanız, kendiniz tıkanırsınız. Devletime inanamadıktan sonra niye çalışayım?”

Preston Tucker, üç büyüklerin iftiraları sonunda devleti dolandırmakla suçlanıp, mahkemeye çıktığında anlatmıştı bunları. Öyle bir adamdı ki, otomotiv sanayiinin yapması gereken hamleleri yıllar öncesinden görmüş, tek modelde onlarca yeniliÄŸe imza atmış, ancak sonu bizim Devrim’den farksız olmuÅŸtu.

Tucker’ın macerası, 1903 yılında Preston Tucker’ın doÄŸumuyla birlikte baÅŸlar. Babasını iki yaşındayken kaybeden Preston öyle bir ufaklıktır ki, otomobil dendiÄŸinde yerinde duramaz, her gördüğü motorlu taşıtın peÅŸinden koÅŸar. İlk kez direksiyona oturduÄŸunda henüz 11 yaşındadır. 16 yaşına geldiÄŸinde eski otomobilleri satın alıp tamir etmeye ve satmaya baÅŸlar. Böyle bir iÅŸ için henüz genç olduÄŸuna karar verince Detroit’te Cass Technical High School öğrencisi olur. Fakat derslerin sıkıcılığına dayanamaz, iÅŸi yerinde öğrenmek için ayak iÅŸleri yapmak üzere Cadillac’da çalışmaya baÅŸlar.

Caddelerdeki polis kovalamacalarını görünce polislerin hızlı arabalarına merak salar, annesinin itirazlarına raÄŸmen polis olmaya karar verir. Fakat birkaç aylık polislik macerası henüz 19 yaşında olması nedeniyle, annesinin Lincoln Park Polis Departmanı’na yaptığı itiraz üzerine sonlanır.

1923 yılında, henüz 20 yaşındayken Vera Fugo ile evlenir ve birlikte bir benzin istasyonu iÅŸletmeye baÅŸlarlar. Sadece benzin istasyonu yetmez, günde birkaç saat uykuyla yetinen Preston, gündüzleri istasyonu eÅŸine emanet ederek Ford’da işçi olarak çalışmaya devam eder. Ardından yeniden polislik yapmaya baÅŸlar ancak polis otomobillerini daha hızlı gitmeleri için modifiye ettiÄŸi ortaya çıkınca açığa alınır.

Polislik macerası temelli bitince Mitchell W. Dulian ile birlikte Studebaker markasının Detroit bayiliÄŸini alır. Dulian ile iÅŸler iyi gidince Memphis’e taşınarak lüks oto bayiliÄŸi yapmaya devam eder. Ardından Chrysler’ın Memphis bayiliÄŸini de alan Preston, bu kez Pierce-Arrow’dan gelen teklifi kabul ederek, Pierce-Arrow bayisi olmak üzere Buffalo, New York’a gider. İki yıl sonra Pierce-Arrow bayiliÄŸini bırakarak, Dodge bayisi olmak üzere Detroit’e geri döner.

Arabaları bu kadar seven bir genç, sadece satışla uÄŸraÅŸacak deÄŸildir elbette. Yarışlara merak salıp sürekli pistleri arşınlayan Preston, bir gün Indy-500 efsanesi Harry Miller ile tanışarak yeni bir dönüm noktası yakalar. Harry Miller ile baÄŸlantıları sıkılaÅŸtırmanın peÅŸine düşünce iÅŸi gücü bırakarak Indianapolis’e taşınır, gecesini gündüzünü pistlerde geçirmeye, Harry Miller’dan ders almaya baÅŸlar. Bir yandan da bir bira firmasının ulaÅŸtırma departmanında çalışarak ekmek parasını kazanır.

Mükemmel motorlar geliÅŸtirip, yarış arabaları tasarlayan Harry Miller, iyi bir mühendis olmasına raÄŸmen pek baÅŸarılı bir iÅŸadamı sayılmaz. 1933 yılında iflas eder, çeÅŸitli giriÅŸimlerde bulunsa da baÅŸarılı olamaz. Harry Miller’ın tecrübelerine güvenen Preston, 1935 yılında onu ikna eder ve birlikte bir yarış otomobili ÅŸirketi kurarlar. İlk iÅŸleri Henry Ford için Ford V-8 motorlarını geliÅŸtirmek olur, 1943 yılında Miller’ın ölümüne kadar gayet baÅŸarılı iÅŸler çıkarırlar.

Harry Miller’ın ölümü, Preston Tucker için sadece iÅŸ arkadaşını kaybetmek deÄŸil, en iyi dostunu kaybetmek anlamına da gelir. Büyük bir boÅŸluÄŸa düşer, iÅŸi gücü bırakıp inzivaya çekilir.

Preston, 1935 – 1943 arasını Miller ile yarış otomobilleri tasarlamakla geçirir ama sadece pistlerde deÄŸil, her yerde sürati sevmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndaki yavaÅŸ ve dayanıksız askeri araçları görünce daha iyisini yapacağını düşünür, Michigan’da bir çiftlik evi satın alarak, ailesiyle birlikte bir süreliÄŸine oraya taşınır.

Tucker imzalı ilk motorlu taşıt, Michigan’daki çiftlik evinden çıkar: Tucker Tiger.

Tucker Tiger, üzerinde şeffaf bir bir taret taşıyan, zırhlı ve süratli bir piyade aracıdır. Packard V-12 motorla 185 km/s hıza ulaşan bu zırhlı araç, Amerikan ordusunu bile korkutur ve ordu aracın aşırı süratli olduğunu söyleyerek kullanmak istemez.

Tucker Tiger, Preston Tucker’ın yiyeceÄŸi kazıkların ilk habercisi olur. Orduya satılmayınca tedavülden kaldırılan Tiger’ın birçok özelliÄŸi, daha sonra Jeep tarafından üretilen askeri araçlarda kullanılır.

Üzerindeki ÅŸeffaf taret ise o kadar tutulur ki, hem donanma, hem de hava kuvvetleri tarafından kapışılır. Fakat patent belgeleri nasıl olduysa(!) kaybolur ve PT boat’lardan B-29 bombardıman uçaklarına kadar birkaç sene öncesine kadar kullanılan taretten Preston Tucker bir cent bile kazanamaz.

Tucker, 2. Dünya Savaşı’ndan da yararlanarak, ordu ile çalışmayı kafasına koymuÅŸtur. 1940 yılında ilk resmi ÅŸirketini Tucker Aviation Corporation adıyla kurar ve Tucker XP-57 adını verdiÄŸi savaÅŸ uçağı prototipini hava kuvvetlerine sunar. 2. Dünya Savaşı’nda kullanılmak üzere ordu tarafından kabul gören prototip, üretilmeye baÅŸlasa da Tucker’ın maddi sıkıntıları nedeniyle ÅŸirket zora düşünce anlaÅŸma iptal edilir ve Tucker XP-57 yalan olur.

1942 yılında, tekne üretip donanmaya satan Andrew Jackson Higgins ile bir ortaklığa giriÅŸen Tucker, Higgins’in ürettiÄŸi botlar için motor geliÅŸtirmeye baÅŸlar. Fakat Higgins’in ticari zekâsına yenik düşer ve 1942′de ismini Higgins-Tucker Aviation olarak deÄŸiÅŸtirdiÄŸi ÅŸirketini, 1943 yılında tamamen Higgins’e devrederek yeniden Michigan’a taşınır.

1943, Tucker için en kötü yıllardan biri sayılabilir. Hem yarış otomobilleri ürettiği ortağının ölümü, hem de kurduğu ilk şirketin elinden gitmesiyle dımdızlak ortada kalmıştır.

Michigan’a dönünce bir süre sessiz sakin oturur.

BoÅŸ boÅŸ otururken bir yandan Amerikan oto sanayiinin liderlerini, bir yandan da halkın ihtiyaçlarını inceler. General Motors, Ford ve Chrysler’den oluÅŸan üç büyükler, halkın istediklerini umursamadan iÅŸ yapmaktadır. Halk daha güvenli, daha hızlı, daha konforlu otomobiller isterken üç büyükler eski teknolojileri itelemeye devam ederler, pazara girmeye çalışan Alman ve Japon üreticileri hükümetin desteÄŸiyle alaÅŸağı ederler.

Studebaker’ın daha inovatif sayılabilecek çalışmalarını inceleyen Preston Tucker, üç büyüklerden çok daha iyi bir otomobil yapabileceÄŸine karar vererek yeniden gaza gelir ve çalışmalara baÅŸlar.

Aracın tasarımını kendisi yapar, sadece son ÅŸeklini vermek için Alex Tremulis adlı bir tasarımcıyla 6 gün çalışır. Tucker’ın ilk tasarımı, 1946 yılında Science Illustrated dergisinde yayınlanır. Aracın tasarımına hayran kalan yazar, “tekerlekli torpido” ünvanını takarak yazmıştır makalesini. Otomotiv dünyası bu yeni tasarımla çalkalanır, halk “torpido”ya bayılır. Preston Tucker, modelin adını Tucker 48 Sedan olarak ilan etse bile araç Tucker Torpedo olarak tanınır.

Tucker Torpedo, o güne kadar bilinen Detroit teknolojilerinin hayal bile edemeyeceÄŸi bir otomobildir. 7 koltuklu otomobilin torpido biçimli aerodinamik yapısı o güne kadar üretilmiÅŸ modeller arasında en iyisidir. Ön tarafta üç far bulunur, ortadaki sabit dururken iki far direksiyonun döndüğü yöne göre hareket ederler ve kör nokta bırakmazlar. O güne kadar yarışlarda bile kullanılmamış olan bir ÅŸeyi, ‘emniyet kemeri’ni bulur, tüm koltuklara emniyet kemeri takar.

Kazalarda cam kırıklarının neden olabileceği tehlikeleri bertaraf etmek için pencerelerde cam yerine şeffaf plastik kullanır ve bu pencereleri de kaza durumunda dışarı fırlayacak şekilde tasarlar.

Hava yastığı o günler için pek akla gelecek bir teknoloji olmasa da, en azından torpido gözü üzerindeki metalleri azaltır. O dönemin modası olan nikelajları, metalleri kaldırır ve ön konsolu yumuşak kauçuk ve süngerlerle donatır.

Arkadan itişli araçtaki 6 silindirli düz motoru arkaya yerleştirir, çevresini saran koruma barlarını bir roll-bar ile tavana bağlayarak olası kazalarda motorun yolculara zarar vermesini engellemeye çalışır. Yaptığı envai çeşit geliştirmelerle dönemin en tutumlu motorunu ortaya çıkarır.

Tucker Torpedo, bağımsız süspansiyon, su soğutmalı motor, disk frenler ve aracın birçok fonksiyonunun direksiyondan kumandası gibi birçok yenilik taşımaktadır.

Tucker Torpedo’nun en önemli özelliÄŸiyse, tasarımıdır. Rüzgar sürtünme katsayısı 0.27 olan otomobille aynı rakamı paylaÅŸan tasarımları bulmak bugün bile çok zor.

Preston Tucker tüm bu özellikleri yüklediği otomobille ortaya çıkınca, bu iş üç büyükleri çok rahatsız eder. Büyük firmalar bu geliştirmelerin bazılarını daha önce düşünmüş olsalar bile pazara sürmek istemezler. Tüm gelişmiş özellikleri bir kerede pazara sürerseniz sonraki versiyonda sunacak yeni özellik kalmaz. Hem rakip olmadığı için araçlar mevcut özelliklerle de zaten satılmaktadır, yeniliğe ne gerek var ki?

Tucker’ın otomobili proje olarak hazırdır ama, üretmek için ne bir tesisi ne de sermayesi vardır. Sermaye sahipleri ve hükümet Preston Tucker’ı duymazdan gelince sesini duyurabilmek için görece güçlü bir adam olan Harold A. Karsten’ı yardıma çağırır. Karsten, Tucker’a yardım ederse diÄŸerleriyle arasının açılacağını bilir ama yine de bir toplantı ayarlar.

İki kafadarın düzenlediÄŸi yemekli toplantıya çeÅŸitli yatırımcılar ve sermaye sahipleri katılır, Preston Tucker’ın anlattıklarını dinlemeye baÅŸlarlar. BaÅŸlarda gayet iyi giden Preston, sermayedarların ilgiyle dinlediÄŸini görünce heyecana gelir, anlattıkça anlatır. Detroit üretimi modellerin yaptığı kazaları, içinden çıkan cesetlerin fotoÄŸraflarını gösterir, Karsten kaÅŸ göz yapıp susmasını söylese de aldırmaz, konuÅŸtukça konuÅŸur, iÅŸi Detroit patronlarını cinayetle suçlamaya kadar vardırır.

Üç büyüklere karşı böylesine bir düşmanlık beklemeyen yatırımcıların hepsi bir yana kaçar, sadece Robert Bennington birlikte çalışmayı kabul eder.

Aslında Bennington, bu toplantıya katılanlar arasında Tucker’ın en çok iÅŸine yarayacak adamlardan biridir. Zamanında Plymouth, Ford gibi firmalarda çalışmış, inovatif fikirleri yüzünden tutunanamamıştır. Üstelik tanıdığı senatörler yardımıyla farklı destekler de getirebilecek kapasitededir.

Nitekim yeteneÄŸini konuÅŸturur, sadece sermaye bulmakla kalmaz, tesisi de ayarlar. Hükümet, tam 1.922 km² (475 acre) geniÅŸliÄŸindeki Dodge fabrikasını Tucker’a tahsis eder. SavaÅŸ döneminde uçaklara motor üreten, savaÅŸtan sonra kapanan fabrika da böylece faaliyete geçer ve hükümet sendikaların baskısından kurtulmuÅŸ olur.

Hükümet, Tucker’a fazla zorluk çıkarmaz. Onların tek istediÄŸi yaklaÅŸan seçim döneminde otomobil işçilerinin ve sendikaların baskısından kurtulmaktır. Fabrikayı Tucker’a tahsis ederek hem sendikaları susturmuÅŸ, hem de giriÅŸimcilere destek verdiÄŸini göstermiÅŸ olacaktır. Tucker’a Temmuz 1946′da fabrikayı teslim edip, Eylül 1947′de 50 araç hazır olduÄŸu takdirde 15 milyon dolar kredi vereceklerini söylerler. Zaten yapamayacağını, bu sayede fabrikayı geri alacaklarını düşünürler.

Tucker, bir yılda 50 otomobil üretmeyi çantada keklik olarak gördüğünden oldukça sevinçlidir fakat üç büyükler öyle düşünmezler.

Hükümeti de kafakola alan büyük sermayeler, Tucker’ı dört koldan sıkıştırmaya baÅŸlarlar. Büyük toptancıların neredeyse tamamı kapılarını Tucker’ın yüzüne kapatır, arabalarını üretmek için çelik alacak yer bile bulamaz. Prototipleri hazırlamak için hurdalıklardan araba toplar, tasarımcı Alex Tremulis ile birlikte o hurdaları döverek ÅŸekillendirmeye çalışırlar.

O esnada büyük sermayelerin yönettiÄŸi medya da boÅŸ durmaz ve fırsatını bulup arabanın çeÅŸitli fotoÄŸraflarını çekerek “tin goose (teneke kaz)” lakabıyla gazetelerde yayınlarlar. Medya sürekli iÅŸin batacağını, Preston Tucker’ın hiç de düzgün bir adam gibi görünmediÄŸini pompalar durur.

Tucker, otomobilde 150 HP motor sözü vermiÅŸtir. Ancak ürettikleri motorda sürekli sorun çıktığından, farklı motorlar denerler. Önce Lycoming planör motorunu denerler fakat bu motor arka tarafa sığmaz. Bu kez helikopter motoru üreten Franklin adlı bir firmadan motor satın alır. 5.5 Lt hava soÄŸutmalı motor, 166 HP su soÄŸutmalı hale çevrilir ve tam gaz 150 saat test edilerek test edilir. Motordan memnun kalan Tucker, kaynağı garantiye almak için Franklin’i satın alır.

Tam motor sorunu aşıldığında, bu kez ÅŸanzıman problemiyle karşılaşılır. Kullanılması planlanan Cord ÅŸanzıman, Franklin motorla uyum saÄŸlamaz. Buick’in ünlü Dynaflow ÅŸanzımanını bulan tasarımcı transfer edilir ve Tuckermatic adı verilen yeni bir ÅŸanzıman imal edilir. Ancak üretim aÅŸaması oldukça sancılı olan ÅŸanzımanda prototipin yetiÅŸmesi için geri vites iptal edilir.

Her ÅŸeye raÄŸmen çalışmaya devam eden Tucker, ilk prototipini sunmak üzere 19 Haziran 1947 tarihinde bir lansman düzenler. 3.000′den fazla davetli o gün fabrikayı gezer, Tucker’ın baÅŸarısını takdir ederler. Fakat aracın tanıtım aÅŸamasına gelindiÄŸinde bir süspansiyon sorunu yaÅŸanır ve araç hareket edemez hale gelir. Moralini bozmayan Tucker, aracı sahneye iterek getirtir ve kızıyla birlikte ortadaki far üzerinde bir ÅŸiÅŸe ÅŸampanya patlatarak açılışı gerçekleÅŸtirir.

Tucker Torpedo’ya söyleyecek söz bulamayan medya, bu kez ÅŸanzımanı makaraya alır ve “teneke kaz” lakabının yanına “geri vitesi olmayan araba” lakabını da eklerler.

ÜrettiÄŸi otomobil sayısı 37′yi bulunca, Indianapolis pistinde iki haftalık bir test programı hazırlar. Bu testler esnasında araçlardan biri 160 km/s ile giderken kaza yapar, burnu bile kanamayan sürücü, araçtan ufak tefek sıyrıklarla, yürüyerek çıkar. Böylece çarpışma testi gerçekleÅŸmiÅŸ ve medyanın taktığı teneke kaz lakabından kurtulunmuÅŸtur.

Preston Tucker ne kadar çabalasa da, sürekli gerçekleÅŸen sabotajlar ve hammadde temininde yaÅŸadığı zorluklar, iÅŸlerin uzamasına ve sürekli zarara neden olmaktadır. Tucker hem ÅŸirketini halka açar, hem de elindeki varlıklarını satarak ÅŸirketini ayakta tutmaya çalışır. Acil nakit akışı saÄŸlamak için aksesuar üretimine baÅŸlayıp, 7.500 – 30.000 USD arasında deÄŸiÅŸen fiyatlara 2.000 bayilik verir, o bayilere aksesuar satmaya baÅŸlar.

Fakat medya boÅŸ durmaz. Tucker’ın halka açık ÅŸirketinin manipülasyonla deÄŸer kazandığından, üretilmemiÅŸ otomobilin aksesuarlarının satıldığından, dolandırıcılık yapıldığından bahsederler. Tucker’ın ÅŸirketindeki yöneticilerden Harry Aubrey Toulmin Jr, aldığı rüşvetler sonunda SEC’ye bir mektup yazarak, Tucker’ın yeteneksiz ve tecrübesiz olduÄŸunu, ÅŸirketi batıracağını anlatır. Üç büyüklere çalışan Michigan Senatörü Homer Ferguson da Tucker’ın ÅŸirketinin incelenmesini isteyince SEC, Tucker Car Corporation hakkında inceleme baÅŸlatır.

Bundan sonrası ise, çok tanıdık bir hikâyedir. Üç büyüklerin baskısıyla çalışan SEC, firmanın sadece prototip parçalarla uÄŸraÅŸtığına, insanları kandırdığına, otomobil üretmeye niyetli olmadığına karar verir, ÅŸirkete el koyar. 7.500 – 30.000 USD arasında deÄŸiÅŸen fiyatlardan satılmış olan 2.000 bayilik anlaÅŸması iptal edilir, suçlunun Tucker olduÄŸu iddia edilir. Üretilen otomobillerden bir tanesi Preston Tucker’a, bir tanesi annesine verilir, kalanı haczedilir. Medya da konuyu sürekli ÅŸiÅŸirince Tucker’ın halk ve yatırımcılar gözündeki deÄŸeri düşer, spekülasyondan, dolandırıcılıktan çeÅŸitli davalara maruz kalır.

Dun & Bradstreet adlı yatırım firmasının sahibi Peter Dun, Tucker markasının devletin elinde yok olmasına razı gelemez ve markanın tüm haklarını satın alır. Fakat ÅŸirketin daha sonraki yönetimi, bu markayı Tucker’a vermek istemezler.

Optimizmden asla vazgeçmeyen Tucker, aylar süren davalar sonunda 1950 yılında aklandığında, “Henry Ford bile ilk denemesinde baÅŸarısız olmuÅŸtu,” diyerek yeniden hayalini gerçekleÅŸtirmenin peÅŸine düşer. Medyanın karalama kampanyaları ve üç büyüklerin tehditleri nedeniyle kendine bir türlü ortak bulamaz, gider Brezilyalı bir tasarımcı olan Alexis de Sakhnoffsky ile anlaşır ve Carioca markasıyla bir spor otomobil üretmeye karar verirler.

Fakat Brezilya – ABD yollarında yeni hayalinin peÅŸinde koÅŸarken bünyesi daha fazla dayanamaz ve 26 Aralık 19656′da, henüz 53 yaşındayken akciÄŸer kanseri nedeniyle hayata veda eder.

Tucker’ın avukatı daha sonra bir vakfın avukatı olurken, SEC’yi temsil eden ve Tucker’ı suçlayan avukat daha sonra rüşvet, komplo, yalan yemin, borsa spekülasyonu gibi 17 davadan yargılanır, 1974 yılında hapse girer. Sonradan ortaya çıkan rüşvet gerçekleri ne Tucker’ın batırılan ÅŸirketini geri getirir, ne de yok ettikleri giriÅŸimcilerin cesetleri üzerinde yükselen dev ÅŸirketleri ilgilendirir.

Ölen ölmüş, giden gitmiştir.

Zaten tasarımcısı Alex Tremulis, “Preston’ı öldüren akciÄŸer kanseri deÄŸil, kırılan kalbiydi,” diyerek konuyu en doÄŸru ÅŸekilde özetliyor.

- Tucker’ın SEC tarafından haczedilen 51 otomobilinin bir çoÄŸu müzelerde, bazıları da zaman zaman açık artırmalarda boy gösteriyorlar. Bir tanesi 2008 yılındaki bir açık artırmada 1.017.500 dolara satıldı.

- Francis Ford Coppola, 1988 yılında Tucker: The Man and His Dream adında bir film çekerek, Tucker’ın çilesini sinemaya taşıdı. Jeff Bridges’ın mükemmel oyunculuÄŸu ve Tucker’ın dramatik hikâyesi için izlemenizi tavsiye ederim.

Tucker Torpedo

Tucker Torpedo

Tucker Torpedo

Tucker Torpedo direksiyon simidi

Tucker Torpedo reklamlarından biri

Lansman günü Preston Tucker

Preston Tucker’ın kızı ÅŸampanyayı ortadaki farda patlatıyor.

Tucker: The Man and His Dream filminin afişi. Coppola büyük yönetmen, Jeff Bridges iyi oyuncu, hikâye zaten muhteşem.

1 Comment 3 Tweets

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Serbest pazarın hiçbir zaman yeterince serbest olmayacağının bir kanıtı adeta.

  2. Araba tasarım olarak gerçekten de ilginç ve güzelmiş. Yazık olmuş.

  3. Devletler yönetim yetkilerini şirketlere devredeli uzun zaman olmuş demek ki Yalçın. Büyük balık küçük balığı yutuyor. Serbest pazar, gücün ne kadarsa o kadar serbest.

    @Fatih bu araba sürtünme katsayısı olarak bugün bile en iyi tasarımlardan birine sahip.

  4. Tucker’in basina gelenlerin Jet Fadil’in hikayesinden farki yokmus.

  5. @Ceyda:
    Orada Preston Tucker olur, burada Fadıl Akgündüz. Bir balık ne kadar iyi niyetli ve cesur olursa olsun, kendinden büyük balıkların yüzdüğü sularda yüzmeye kalkarsa yutulur. Doğanın kanunu böyle.

    Ne ticarette ne de politikada, medyayı satın almadan devrim yapamazsın. Medyayı satın alacak maddi gücün varsa İran’a komünist rejim getirebilirsin. Preston Tucker ve Fadıl Akgündüz’ün hikayeleri birbirine çok benziyor, doÄŸru. İkisi de medyayı satın almayı baÅŸaramadıkları için yenildiler.

  6. Biraz önce filmini seyrettim şimdide internetten araştırdım bu yazıyı bulup okudum. Bence bu adamın bir steve jobs tan bir bill gates ten hiçbir farkı yokmuş düşünsenize steve jobsada böyle engeller çıkartılsaydı şimdi bir iphone mucizesi olurmuydu?

  7. Büyüklere kimse engel çıkarmaz, adı üstünde, onlar “büyük.”

    Steve Jobs’a birilerinin engel çıkarması için önce ondan daha güçlü olmaları gerekiyor. Belki Tucker Steve Jobs’dan da zeki bir adamdı ama onun kadar ÅŸanslı deÄŸildi.

Yorumlara kapımız açık

Additional comments powered by BackType