Jul 30, 2010

Yazan Kategori Genel | 1 Yorum

Lamborghini alan bilge

Lamborghini alan bilge

Amerikan Rüyası sadece kısa yoldan zenginliği, şatafatlı yaşamayı, güzel kadınları temsil etmiyor. Bu rüyayı yakalasanız da yakalamasanız da, özellikle araba sürmeyi sevenler için ABD turuna çıkmak Amerikan Rüyası’nın en önemli bölümlerinden biri. İsmi değiştirilmiş olsa da Route 66 üzerinde günlerce seyahat edip, “end of the trail” tabelasını selamladığım Santa Monica Pier’de akşam güneşini izlemek birçok şeyden daha önemlidir benim için.

Hikâyesini bugün öğrendiğim Richard Jordan, bu rüyayı farklı nedenlerle yaşayanlardan biri. Normalde bu sitede kopyala – yapıştır yazılar olmaz ama Richard Jordan’ın Jalopnik’deki hikâyesi o kadar hoş ki, tercüme edip buraya aktarmadan duramadım.

Richard Jordan’ın aslında her şeyi vardı. Birkaç farklı arabası, yepyeni bir evi ve sevdiği bir nişanlısı. Her şey nişanlısının onu terk etmesiyle başladı. Giden nişanlısının ardından önce evini, sonra arabalarını sattı, eline geçen tüm parayı bir Lamborghini Gallardo’ya yatırarak Amerika seyahatine çıktı.

Pek geleneksel olmasa da, aslında bu bir aşk hikâyesi. Elbette bir kadın var, her zaman vardır. Ama burada romantizm kadının ayrılmasıyla başlıyor. Richard Jordan’ın hikâyesi, kaybettiği aşkı egzotik bir İtalyan arabasında ve uzun Amerika yollarında bulmasıyla başlıyor. Ülkeyi boydan boya birkaç kez kat edip 100.000 mile yakın yol yapan Jordan, birçok sürücünün rüyasını gerçekleştirdi.

Amerikan Rüyası’nın Richard Jordan versiyonu 2006’nın başında ayaklanmaya başlıyor. 5 yıllık sevgilisiyle nişanlanınca evini ve birkaç arabasını satıp, işinden kazandıklarını da ekleyerek nişanlısına Kuzey Texas’ta bir ev alıyor ve karşılığında terk ediliyor.

“Evi aldım, ilk fırsatta taşındık ve hemen beni terk etti,” diyor Richard. “Hiçbir zaman oturmak istemediğim bir evde ve yaşamak istemediğim bir bölgede sıkışıp kalmıştım. Duygusal bir travma geçiriyordum. Arabayı bu yüzden aldım ve sadece gezmek istedim.”

Elbette bu iş göründüğü kadar kolay değildi. Evini kimse satın almak istemedi ve uzun süre içinde oturmak zorunda kaldı. Aradan aylar geçtikten sonra evi satmayı başardı, diğer arabalarını da satarak hayalindeki arabayı aldı: 180.000 dolarlık bir Lamborghini Gallardo.

512 HP üreten V10 motoruyla 0 – 100 km arasını 4.2 saniyede kapatıp 313 km/s azami sürate ulaşabilen bu İspanyol boğası, Richard Jordan için bir rüyanın başlangıcıydı.

Kurtuluş Günü

4 Haziran 2006’yı kurtuluş günü ilan ederek yola çıktı. Kurtuluş Günü aslında ironik bir isim oluyor, çünkü o güne kadar uğruna çabalayıp elde ettiği ama artık istemediği her şeyi arkasında bırakıp uzaklaşıyordu.

“Evde daha fazla hapis kalmak istemiyordum, Amerikan Rüyası bu değildi.”

Dünyanın en hızlı arabalarından birine sahip olduğu halde park edebileceği bir garajı, evi olmayan Richard, sadece sürmeye başladı. Bir yıldan uzun süren seyahatinde orası senin burası benim gezdi, ucuz motellerde kalıp yeni arkadaşlar edindi. Sadece uyuyup, araba kullanarak Ohio’dan Colorado’ya, Texas’tan Carolina’ya gittikçe gitti.

“Bir evim olmadığını, arabamdan başka kendimi güvende hissedebileceğim hiçbir yer olmadığını hissetmek değişik bir duyguydu.”

Terk edilmiş kasabaları, kalabalık ve büyük şehirleri gezdi, çocukluk anılarını canlandırdı. Herhangi bir yerde biraz durmak zorunda kaldığında hemen toparlanıp yola çıkarak sürmeye devam etti. Benzine ödemek zorunda kaldığı paralar yüzünden elinde kalan tek mal varlığı olan Dallas’taki evini birkaç kez kaybetmenin eşiğine geldi.

“Bazen üzerimde sadece birkaç yüz dolarım kalırdı. Borç almayı sevmem ama alışkındım. Birçok kez borç alıp geri ödemek zorunda kaldım.”

Ben Moby Değilim!

Elbette bu yolculuk ona başta hesaplamadığı birçok eğlence de sundu. Ohio’da bir strip-tease kulübünde bir garson kız, Richard’ın dazlak kafasına, gözlüklerine ve lüks arabasına bakarak “sen şarkıcı Moby’sin!” diye iddia edince, “kim olmamı istersen o olurum bebek” diyerek o kız için Moby oldu.

Richard, Moby değildi ama günübirlik uğradığı Ohio’nun strip-tease kulüplerinden birinde, güzel bir kızın ikram edeceği birkaç kadeh şampanyayı içmek ve o kızla hoş vakit geçirmek fena fikir değildi.

“Aslında çok saçmaydı, kulüp sahibi resmen kıçımı öpüyor, yalakalıkta sınır tanımıyordu. O gece belki 100 dolardan fazla harcamam gerekirdi ama Moby olunca her şey bedavaydı.”

The Blues Brothers

ABD’yi bir Lamborghini ile boydan boya kat etmek, sık sık hız limitlerinin üzerine çıkmaya neden olur. Richard’ın da 53 ceza faturasından oluşan bir dosyası var. Fakat Indiana’da tutuklanmasının nedeni sürat değil.

Otelden otele gezen boş bir adam gibi görünse de, Richard’ın “kuzeninin düğününe gitmek” gibi ailevi sorumlulukları da var. Düğüne giderken fazla sürat yapınca Indiana’da polis çevirmiş, durmak yerine gazlamaya devam edince kısa bir kovalamacanın ardından yol barikatıyla durdurulmuş.

Durdurulunca polisler arabasını aramış ve tabancasını bulmuşlar.

“Silahsız seyahat etmem. Yol boyunca çeşitli olaylarla karşılaştım ve kendimi korumak için silah taşımam gerektiğine karar verdim,” diyor Richard. “Böyle bir araba insanların nefsini körükler, ıssız bir bölgede ne yapacağından asla emin olamayacağınız insanlarla hesaplaşmak zorunda kalabilirsiniz.”

Polis, altındaki arabaya ve silah taşımasına bakarak uyuşturucu kuryesi olduğunu düşünmüş ama Richard, durumun ciddiyetini ilk başta kavrayamamış. Rahat davranışları, şehir hakkındaki esprileri ve genel olarak The Blues Brothers tripleri polisin hoşuna gitmemiş. Arabayı bağlamak istemişler ancak merkeze götürebilecek bir polis olmayınca dört saat boyunca ekip arabasının arkasında sorgulamışlar, en sonunda sadece bir maceracı olduğuna inanıp serbest bırakmışlar.

Fakat bu kurtuluş o kadar kolay olmamış, Indiana’daki polis macerası 25.000 dolara patlamış.

91.807 Mil

Birçok egzotik sahibi, otomobillerini günlük kullanımda harcamazlar. eBay listelerinde en fazla yol yapmış Lamborghini Gallardo 2004 model ve sadece 38.835 mil yapmış. Diğerlerinin neredeyse tamamı 10.000 milin altında.

Richard’ın bir yılda yaptığı yol ise 91.807 mil (147.749 km).

“Böyle bir arabayı sadece hafta sonları kullanmak için alacak kadar zengin değilim,” diyor Richard. “Materyalist olmakla olmamak arasındaki farkı, sahip olduğunuzu kullanıp kullanmamanız belirler.”

Ona göre bir Lamborghini sahibi olmanın keyfi, değerinin düşeceğine bakmaksızın kullanmakla çıkar. Aksini düşünmek bile ona saçma geliyor.

“İnsanlar Starbucks ve marketler açık olduğu sürece başka bir şeyle ilgilenmiyorlar. Bu beni şaşırtıyor. Gerçekten boğuluyorum. Lamborghini gibi sıra dışı bir şeye sahip olabilirsiniz, bu büyük bir zevk verir ama tadını çıkararak kullanmadıktan sonra ne anlamı kalır?”

Bütün bu maceranın bir bedeli vardı ve Richard’ın arabası çok fazla değer kaybetti. Kat edilen uzun yollar, yapılan kilometreler arabayı o kadar eskitti ki, Richard’ın alırken ödediğinin yarısı bile etmiyor. Arabayı almak için kredi çektiği banka da durumun farkına varmış, kredinin kalanı için yeni bir ipotek istemeye başlamış.

“Benim için, bu otomobili kullanmamak israf olurdu,” diyor Richard. “Sosyal açıdan da kabul edilebilir gibi değil. Bu arabalar garajda yatmaları için üretilmediler ama birçok insan benim gibi yaşamıyor. Kendimi şehirde dört duvar arasına kapatacağıma, benzine para ayırabilmek için ekşimiş makarna bile yiyebilirim.”

Öyle görünüyor ki, arabayı satın alıp yola çıkmasına neden olan duygusal travma Richard’ı pek fazla etkilememiş.

Diyor ki, “bu araba her gün çalıştı, aynen beklediğim gibi yürüdü, bir kez bile arıza çıkarmadı. Beklentilerimi fazlasıyla karşıladı.”

Macerasının sonunda yeniden eve yerleşmiyor, yeni bir maceraya atılıyor. Yaptığı bunca yolun ardından Dallas’a yerleşiyor ve custom motosikletler üretmek için bir atölye açmanın planlarını yapıyor.

Lamborghini’si için planları farklı. Eğer atölyeyi açtıktan sonra parası kalırsa Lamborghini’nin motorunu yenileyerek yeniden bir maceraya atılmaya hazır hale getirecek.

Parası kalmazsa, o parayı bulana kadar hatıralarla dolu Gallardo, Richard’ın atölyesindeki ofisin ortasında bir biblo görevi yürütecek.

Ayrıca bir kızla tanışmış, ancak bu kez yüzüğü takar takmaz ev almayı düşünmüyor.

Lamborghini’si belki çok eskimiş olabilir, ancak Richard verdiği kararların hiçbirinden pişmanlık duymuyor. Mohawk saçlarıyla taban tabana zıt görünen bir Zen inancıyla ne kadar şanslı olduğunu, milyonlarca insanın hayal edip, kimsenin cesaret edemediği bir macerayı keyifle tamamladığını söyleyerek gülüyor.

“İnsanların beklentilerini karşılamak için yaşarsanız hiçbir zaman karşılayamazsınız. En iyisi kendi beklentilerinizi karşılamak için yaşamak ve benim için de bu olabildiğince özgür olmaktır. Eğer paranız özgürlüğünüzü satın alamıyorsa hiçbir işe yaramaz.”

Daha fazla katılamazdım bu söze.

Hayalinin peşinden koşan ve Amerikan Rüyası’nı doya doya yaşayan Richard, parasıyla özgürlüğünü satın alan şanslı insanlardan biri.

Doğru söylüyor aslında, paranız size özgürlüğünüzü satın alamıyorsa neye yarar?

Lamborghini Gallardo ile Amerika Seyahati

Lamborghini Gallardo ile Amerika Seyahati

Lamborghini Gallardo ile Amerika Seyahati

Lamborghini Gallardo ile Amerika Seyahati

Lamborghini Gallardo gibi sürate yönelik bir arabayla uzun yola çıkmak bana pek çekici gelmese de, gidilen yol harika.

  1. Paranın kölesi olmayıp parayı köle yapan insan.

Yorumlara kapımız açık