Aug 16, 2010

Yazan Kategori Fuarlar & Organizasyonlar, Genel | 1 Yorum

Concours d’LeMons

Concours d’LeMons

60 yıldan beri düzenlenen Pebble Beach Concours d’Elegance’a Türkiye’den kimse katılmadı bugüne kadar. Otomobil üreticisi bir ülke olmadığımızdan, gururla sergileyeceğimiz bir otomobilimiz yok.

Bununla birlikte, bir burjuvazimiz de yok bizim. Klasik otomobillere meraklı, ciddi koleksiyonlar yapan zenginlerimiz yok denecek kadar az. Parası olanlar hemen lüks otomobilleri kapının önüne çekiyorlar ama aynı garaja California ve Superleggera çekecek kadar yabancılar otomobil konusuna.

En fazla iki nesildir zengin olan bu tip insanlardan bir koleksiyonerlik kültürü bekleyemeyiz. Oturmuş bir burjuvazimiz olmadığı için de, sanatın birçok dalında olmadığı gibi, koleksiyonerlikte de herhangi bir yeteneğimiz yoktur.

Haliyle Pebble Beach Concours d’Elegance’a katılacak, otomobilini sergileyecek bir koleksiyonerimiz de yok.

Üreten yok, biriktiren yok, ama ne var? Apaçimiz var bizim, canavar gibi hem de.

Peki apaçilerimiz dünyanın en prestijli otomotiv organizasyonunda Türkiye’yi nasıl temsil edecek?

Concours d’LeMons ile!

Pebble Beach Concours d’Elegance için sürekli muhteşem otomobillerin boy gösterdiği mükemmel organizasyon diyoruz da, hayat sadece pahalı otomobillere mi güzel? Elbette hayır.

Çirkinlik de yaşamın bir parçası. Bugüne kalan otomobillerin hepsi çok güzel olduklarından tanınmıyorlar, çirkinliğiyle meşhur olmuş birçok model de var otomotiv tarihinde.

2 seneden beri Pebble Beach Concours d’Elegance organizasyonu altında düzenlenen Concours d’LeMons, işte bu otomobilleri ödüllendiriyor. Otomotiv tarihinin en berbat, yüzkarası modellerini, üreticilerin mızıldanmasına bakmadan seçiyorlar, aslında üretici firmaların birçoğu da konuyu gülümseyerek karşılıyorlar.

Sınıflandırmalar harika. Ülkelere göre sınıflandırmalar, Rust Belt American Junk’dan Rueful Britannia’ya kadar gidiyor. Unmitigated Gaul, Needlessly Complex Italian, Der Self-Satisfied KrauttenWagen, Soul-Sucking Japanese Appliance, Swedish Meatballs ve Warsaw Pact gibi isimler, üretim yapan ülkeleri tanımlıyor.

Özel koleksiyonlarda otomobile ve üzerindeki aksesuarlara göre ödüller veriliyor. Shag Van modifiyeli minibüsleri temsil ederken, Bricklin SV, Subaru 360, Bertone X1/9 gibi modeller Malcolm’s McLarens ödülü için kapışıyorlar.

Mimarlığın Zaferi klasmanı mühendislik fakültesini kopya çekerek bitirmiş adamların tasarladığı Ford Pinto, AMC Pacer, AMC Gremlin, Chevrolet Citation gibi modelleri ödüllendiriyor.

Bu yarışmada en sevdiğim klasman ise, WTF?? klasmanı. Hiçbir klasmana uymayan, nev-i şahsına münhasır modellerin yeri burası. Mesela modifiye Şahin!

5.000 liralık Şahin’e 15.000 lira gömen apaçilerimiz sayesinde Pebble Beach Concours d’Elegance’a gidebileceğimize inanıyorum. Tamam, The Quail’e çıkmayız ama Concours d’LeMons’a katılırsak en az üç ödülle döneriz.

Shag Van sınıfını modifiye Magirus ile ilk günden geçeriz. Üstelik yarışmada sadece modifikasyon işlemlerinden bahsetmeyeceğiz. Bu minibüslerin Türkiye’de ne amaçla kullanıldığını, garajlara hapsedilmek yerine toplu taşımada halkın hizmetine sunulduğunu açıklayacağız. “Arkadan vermeyen var mı?” ve “uzattım alamadın mı!” diyaloglarını İngilizceye çevirirsek anlamını yitirir mi bilmiyorum ama hikâyesini hiç anlatmasak bile, Shag Van ödülünü rahatlıkla alacaktır modifiye Magirus.

Malcolm’s McLarens ise Mazda 323 için biçilmiş kaftan. Ödülün amacı, spor otomobil görüntüsünde üretilen çakma modelleri belirlemek.

Türkiye’ye ulaşmayı başaran 323’ler ise geçirdikleri modifiye işlemlerinin ardından en hızlı spor otomobillere kafa tutabiliyorlar. En azından sürücüleri öyle düşünüyor.

Küçüklüğümde Mazda 323 için Amele Porsche’u derlerdi. Şimdi ne deniyor bilmiyorum ama yarışmaya katıldığı takdirde Malcolm’s McLarens ödülünü kapacağını biliyorum.

Sadece What the Fuck ödülünü almakla kalmayıp, Amerika’yı sallayacak adayımız ise Şayin’dir.

Üretildiği yıllar boyunca Türk halkı tarafından çok sevilen, üretimden kalkmasına rağmen bir fenomen olan ve halen kullanılan, yedek parçaları üretilen bir modeldir Şayin.

ABD’de görülmeyen bir otomobil olması, Amerikalıların fabrika çıkışlı bir Şahin’e bile şaşkınlıkla bakmalarına neden olacak, hele üstteki gibi bir modelle yarışmaya girersek hep bir ağızdan What the Fuck? demelerini sağlayacaktır. Bu durumda WTF ödülünü gururla ülkemize getirip, aracımızın arkasına “nazar etme ne olur, çalış senin de olur” yazarak sergileyebiliriz.

Bu milletin elinden tutun ey büyük şirket sahibi abiler, ablalar. Biriniz sponsor olun, bir Şayin, bir Magirüs ve bir 323 ile Monterey’e gidelim; Concours d’LeMons jürisi ödülleri bize bırakıp kaçsın, Concorso Italiano “Mamma mia li Turchi!” çığlıklarıyla ağlasın.

Ben orada olacağım, ülkemizi temsil etmesi için göndereceğiniz üç otomobili de Concours d’LeMons’da gururla sergileyeceğimden şüpheniz olmasın. Başaracağımıza inanıyorum, siz de inanın.

İnanırsak olur bence.

  1. mor mazdayı cok begendim acaba ne kadar tutmustur bu hale gelmesi bndede siyahı var 3 binlira yetermi acaba

Yorumlara kapımız açık