Aug 10, 2010

Yazan Kategori Genel, Otomobil Üreticileri, Spor Otomobiller | 12 Yorum

Türkler ve Aston Martin

Türkler ve Aston Martin

Küçüklüğümden beri sevdiğim, hayran olduğum bir marka olan Aston Martin ile yüzyüze ilk tanışmam Los Angeles’da, bir DBS ile olmuştu. Yılların hasretinden midir, DBS’in muhteşemliğinden midir, sahibine olan aşkımdan mıdır bilmem, hiçbir otomobilden almadığım tadı almıştım ondan.

Belki göğsünüze bir Ferrari Enzo kadar G yükleyemez veya bir Maybach Landaulet kadar konforlu değildir ama verdiği keyif, bu saydığım otomobillerin verdiğinden yüksekti. Tasarımındaki asalet, döşemelerindeki işçilik kalitesi, 5.2 L V12 motorun ciğerlerimi titreten vahşi kükreyişi ve tüm bunlarla birlikte çalıştığında konsolda sırayla yanıp sönen “power, beauty, soul” yazıları, Aston Martin DBS’i en iyi şekilde özetliyordu.

Eski Amerikan arabalarının bir ruhu vardır. Dile gelip sizinle konuşmaya başlasalar şaşırmazsınız. Ancak dertlidirler, nazlıdırlar, sizden hizmet beklerler. Ben bu ruhu, bu asaleti Aston Martin’de de hissetmiştim. Üstelik DBS, 40 yaşında bir Amerikan’ın nazını yapmıyor, bütün asaletiyle sahibine hizmet ediyordu.

Aston Martin’e aşık olmamın tek nedeni DBS değil elbette. Gereksizliğinde hâlâ ısrar ettiğim Rapide ve gerçekliğine bir türlü inanmak istemediğim Cygnet hariç 1913’den beri ürettiği tüm modelleri asaleti, elitizmi, kaliteli yaşamayı simgelemiştir bana.

Parayı sonradan bulan, arabadan zerre kadar anlamayan ama zengin olduğunu her yerde ispatlayabilmek için pahalı otomobiller alanların tercihlerinden biri değildir Aston Martin. Daha elit yaşayan, rafine zevkleri olan, otomobillerden anlayan, kaliteyi keşfetmeyi bilen insanların tercihidir.

En azından Avrupa ve ABD’de öyle olduğunu gördüm. Tanıdığım Aston Martin kullanıcılarının hiçbiri arabasıyla “şekil yapmaya” çalışan görgüsüz insanlar değiller. Her gidişimde kullandığım DBS’in sahibi bile, bir escort kız olmasına rağmen Aston Martin’e insanlara caka satmak için binmiyor. “Kendimi arabamla ispatlamak istesem Ferrari alırdım, Aston Martin’i sevdiğim için aldım.” Bu kız dahil tüm Aston Martin kullanıcılarından duyduğum budur benim.

Ancak Türkiye’de durum farklı. 1000 TL maaş alıp 600 TL taksitle araba almaya çalışan, bir kenar mahallede kirada otururken en lüks otomobile binmeye çalışan bir toplumumuz var bizim. Cebinde iPhone, içinde -20 kontörle yaşayan gençlerimiz biraz para buldukları zaman Peugeot 106 GTi alır, Audi A3 alır, hatta yükselir Porsche 911 alır ama 30 TL’lik benzinle dolanırlar.

Zenginden fakire birçok insan, bindiği arabayı çok beğendiği için almaz, toplum beğendiği için alır. Ferrari’ye, Lamborghini’ye biner ama bir kez olsun piste çıkmamıştır. Kullandığı otomobilin limitlerini bilmez, özelliklerini broşüründen tanır.

Bu tip insanlar bugüne kadar lüks otomobillerin yeterince canına okudular Türkiye’de. Ferrari’ye LPG taktırmaya çalışanından tutun, İMES Sanayi Sitesi’nde Lamborghini ile yanlamaya çalışanına kadar her türlüsünü gördük. Eğer bu markaların bir imajı varsa, “çok param olduğunu göstermek için kullanamasam bile Ferrari almalıyım,” diyenler yüzünden kökünden sarsıldı o imaj.

Dikkat ettiğim bir diğer nokta da şu: Türkiye’de çok parası olup da otomobil koleksiyonerliğine heveslenen birçok zengin, koleksiyonlarını sadece “xxx’in bissürü arabası var” dedirtmek için oluştururlar, sevdiklerinden veya anladıklarından değil. Aynı garajda hem Superleggera hem California duruyorsa, otomobillerin hepsi 2008 – 2010 arası supersport otomobillerse, bir tanecik klasik veya kült bir model yoksa, bu insanın arabaları sevdiği için aldığına inanmak zor.

Aston Martin, yıllarca distribütörlük vermedi Türkiye’ye. Belki Türkiye’de yeterince pazar payına ulaşamayacağını düşündü, belki Türk insanının sosyolojik durumuna bakarak Aston Martin sahibi olacak seviyede olmadıklarına karar verdi, belki başka nedenler vardı. Sonuçta bir distribütör yoktu ve içinden “sen benim kim olduğumu biliyo musun lön!” diyerek selam veren ayıların indiği Aston Martin’ler dolaşmıyordu caddelerimizde. Çok hevesli birkaç kişinin bireysel çabayla getirdiklerini saymazsak, hiç yoktu Aston Martin.

Eminim ki Aston Martin’in Türkiye distribütörlüğünü almak için çabalayan çok sayıda firma olmuştur. Türkiye’de Bentley, Ferrari, Lamborghini, Maserati gibi lüks markaların distribütörlüğü varken Aston Martin’e kimsenin dokunmamış olması pek inanılır değil.

Doğuş Oto hiç uğraştı mı bilmem ama, Borusan’ın uzun süredir Aston Martin’le ilgilendiği biliniyordu. Distribütörlüğün onaylandığına dair çeşitli dönemlerde söylentiler çıksa da kesin bir açıklama hiç yapılmadı.

Beklenen açıklama bir süre önce geldi ve Aston Martin Türkiye Distribütörü Borusan Otomotiv oldu. BMW, Mini ve Land Rover distribütörlüklerinin ardından Aston Martin distribütörlüğü, Borusan için çok büyük bir adım oldu.

Benim gibi Aston Martin sevdalıları için bu haber bir yandan sevindirici, bir yandan üzücü. Artık ithalatıyla, prosedürleriyle uğraşmadan Borusan güvencesiyle bir Aston Martin alabilir, servisini, yedek parçasını yine Borusan güvencesiyle halledebilirsiniz.

Üzücü olan ise, Aston Martin gibi bir markanın ürettiği sanat eserlerinin “arabam da arabam” diye yaşayan, her fırsatta arabalarını anlatan bazı tiplerin garajına düşecek olması. Köyünden beş parasız gelip porno siteyle bir senede parayı vuran, satın aldığı ilk otomobil Ferrari olan bazı karakterler de alacak bu otomobilleri, hurda demirle, deniz kumuyla apartman diken müteahhit bozmaları da. Artık Aston Martin’ini pembeye boyatanı da görürsünüz, kaputuna oturup röportaj verenini de.

Bu hoş olmadı işte. “Zoruna mı gitti?” diyenler varsa, evet zoruma gidiyor böylesi. Ben de alacağım bir DBS ama o tiplerle aynı otomobile binmeyeceğim için mutluydum bugüne kadar. Artık onlar da binecekler.

Borusan’ın Aston Martin distribütörlüğü kutlu olsun. Umarım kotayı kaliteli müşterilerle doldurmayı başarırlar.

  1. Yazi cok guzel ve romantik, fakat atladigin onemli noktalar var.

    En onemlisi su, Aston Ingiltere’de footballer’s car olarak bilinir ki bu da gorgusuzlerin ya da sonradan gorme, hangi sekilde tanimlarsan tanimla, hava atmak icin ilk arac oldugunun kanitidir.

    Bizde Aston Martin’in gazetelere son dususu su sekilde olmustu: Acun Ilicali’nin Aston Martin’ini Arda Turan satin aldi.

    Dunyada yeni luks tuketim pazarlari artik doguda, Lamborghini ABD’de hem de Las Vegas’ta bayi kapatirken Pagani Cin icin ozel seri uretebiliyor. Buyurken ogrendigimiz romantik luks kavramini ya tam anlayamadik, ya da dunya cok hizli degisiyor.

  2. Yalçın aslında bazı noktaları bilerek atladım, her zaman söylediğim gibi Aston Martin’e romantik bakmak gibi bir hastalığım var. İnsanlar sevdiklerinin kusurlarını görmezmiş ya, belki ben de Aston Martin hakkında bazı eleştirileri görmezden geliyor olabilirim.

    Kendi tanıdıklarımdan yola çıkan bir genellemede bulundum aslına bakarsan. İngiltere’de uzun süreli vakit geçirip otomobilleri ve hitap ettikleri kitleyi de çok incelemedim. Aston Martin’in İngiltere’de footballer’s car olarak bilindiğini duymak hoş olmadı şimdi :)

    Gerçi Aston Martin’in bir İngiliz markası olarak yola çıktığını göz önüne alırsak sonradan görme İngilizler için de önemli bir tercih olmasını normal karşılamak lazım.

    Ekonomi el değiştiriyor, batı artık doydu ve doğu sürekli zenginleşiyor. Katar’da Gucci ve Armani marka entari giyenler görmüştüm, dünyanın en büyük motorsporları parkı Abu Dhabi’de ve Çin dünyaya atölye olarak hizmet vermekten sıkıldı, kaliteli üreticiler arasına girdi. Üreten ülkeler eskiden tüketemezlerdi, artık tüketiyorlar, üstelik kaliteli tüketiyorlar.

    Lüks markaların da hızla doğuya kaydığının farkındayım. Geely bütün lüks otomobil markalarını satın alacakmış gibi agresif çalışıyor, yakında Avrupa’nın elinde lüks marka kalmayacak. Aston Martin’in de Arap ortakları var, safkan İngiliz değil yıllardır.

    Doğu bir yandan lüks markaları satın alırken, bir yandan da lüks markaların hedefindeki pazarını sürekli büyütüyor. Dediğin gibi Pagani Çin için özel seri üretiyor, Gucci Arap ülkelerine entari satıyor, F1 doğudaki pistleri çoğaltmak istiyor. Çünkü Avrupa’dan daha çok müşteri olduğunun farkına vardılar.

    Ama Morgan ve Aston Martin’e romantik bakmaktan vazgeçemiyorum. Uyuşturucu satarak para kazanan bir adam Lamborghini’ye binsin, ilkokulu zor bitirmiş bir futbolcu Bentley alsın, böyle şeylere takılmam da, Aston Martin gibi bir güzelliğin böylesi adamların eline düşeceğini görmek zor geliyor :)

    Objektif yaklaşamıyorum işte abi, birçoklarına saçma gelse de aşk gibi bir sevgi bu :)

  3. Bu anlamda Jaguar’ın da önemli bir yeri var, Tata sahipliğine geçmiş olsa da :)

  4. Ne anlamda? Romantizm mi? :)

    Jaguar iyi hoş ama Aston Martin, Bentley, Rolls-Royce kadar İngiliz olamadı hiç. Aristoktat değil de, daha halktan bir İngiliz markasını temsil ediyordu. Artık İngilizliği de kalmadı zaten.

    Avrupa ve ABD’nin orta üst sınıf markalarını doğuya satmaları bir stratejinin gereği mi diye düşünüyorum bazen. Land Rover, Jaguar, Hummer gibi markalar satılıyor ama daha üst markalara dokunulmuyor.

    Alternatif enerjili otomobil devriminden sonra elinde kalan markalarla yeni bir atılım yapacak sanki batı dünyası.

  5. aston martin ingiliz değil mi? amerikan yazmışsın da..

  6. Aston Martin İngiliz evet. İngiliz asaletiyle birlikte Amerikan arabalarındaki ruhu onda da hissettim dedim, yanlış anlaşılma olmasın :)

  7. £70.000’lik vantage’i £150.000’a hatta belki £200.000’e
    £160.000’lik DBS’i 350.000- hatta belki daha fazlaya satarlar

    Turkiyede arabaya zevk alarak nasi binilir o boylesine astronomik paralar oderken! salak yerine koyuluyor insanlar resmen adina da OTV deniyor! bir kendine bir devletine al bakalim surdan da rahat edelim. sahane bayiliyorum. araba aski mi? hadi ordan…..

  8. ABD’de 2010 model Aston Martin DBS satış fiyatları şöyle:

    Aston Martin DBS Coupe 270.000 USD (407.700 TL)
    Aston Martin DBS Volante 284.000 USD (428.840 TL)

    Bu fiyatların üzerine Türkiye’nin uçuk vergilendirmelerini de ekleyerek bir hesap yaptım ama buraya yazmıyorum, yüce devletimizin bildirmesini bekleyelim.

    Amerikalıların Türkiye hakkındaki ilk düşüncesi Türkiye’nin fakir bir ülke olduğu yönünde. Ancak otomobil, yakıt ve emlak fiyatlarından söz açılınca Türkiye’nin ABD’den daha zengin bir ülke olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Aynı otomobillere onların ödediğinden neredeyse 3 kat fazla ödüyoruz çünkü. İnanası gelmiyor insanların.

  9. Neden oyle diyosunuz devletiniz gumruk vergileri sayesinde yerli ureticileri koruyor. ithal arabalarda ucuk vergiler olacak ki yerli ureticiler bes para etmeyen tenekeleri 30bin liraya satabilsinler :)

  10. dostum sahane anlatmısın bende bır aston martin hastasıyımdır..hatta odamda db9 modeli vardır hergece bakar dururum.. aston martınde benım ıcın cok ozeldır ..cok begenırım tasarımı konforu…bır arabadan daha fazlasıdır! A.Martın kullandıgın ıcın cok sanslısın! :) keske cok param olsa? alsak hangı yolda kullanıcaz :) 2010 avrupa baskentının yolları okadar (burda solemek ıstemıyorum). yazık guzelım marka harab olucak :/

  11. Hocam porno siteyle bir senede parayı vuran adamlar demişsin
    hangi site kazanmış ki o kadar da sahibine ferrari aldırmış?
    Söle de biz de yolumuzu bulalım… :D

  12. isteyen istediğini yapsın sizene isteyen murata bıner ısteyen ferrarıye veya hondaya bu kıskanç verıcı tavır nıye verende allah alanda bos konuşmayın……………..

Yorumlara kapımız açık