Aug 11, 2010

Yazan Kategori Genel, Motorsporları, Otomobil Üreticileri, Ralli | Yorum Yok

WRC kendine geliyor

WRC kendine geliyor

Tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz, motorsporlarını da kötü vurmuştu. Finans sektöründen bilişim sektörüne kadar birçok sponsor motorsporlarından çekildi, devam eden kriz otomobil markalarını da zorladı ve hiçbir zaman bırakacağını düşünmediğimiz markalar Formula 1, WRC gibi dev serilerden ayrıldılar.

BMW, Toyota ve Honda gibi fabrika takımlarını kaybeden Formula 1 sarsıntısını fazla belli etmedi ama Mitsubishi, Subaru gibi devlerin bıraktığı WRC ciddi bir boşluğa düştü.

Subaru gibi bir firmanın WRC’den çekilmesi, sadece parkurlarda Impreza görmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Subaru’nun gidişi Prodrive’ın, Mitsubishi’nin gidişi Ralliart’ın parkurları bırakmasına neden oluyor, bu markaların hayranları da WRC’den uzaklaşmaya başlıyorlar.

Ralliart’a göre çok daha güçlü bir firma olan Prodrive, WRC’nin yokluğuna fazla takılmayıp, Formula 1’a girmek gibi yeni projeler peşine düşerken, Ralliart ekonomik krize daha fazla dayanamayarak iflas açıklamak zorunda kaldı.

WRC, önemli üreticilerin ayrılmasıyla düştüğü boşluğu, PR çalışmalarıyla doldurmaya çalıştı. Popüler bir Formula 1 pilotu olan Kimi Raikkönen ve özellikle drift videolarıyla ismini dünyaya duyuran ralli pilotu Ken Block gibi pilotların WRC’de yarışmaya başlaması, rallinin düşen popülaritesini bir nebze de olsa yukarı çekti.

Ekonomik krize karşı boş durmayan FIA’in maliyetleri düşürme çabaları da artık sonuç vermeye başladı. Ayrılan takımlardan henüz ses çıkmasa da, farklı markalar ralli parkurlarında boy göstermek istiyorlar. Prodrive gibi geliştiricilerin ralli tutkusu da bu markaların WRC’ye girmesindeki en önemli etken.

Prodrive, bir otomobil üreticisi değil, yarış otomobili geliştiricisi. Subaru’nun yarışamaması Subaru’yu popülerlik ve satış rakamları açısından etkiler ama Prodrive’ın yarışamaması şirketin varlık amacına ters düşer. O nedenle Başkan David Richards boş durmadı ve önce Formula 1’a girmeyi denedi. Seriye kabul edilmeyince bu kez gözünü yeniden ralliye çevirerek bir üretici bulup WRC’ye girmeye ikna etmenin yollarını aramaya başladı.

David Richards’ın röportajına göre, Prodrive rastgele bir üretici bulup yarışmaya ikna etmek yerine, aracı kendi seçmeye karar vermiş. “İdeal bir ralli otomobili nasıl olmalı?” demişler ve üç aylık bir çalışmanın sonunda 11 otomobillik bir liste hazırlamışlar. Aslında Mini bu listede yokmuş. Onlar tam diğer 11 otomobilin üreticileriyle konuşmaya başladıkları sırada, Mini’nin Countryman modelinin üretilmeye başladığını öğrenmişler ve bu otomobilde karar kılmışlar. Yani Mini, Countryman’i üretmeye 6 ay sonra başlayacak olsa Prodrive farklı bir üreticiyle ralliye girecekti.

Mini’nin Prodrive ortaklığında WRC’ye gireceği söylentileri birkaç ay önce ortaya çıktı ve kısa süre önce de kesinlik kazandı. Evet, Subaru’yu ralli ile tanıştıran, 20 yıllık beraberliğinde başarıdan başarıya koşan Prodrive, bundan sonra BMW Motorsports ve Mini ile yeni başarılar arayacak.

2011 sezonunda sadece birkaç yarışa girecek olan Mini Countryman WRC, 2012 sezonunda şampiyonayı kovalayan bir otomobil olmayı hedefliyor.

Monte Carlo Rallisi kupa töreni, 1964.

Mini, yıllar boyunca kendini ralli parkurlarında ispatlamış bir marka. Paddy Hopkirk, 1964 yılında Mini Cooper S ile Monte Carlo Rallisi’ni kazanmıştı. O günden bugüne çok şeyler değişti elbette, acaba Mini & Prodrive ortaklığının modern ralli dünyasındaki yeri nasıl olacak…

Aslına bakarsanız, Mini’nin WRC’ye girmesi sadece Mini ve Prodrive açısından değil, birçok açıdan WRC’nin lehine bir karar. En önemlisi, iki markanın arasında geçen WRC, biraz renklenecek. Mini’nin pilot sıkıntısı yaşayacağını da sanmıyorum, çünkü üst sıralardaki takımlarda üçüncü pilot olarak veya ikinci takım pilotu olarak yarışan yetenekler, Mini’de şanslarını denemek isteyeceklerdir. Mini’nin varlığı hem BMW ve Mini hayranlarının gözünü WRC’ye çevirecek, hem de ralli konusunda kararsız kalan markaların WRC’ye gelmelerini sağlayacaktır.

Ralliyle ilgilenen bir diğer marka ise bundan tam bir yıl önce batmak üzereyken Spyker tarafından ipten alınan Saab. General Motors markasıyken üvey evlat muamelesi gören, sonu iflasa kadar giden Saab, bugün WRC’ye girmenin planlarını yapıyor.

Prodrive’ın 11 araçlık listeye Mini’yi almamasının nedeni, Mini’nin otomobillerinin WRC için uygun boyutlarda olmamasıydı. One ve Cooper, WRC için küçük kalan otomobillerdi. Saab ise bu sorunu büyük otomobilleri yüzünden yaşıyor.

Saab 9-X Air BioHybrid

Ancak Saab, henüz General Motors çatısı altındayken Opel Corsa, Fiat Linea, Alfa Romeo MiTo gibi otomobillerin üretildiği Gamma platformunu kullanarak daha küçük bir otomobil üretmenin planlarını yapıyordu. Fakat planlar gerçekleşmeden marka iflasın eşiğine geldi ve yakasını General Motors’dan son anda kurtardı.

Bağımsız bir üretici olması nedeniyle Saab’ın henüz küçük otomobil projesini gerçekleştirebilecek bir platformu yok. Ancak firma yöneticileri BMW başta olmak üzere bazı üreticilerle ta 2001 yılında tanıtılan Saab 9-X konseptini hybrid olarak hayata geçirebilmek için anlaşmanın peşinde. Saab’ın planlarına göre 9-X Air BioHybrid modeli hayata geçecek ve ardından, 2012 sezonunda WRC’ye dahil olacaklar.

Honda Civic Type R R3

Umalım ki Saab bu planlarında başarılı olsun. Birçok marka arada bir ralli konsepti sunarak WRC’ye girme sinyali veriyor ama son çıkıştan kaçıyor. Honda 2007 yılında Jas Motorsport tarafından hazırlanan Honda Civic Type-R R3 ile WRC’ye gireceğinin sinyalini vermiş, ardından bırakın WRC’yi, Formula 1’dan çekilmişti.

Bol üreticili, bol çekişmeli, iddialı bir ralli şampiyonası hepimizin özlediği türden bir şampiyona olacaktır. Umarım Mini ve Saab’ın girişimleri diğerlerini de etkiler ve daha renkli bir WRC ortaya çıkar.

*En üstteki Mini Countryman, temsili resimdir.

Yorumlara kapımız açık