Sep 17, 2010

Yazan Kategori Formula 1, Genel, Motorsporları | Yorum Yok

Lastikler, Michelin ve Çin

Lastikler, Michelin ve Çin

Otomotiv teknolojilerinin geliştirilebilmesi için en büyük AR-GE alanlarından biridir motorsporları. Özellikle Formula 1, sürat, güvenlik, dayanıklılık, yakıt ekonomisi gibi birçok teknolojinin geliştirme ve test merkezidir. Bu gelişmelere rağmen yol otomobillerinde yıllardan beri radikal bir değişiklik yaşamamış olan lastikler, motorsporlarındaki en önemli yerin sahibidirler. Geliştirilen tüm teknoloji, asfalta lastiklerle tutunur.

Motorsporları, lastik imalatçıları için önemli bir alan. Yarışanların gözü kapalı güvenmesi gereken lastikleri üretebilmek için tüm lastikçiler dönem dönem motorsporlarında yer alırlar. En önemlisi de Formula 1 ve WRC serileridir tabi ki.

Formula 1’da 2006’ya kadar Fransız Michelin ve Japon Bridgestone arasında dönen lastik mücadelesi, Michelin’in 2005 ABD GP’de neden olduğu skandalla büyük darbe alıp 2006’da ayrılmasıyla sonlanmış ve Bridgestone tek tedarikçi konumuna geçmişti. Son dört sezonda herhangi bir lastik skandalına veya büyük boyutlu tartışmaya neden olmadan, gayet başarılı bir şekilde işini yapan Bridgestone’un 2011’de çekileceğini açıklaması biraz sürpriz olmuştu.

Bridgestone’un ayrılık kararının ardından diğer lastik üreticileri boş durmadılar ve dev bir reklam alanı olan Formula 1’da Bridgestone’un yerini almak için çalışmalara başladılar. Elbette Formula 1 lastik teknolojileri geliştirmeye ve milyarın üzerinde sporsevere reklam yapmaya yarasa da, büyük sermayeler gerektirmesi açısından her lastikçinin heveslenebileceği bir spor değil.

Lastik tartışmaları biraz uzayınca Formula 1’a girmeye niyeti olmayan lastik firmaları bile “Formula 1 ile ilgileniyoruz” şeklinde açıklamalar yaparak medyada yer alıp, reklam yapmaya çalıştılar. Fırsatları değerlendirmek lazım.

Kumho ve Hankook, “bu sene olmasa da önümüzdeki senelerde Formula 1’da yer almak isteriz” gibi açıklamalar yaparken, Michelin, Pirelli ve Avon ciddi bir mücadeleye tutuştular. Önce Avon elendi, ardından jant boyutlarını değiştirmek gibi radikal bir teklifle gelen Michelin döndü kapıdan (13″ olan F1 jantlarının 17″ olmasını istiyorlardı). Başarılı planları ve vaatleriyle, 2011’den itibaren Formula 1’ın lastik tedarikçisi Pirelli oldu. Pirelli en son 1991 sezonunda Formula 1’da yer almıştı ve 2005 sezonundan beri WRC’nin lastik tedarikçisiydi.

Pirelli’nin Formula 1 ve GP2 için lastik tedarikçisi olduğunun açıklanmasının ardından WRC’de gerçekleşen bazı kural değişiklikleri, Pirelli’nin WRC’ye küsmesine neden oldu. Pirelli de hem bu nedenle, hem de tüm enerjisini Formula 1’a ayırabilmek için WRC’den ayrıldığını açıkladı.

Formula 1’ın yeni lastik tedarikçisi Pirelli, testlerine Toyota TF109 ve Mercedes GP’den transfer ettiği Nick Heidfeld ile başladı, WRC lastiksiz kaldı. (Pedro de la Rosa’nın BMW Sauber’den ayrılması ve takımın Nick Heidfeld’i istemesi üzerine Pirelli’nin yeni test pilotu Romain Grosjean oldu.)

Pirelli’nin FIA ile tartışmaları esnasında Michelin zaten ortaya çıkmış ve WRC’ye girmek istediğini açıklamıştı. 2005 yılında WRC’den, 2006 yılında Formula 1’dan ayrılarak motorsporlarından ciddi şekilde uzaklaşan Michelin için bu çok önemli bir adımdı. “Formula 1’a giremedik, bari WRC’ye girelim.” Pirelli’nin ayrılığı kesinleşince de hemen anlaşma yapıldı, WRC’nin lastik tedarikçisi Michelin oldu.

Fakat 2011’de WRC’nin tek lastikçisi Michelin olmayacak. Çinli Shandong Yongtai grubunun markası DMACK de ortaya çıkarak bağımsız takımları destekleyeceğini açıkladı. WRC’nin yeni yönetmeliklerine göre bireysel yarışçılar resmi tedarikçinin dışındaki markalarla da çalışabiliyorlar. DMACK de bu fırsatı değerlendirdi ve ilk kez bir Çinli üretici motorsporlarına girmeyi başardı.

DMACK’in WRC’ye girmesi, Çin’in yükselişi açısından önemli bir adım. Yıllarca sadece başkalarını taklit eden, “kalitesiz Çin malı”nın kaynağı olan, made in China ibaresini bile değiştirip Made in PRC yaparak kendini farklı göstermeye çalışan Çin, vites büyüterek yükselmeye devam ediyor.

Yıllarca gelişmiş ülkelerin atölyesi olan, ucuz işgücü sayesinde fason ürünler için en avantajlı yer olan, fason üretim yaptığı firmaların sadece ürünlerini ve teknolojisini değil, pazarlama stratejisini bile inceleyip birebir taklit eden Çin, edindiği know-how ile artık en güçlü ülkelerden biri oluyor.

Kendi markalarını geliştiriyor, gelişmiş ülkelerdeki şirketlere kölelik yapmak yerine ortaklıklar kuruyor, hatta Avrupa’nın köklü markalarını satın alıyor. Ve otomotivde bu kadar ilerlemişken motorsporlarında yer almanın önemini de görüyor, yavaş yavaş oraya da sızıyor.

WRC’de bugün bağımsız takımların lastik tedarikçisi olan Çin, öyle hızlı büyüyor ki birkaç sene içinde ana tedarikçi de olur, kendi otomobillerini de yarıştırır.

Köklü markalar yılların getirdiği imajla yaşamaya devam ediyorlar.

Dünyaya yeni açılan Çinli markaların herhangi bir imajı yok ama düşük maliyetleri ve müthiş üretim hızlarıyla Avrupa’nın taşbebeklerine meydan okuyorlar.

Yorumlara kapımız açık