Oct 15, 2010

Yazan Kategori Genel | Yorum Yok

Araba yıkamanın keyfi

Araba yıkamanın keyfi

Çocukluktan gençliğe geçtiğim dönemlerde İstanbul’un her yanını donatan pankartlarda “aracınızı yıkamayın, silin” yazardı. Yağmur bombaları atılır, yağmur dualarına çıkılır, boşalan barajlar hakkında saatlerce ahkâm kesilirdi televizyonlarda.

Aradan yıllar geçti ve unutuldu o kurak günler. Artık barajlar dolu, sular gürül gürül akıyor, herhangi bir su sıkıntımız kalmadı.

En azından şimdilik…

Peki sularımız her zaman böyle akacak mı? İstediğimiz an, istediğimiz yerde, uygun fiyata su bulabilecek miyiz…

Temiz su sıkıntısı öyle hızlı ilerliyor ki, şimdi bu yazıyı okuyan gençler yaşlandıklarında anlayacaklar suyun ne kadar kıymetli olduğunu.

Afrika’ya gitme fırsatı bulamadım hiç. Afrika ülkeleriyle Avrupa arasında çeşitli ürünlerin ticaretini yapan arkadaşlarımın anlattıklarına, oralarda çektikleri fotoğraflara bakınca görüyorum ki televizyonlarda, filmlerde gördüğümüz o aç, susuz, yoksul Afrika gerçekte daha kötü durumda. En büyük sıkıntıları su ve bu sıkıntı parayla da giderilemiyor.

Bugün en acı örneklerini Afrika’da gördüğümüz su sıkıntısı bir süre sonra kapımıza dayandığında yapacak hiçbir şeyimiz olmayacak. Kirlenen, kuruyan nehirleri eski haline getirecek bir teknolojimiz henüz yok.

Askeriye tuvaletlerindeki gibi “kundaktaki çocuk su bekliyor, buğdaylar suya muhtaç” geyiği yapmak istemiyorum ancak su israfı önüne geçilmesi gereken en ciddi sıkıntılardan biri.

Ergun Göknel gibi “aracınızı yıkamayın, silin” akılları da vermek istemiyorum. Fakat araçlarımızı yıkarken daha dikkatli olursak bunun hem bize, hem aracımıza, hem de dünyamıza yararlı olacağını unutmamak gerekiyor.

Evet, birçoğumuz kendimiz yıkayamıyoruz, oto yıkama şirketlerinde hallediyoruz işimizi. Yine de güneşli bir haftasonunda erkenden kalkıp aracımızın içini dışını yıkarken aldığımız keyif birçok şeye değişilmez.

Sabah güzel bir kahvaltı yapmışsın, kahveni içmişsin, gayet keyiflisin. İniyorsun garaja, çekiyorsun arabayı kapının önüne, takıyorsun favori CD’lerinden birini, şarkı söyleye söyleye yıkıyorsun arabanı. Jantlarını ovuyorsun, krom parçaları tek tek parlatıyorsun, en ince ayrıntısına kadar alıyorsun döşemelerin tozunu. Koltuğun altında bulacağın bir fıstık, birkaç bozuk para da günün harçlığı olsun artık.

Çok keyifli iştir araba yıkamak, çocukluğumdan beri severim. Küçükken arabayı yıkamak veya yıkamacıya götürmek gibi bahaneler, babamın arabasını kullanabilmek için en önemli kozlarımdı. Deniz suyuyla yıkama denememin nasıl sonuçlandığını şurada yazmıştım.

Araba yıkamak keyiflidir de, hem işin keyfinin kaçmasını önlemek, hem de suyu israf etmemek için çeşitli noktalara dikkat etmek gerekir.

Kısa bir oto yıkama özeti çıkaralım…

Önce malzemeleri hazırlıyoruz. Kova, sünger, şampuanlar, silecek lastiği, sentetik güderi, toz bezi, tercihe göre parlatıcı ve parfümler vs. hazır olunca arabayı direkt güneş ışığı almayacak şekilde kapının önüne çekiyoruz.

Eğer çok kirliyse önce iyice ıslatıp ağır kirini akıtıyoruz. Kuş pisliği gibi ağır lekeler varsa yumuşak bir bezle bastırarak söküyoruz ve aracımız yıkanmaya hazır hale geliyor.

10 litrelik bir kovaya yarıyı biraz geçecek kadar ılık su dolduruyor, iki kapak oto şampuanı ekleyerek iyice köpürtüyoruz. Bulaşık deterjanından uzak duruyoruz, bunlardaki kimyasallar cilanın canına okur.

Yıkamaya aracın tavanından başlıyoruz. Islattıktan sonra iyice köpürttüğümüz süngerle yumuşak geçişlerle ovarak tavanı tamamlıyor, hemen arkasından su döküp köpüklerden kurtuluyoruz. Aynı işleme ön – arka camlar, kaput ve bagaj kapağıyla devam ettikten sonra şoför kapısına geçiyoruz.

Önce camı, sonra kapıyı süngerle iyice yıkıyor, suyu hemen dökerek köpükler kurumadan duruluyoruz. Tüm kapılar bittikten sonra iş daha kirli kısımlara doğru geliyor.

Ön ızgara, farlar, arka plakalık, stoplar, ön – arka tamponlar da aynı şekilde bol köpüklü süngerle iyice yıkanıyor, hemen durulanıyor.

Marşpiyeler, çamurluklar, jant ve lastikler en sona kalıyor çünkü çok pisler. Jant ve lastikleri en sona bırakacak şekilde bu kısımları da temizliyoruz ve sıra onlara geliyor.

Arap sabunuyla lastik parlatmaya çalışmak sağlıklı bir davranış değildir, bunun için üretilmiş parlatıcılar var. Şampuanlı süngerle jantları ve lastikleri temizledikten sonra lastik parlatıcılarıyla lastikleri de iyice parlatıyoruz.

Otomobilimizin dışı artık tertemiz. Hemen silecek lastiğimizi alıyor ve camlardan başlayarak aracın üzerindeki tüm suyu atıyoruz. Fazla suyu attıktan sonra sentetik güderi bezle iyice kuruluyoruz. Sentetik güderi hem suyu daha iyi emdiği, hem de sıkarken eli acıtmadığı, bırakınca kolay gevşediği için tercihimdir.

Dışarıyı iyice kuruladıktan sonra içeri geçiyoruz. Kapı içlerini zaten yıkamıştık, içerdeki işimiz döşemeler, konsol, koltuklar gibi bölümlerle. Evden arabaya kadar elektrik süpürgesi sürüklemek gereksiz zahmet, şarjlı oto süpürgeleri var. Koltukları, koltukların altını, bagajın dip köşelerini şarjlı süpürgeyle iyice çekiyoruz.

Döşemeleri ve konsolu önce nemli bezle, ardından parlatıcıyla iyice siliyoruz, pırıl pırıl parlamaya başlıyorlar.

Arabamız artık banyodan yeni çıkmış çocuklar gibi tertemiz.

Hortumla, fırçayla girişsek 10 dakikada biterdi işimiz, biz bir saat uğraştık. Aradaki 50 dakika hem bize, hem insanlığa çok şey kazandırdı.

Mümkün olduğunca az su harcadık. Hortumla yıkasak 50 araba yıkayacak kadar suyu israf ederdik. Kova ve süngerle yıkadığımız için hem suyu israf etmedik, hem de kaportaya iyi davrandık, çizmedik. Süngerimiz temizdi tabi, kirli veya eski bir süngerle yıkamanın hiçbir anlamı olmaz.

Kurularken silecek lastiği ve iki ayrı bez kullandık. Silecek lastiğiyle suyun fazlasını aldık, sentetik güderiyle dışını kuruladık, temiz bir bezle de döşemeleri sildik. Aracın dışını temizlediğimiz malzemeleri içeride kullanmadık.

Araba yıkamadaki yeteneğinizi kuruduktan sonra ölçebilirsiniz. Bir saat emek verip yıkadığınız araba güneşin altına çıktığında sağında solunda köpük izleri, sünger izleri, su izleri duruyorsa kendinizi biraz sorgulamanızda yarar var.

Araba yıkamanın araba için olduğu kadar toplum için de çeşitli görgü kuralları var. Bahçeli bir eviniz varsa çekin arabanızı, istediğiniz gibi yıkayın. Veya şirketinizin otoparkı müsaitse orada yıkayın. Ancak sokak içinde, cadde kenarında, sağa sola su sıçratarak, deterjanlı suları köpüklü seller halinde sokağa dökerek, üstüne bir de “cıstaklı müzikler” açarak araba yıkarsanız yapacağınız iş tek kelimeyle görgüsüzlük olur.

Aracınızı yıkamaya vaktiniz veya yeriniz yoksa gideceğiniz oto yıkamacıları da iyi seçin. Köpükle fırçasız araç yıkama servislerinden koşarak uzaklaşın mesela. O kimyasal köpükler aracınızın üzerindeki kuş pisliklerini çıkaramaz ama cilanın içine etmeyi başarır.

Benzin istasyonlarındaki otomatik yıkama sistemlerine de sokmayın aracınızı. Kaportasına kırbaç gibi inen fırça darbelerinden otomobiliniz hiç hoşlanmayacaktır.

Şunu unutmayın ki, hiçbir oto yıkama firması aracınıza sizin kadar iyi davranmaz. “Yeter ki iyi yıkasın, para önemli değil,” derseniz o başka, 12.000 dolara araba yıkayanlar da var bu dünyada.

Oto yıkamaya gidecekseniz şunlar gibi denyolardan uzak durun:

Hortumuna sahip çıkamayan adamlar otomobilinize hiç sahip çıkamazlar.

Araba yıkamak dendiğinde Google bile araba yıkayan seksi kadın fotoğrafları getiriyor. Ama gerçekte öyle değil. Bugüne kadar hiçbir kadının arabasını yıkadığını görmedim. Nedense sadece gösteri amacıyla arabaların başına geçip sünger & köpük olayına girişiyor kadınlar. Başka zaman arabasını güzel güzel yıkayan bi kadın gördüğümü hiç hatırlamıyorum.

Araba yıkayan kadınlar dendiğinde iki sahne geliyor aklıma. Önce Liv Tyler sayesinde One Night at McCool’s, diğeri arşivimde çok önemli bir yeri olan Cool Hand Luke.

One Night at McCool’s çok da numarası olmayan bir filmdi ama Liv Tyler sayesinde iyi prim yapmıştı. Sanki sadece Liv Tyler’ın araba yıkama sahnesi için çekilmişti.

Üstteki video, Cool Hand Luke’daki araba yıkama sahnesi. Birbirlerinden başka kimseyi görmeyen, kadınların varlığını bile unutan, hayattan bıkmış mahkumlar yol inşaatıyla günlerini geçirirken böyle bir sahneyle karşılaşırlarsa ne olur. Bu kadın onlara verdiği acının ve içine atladığı tehlikenin farkında mıdır acaba…

Araba yıkamanın keyfini kışın ortasında neden anlattım biliyor musunuz?

Suyu israf etmemeniz konusunda biraz bilgi verebilmek için.

Ortalama bir sedanın üretiminde 148.000 litre su harcanıyor. Bir lastiğin üretimi içinse 1.960 litre. Yani bir otomobil, yedek lastiğiyle birlikte neredeyse 160.000 litre suyu harcamış olarak çıkıyor fabrikadan.

Bir otomobili hortumla yıkarken harcanan su miktarıysa 600 litre civarında. Otomobilleri kullanarak zaten doğaya yeterince zarar veriyoruz, en azından yıkarken biraz duyarlı olalım da su krizini mümkün olduğu kadar geciktirelim. 600 litre yerine 15 litre su kullanarak otomobil yıkamak az da olsa yardımcı olacaktır doğayı korumamıza.

Blog Action Day için hazırladım bu yazıyı. Blog Action Day, Türkçe adıyla Blog Eylem Günü, her yıl 15 Ekim’de düzenlenen bir aktivite. Katılan bloglar o yılın konusu hakkında bir yazı yazarak veya bağışta bulunarak konuya destek vermeye çalışıyorlar. Blog Action Day’e bu yıl da onbinlerce blog katıldı ve bu yılki konumuz, SU.

Bugün 150’den fazla ülkeden onbinlerce blogda suyla ilgili yazılar olacak, hızla tükenen hayat kaynağımıza bir şekilde dikkat çekmeye çalışacağız. Suyun önemini herkesin farklı açılardan ele aldığı bir günde, ben de araba yıkama kısmından konuya değinmeye çalıştım.

Umarım yararı olur, araba yıkarken 600 litre yerine 10 – 15 litre su kullanarak kendi çapımızda fayda sağlayabiliriz dünyamıza.

Yorumlara kapımız açık