Oct 28, 2010

Yazan Kategori Fuarlar & Organizasyonlar, Genel | 2 Yorum

Autoshow galeri

Autoshow galeri

Başlıkta kastettiğim fotoğraf galerisi değil, oto galerisi. Çünkü bir fuar göremedim, oto galeri gördüm CNR’da.

Altı farklı firmanın daveti üzerine Autoshow 2010 VIP açılışına gittim bugün. VIP ve medya açılışı bugündü, fuar yarın (29 Ekim) açılıyor. Davetlere icabet etmeyi başardığım pek söylenemez, Bostancı’dan geç çıkıp CNR’a akşamın beşinde varınca bütün atraksiyonu kaçırmış oldum.

Objektif olmak gerekirse fuarı hiç beğenmedim.

“Akay sen de hiçbişey beğenmiyosun!”

Beğenilecek şeyleri beğeniyorum ama. Dizayn VIP standındaki Sprinter’a hasta oldum mesela, hatta VIP Caravelle planlarımı Dizayn VIP’ye teslim etmeye karar vermiş gibiyim.

Aston Martin DBS’i dünya gözüyle bir kez daha görmek de güzeldi ama bu sadece otomobilin kendisinden kaynaklanıyor, fuarın atmosferinden değil.

Fuar hakkında detaylı bir incelemeyi ikinci kez ziyaret ettikten sonra yazacağım. Bugün hem geç kaldığım için biraz aceleye geldi, hem de fotoğraf makinemi ofiste unuttuğumu fuara vardığımda fark ettiğim için pek keyfim yoktu.

İlk izlenimlerim Autoshow’un bir fuardan ziyade kocaman bir galeriyi andırdığı yönünde. (Önceki yıllardan farkı yok yani.) Atmosfer o kadar zayıf ve ortam o kadar sıkıcı ki, merak ettiğimiz 3-5 otomobil orada olmasa tamamen anlamsızlaşacak Autoshow.

Dacia’nın bir köşede sessiz sedasız stant açmasına bir şey diyemem, Chery’nin diğer salonlarda yer bulamayıp medyacıların toplandığı salona sığınmasını da normal karşılarım. Sonuçta bu markalar öyle aman da aman hedefleri olan firmalar değiller. Gösterişe ihtiyaçları yok.

Ancak Aston Martin’in aynı renk otomobilleri yan yana dizmesi bana saçma gelir. Mercedes’in gümüş SLS AMG’yi stantta neredeyse kaybolacak şekilde sergilemesi, Chevrolet’nin hem Ferrari’nin yanına stant açıp hem de Camaro’yu Corvette’in arkasına saklaması saçma gelir.

Subaru standında yanımdaki arkadaşa da söylemiştim bunu, yeni Impreza WRX muhteşem görünüyor. Ama stant o kadar sakin ki, otomobilin ruhunu hissedemiyorum. Pırıl pırıl bir mavi otomobil var önümde sadece, o Impreza muhteşemliğini empoze edemiyor bana.

Honda… Yıllardır Autoshow’daki tek aksiyonu Asimo adlı bir robot olan otomobil üreticisi. Bugün yine Asimo vardı, dolanıp duruyordu bir köşede. Son üç fuarda, yani altı senedir Asimo’yu görüyoruz Honda stantlarında. Harika bir robot olduğunu kabul ediyor, Honda UX-3 gibi konseptlere ilham verdiğini biliyorum. Ama altı senede tek fuar aksiyonu Asimo olmamalı.

Alfa Romeo standında muhteşem 33 Stradale ile kaynaşırken Yalçın en beğendiğim standın hangisi olduğunu sordu. Düşündüm ve bulamadım. Çünkü hepsi aynı stantların, birini diğerinden ayıran bir özellik yok. Düz bir zeminde yan yana dizilen otomobiller ve yanlarında otomobiller hakkında hiçbir bilgisi olmayan kızlar.

Tek stant vardı dikkatimi çeken: Toyota Land Cruiser. Pasaklı bir Land Cruiser’ı araziden dönerken görmek standa gerçeklik katıyor. Bir de Citroen ve Peugeot’nun ralli otomobilleri, Renault’nun F1 otomobili stantlarına renk katmıştı. Hepsi bu kadar…

Ne bir lansman, ne bir aktivite, ne dikkat çekici bir stant tasarımı… Hiçbir şey yok.

Paris’ten bir ay sonra düzenlenen fuarda herhangi bir lansman beklemek hayalcilik olabilir. Lansman olmasa da en azından aktivite bekliyor insan, dikkat çekici bir şeyler arıyor. Sıralanmış otomobillerin arasında sakin sakin yürümenin inanın bana, hiçbir anlamı yok.

Bir de Autoshow kızları fuardan iki ay önce seçilse, standında bulunacakları marka hakkında biraz bilgi verilse hiç fena olmaz. Tamamına yakını hiçbir şey bilmiyor, bir şeyler anlatabilenler de konuşan katalog gibiler. Katalogda yazan teknik bilgiler zaten elimizin altında, orada bulamadıklarımızı sorunca yanıt verebilecek kapasiteleri olmalı en azından. Volkswagen standında Multivan ile Caravelle’i birbirinden ayıramayanlar var, siz düşünün gerisini.

Neyse, muhtemelen pazar günü yine gideceğim fuara, daha detaylı bir incelemeyi o zaman yazarım.

Bu kadar söylendikten sonra sakın ola ki “fuar güzel değilmiş, gitmeyeyim bari” diye geçirmeyin içinizden. Mutlaka gidin ve o muhteşem otomobilleri yakından görün. Autoshow’da iyi sunulamamış olmaları o otomobillerin hatası değil. Aston Martin, Ferrari, Lamborghini, Rolls-Royce, Bentley… Alfa Romeo, Mercedes, BMW, Volvo… Opel, Honda, Kia, Hyundai… Hatta Dacia, Chery, Proton…

Türkiye pazarındaki otomobillerin hepsi orada, ziyaretinizi bekliyorlar. Bakmayın eleştirdiğime, bu firmalar stantlar için büyük paralar harcadılar, bir haftadır oraya yerleşmeye çalışıyorlar. Hosteslerine günlük 200 TL ödeme yapan firmalar var, gidin ve onlara emeklerinin boşa çıkmadığını gösterin. Gidin ve ziyaretçi yoğunluğunu görüp heyecanlansınlar, sonraki fuarda sizin için daha iyi hazırlık yapsınlar.

Her şeye rağmen güzeldir Autoshow, Proton’dan Aston Martin’e kadar 200 markayı bir arada görüp birkaç saatte gezmek için daha iyi bir yer yok Türkiye’de. Tüm güzellikleri aynı tabakta önümüze koymuşlar, bize sadece hepsinin tadına bakmak kalıyor.

  1. DragonFly says:

    Türkiye standartlarına göre çok görmedim ben fuarı,kızlar konusunda haklısınız Akay bey,chevy standında bir kıza ”bu 124ps’lik modelmi” diye sorduğumda,”bilmem öyledir herhalde” dedi bana !

    Çinliler önceki fuardada aynı stratejiyi uygulamışlardı,arabalar dandik bari kızlar güzel olsun diye en açık saçık yine chery’nin kızlarıydı.

    Bize VİP davetiye gelmediği için biz fuarın açılmasını bekledik :) İlk gittiğimiz gün itibariyle otomobille uzaktan yakından alakası olmayan,haftasonu nereye gidelim felsefesinden doğupta,birde karı kız olunca fuarın belkide %80’i kuru kalabalıktı.

    Fuarlar alıcı kesim için yapılır fakat ne standlar buna yönelikti nede dediğiniz gibi kızlar ve görevliler otomobiller hakkında bir şey bilmiyordu

    Ben açıkçası etox yada onuk’un arabalarını bekliyordum ama maalesef hayal kırıklığına uğradım

    Fotoğraf makinesini iyikide unutmuşsunuz,ben fuar dönüşü eve geldiğimde makineyi dolmuşta düşürdüğümü farkettim,üstüne bi bardak soğuk su içtim :( Neyse bana bahane olmuş oldu D-SLR almak için :) zaten resim çekemezdiniz jaguar xkr’nin başında 10 poz çekilipte ”bide şöyle al hacı yea” diyen tipler olunca.

  2. Fuarlarda en çok dikkatimi çeken durumlardan biridir bu. Kaliteli otomobiller üreten firmaların hostesleri genelde orta halli olurken, düşük kalitede otomobiller üreten firmaların hostesleri daha dekolte giyimli, daha seksi kızlar oluyorlar.

    Atıyorum Aston Martin’in standına ziyaretçi çekmek için ekstra atraksiyonlara ihtiyacı yok, zaten herkes koşa koşa gidiyor o standa. Ama Chery daha fazlasına ihtiyaç duyuyor ziyaretçi çekebilmek için. Kızlar önemli o yüzden :)

    Bizde otomobil fuarlarının genel karakteristiği bu. 10 günde bir milyon ziyaretçi Auto Show’a akıyor, bu güzel gibi görünüyor. Ama F1 düzenlendiğinde tribünlere 50.000 kişiyi toplamak ızdırap oluyor. Fuara bir milyon ziyaretçinin gittiği bir ülkede F1’a bu kadar az adam gider mi? Auto Show’un ziyaretçi kalitesinin bu kadar düşük olduğu bilindiği için de uluslararası camiada pek önem verilmiyor bu fuara. Hostes görmek için giden yüzbinlerce genç var.

    Ziyaretçi kalitesi bu kadar düşük olunca firmalar da stant personelinin kalitesine çok önem vermiyorlarmış gibi geliyor bana. Sonra da kısır döngüye giriyoruz, aynı seviyede dolanmaya başlıyoruz.

    VIP açılışı sonraki günlere göre sakindi. Makinesiz gitmek en çok bu yüzden sıktı zaten canımı. Sakin ortamda bir sürü fotoğraf çekebilirdim. Şimdi gitsem kalabalıktan istediğim fotoğrafları da çekemem.

    Makinen için geçmiş olsun. D-SLR daha şanslı olur umarım :)

Yorumlara kapımız açık