Oct 18, 2010

Yazan Kategori Genel | 2 Yorum

Avrupa’da bir Anadol

Avrupa’da bir Anadol

Dünyanın en eski otomobil organizasyonlarından biri olan Pekin – Paris Rallisi, bu yıl Türkiye açısından dikkat çekici bir gelişmeye sahne oldu. Türkiye’nin en romantik markası Anadol, en genci 42 yaşında olan rakipleriyle birlikte Pekin – Paris Rallisi’ne katıldı ve organizasyonu kendi kategorisinde 2. sırada tamamladı.

Pekin – Paris Rallisi, süratten çok dayanıklılığın önem kazandığı bir organizasyon. En yaşlısı 103, en genci 42 yaşında olan otomobillerin Çin’den Fransa’ya kadar sürat limitlerinin üzerinde ilerlemelerine imkân yok. Sadece dayanmaya, checkpoint’lerden geçerek yolu tamamlamaya çalışıyorlar. En az arıza yapan otomobiller haliyle ön sıralarda ulaşıyorlar Paris’e. Checkpoint süreleri yarış öncesinde veriliyor ve checkpoint’i kaçıran veya geç kalanlara ceza süreleri ekleniyor.

Yarış üç kategoride ilerliyor. 1921 ve öncesi modeller Pioneer kategorisinde, 1921 – 1941 modeller Vintageant kategorisinde, 1941 – 1968 modeller ise Classics kategorisinde yarışa katılıyorlar. Altın, gümüş ve bronz madalyalar sadece kategorilerinde ilk üçe girenlere değil, checkpoint’leri belirlenen sürede tamamlayan tüm otomobillere veriliyor.

Yaşına rağmen 14.360 kilometrelik yolu belirlenen sürelerde tamamlayabilen bu otomobilleri üretenleri, bugüne kadar sağ salim yaşatanları, yarışa hazırlayanları, yarış boyunca yolun zorluğuna ve yaşlı otomobilin nazına bakmadan disiplinle sürenleri tek tek tebrik etmek gerekir aslında.

Anadol A1 yarışa Serdar Bostancı liderliğindeki Ford Rallye Sport tarafından hazırlandı, Ahmet Şefik Öngün ve Erdal Tokcan yönetiminde katıldı. Yolun bütün çilesine rağmen Classics kategorisini ikinci sırada tamamlayarak kendinden bekleneni verdi.

10 Eylül’de Pekin’den yola çıkan Anadol A1, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran, Türkiye, Yunanistan ve İtalya’dan geçerek 16 Ekim’de Paris’e ulaştı. 14.360 kilometrelik parkur Anadol A1 tarafından 37 günde, 239 saat 13 dakika 59 saniyede tamamlandı.

Anadol A1’in bu organizasyona kabul edilmesi, Anadol markasının dünya klasik otomobiller literatürüne kabul edildiğini de göstermesi açısından önemli. 37 günde 11 ülkeden binlerce klasik otomobil tutkunu, hayatlarında ilk kez bir Türk otomobili gördüler, Türkiye’nin 1968 yılında kendi markasıyla otomobil yaptığını öğrendiler.

Anadol’un bu organizasyonda başarılı olacağına inandığımı daha önce yazmıştım. Arkalarında çok sayıda sponsor vardı, hepsi Anadol’un başarısına inanıyorlardı. Hem yarışmacılarımız, hem de Anadol bu güveni boşa çıkarmadılar.

Sponsorları anmadan geçmek olmaz.

Yöneticiliğini Ahmet Şefik Öngün’ün yaptığı Gantek Teknoloji ve yöneticiliğini Erdal Tokcan’ın yaptığı Martı Konteyner, ismi anılmadan geçilmemesi gereken sponsorlar.

Ana sponsorluğunu Ülker’in üstlendiği takımın sponsorları ve destekçileri arasında Ford Otosan, Çetaş, Eresinler Otomotiv, Otokoç, Adios Card, Akbank, Akkök Sanayi, Black Out, Borusan, Credit Agricole, Domino’s Pizza, Denizbank, Eczacıbaşı, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Karadeniz Holding, Kumport, Lassa, Migros, Pegasus Airlines, TAV Airports, Alcatel-Lucent, Remondis ve Şişecam var. (Bu organizasyondaki sponsorlukların Ahmet ve Erdal beylerin iş dünyasındaki dostluk ilişkileri sonucunda gerçekleştiğini tahmin edebiliyorum ama yine de sponsor firmaların web sitelerinde organizasyonla ilgili kısacık da olsa biraz bilgi görmek isterdim. Hiçbirinde Pekin – Paris Rallisi sponsorluğundan bahsedilmiyor.)

Sponsorlardan elde edilen gelir, sınavı kazanmasına rağmen üniversiteye gidemeyen gençlere Toplum Gönüllüleri Vakfı tarafından sağlanan bursa destek olmak üzere bağışlanacak.

Her kategorinin ilk üçünü de yazalım, tam olsun.

Pioneers (1921 öncesi modeller)

1. Charles Bishop & Nellie Bishop – Vauxhall 30/98

2. Max Stephenson & Carl Watson – Vauxhall OD 23/60

3. Nicky Bailey & Janek Mamino – Buick Roadster

Kategoride 10 otomobil vardı, iki tanesi yarışı tamamlayamadı. İlk üçe girenler de belirlenen sürenin altında kaldıkları için altın yerine gümüş madalya almak zorunda kaldılar.

Vintageant (1921 – 1941 arası modeller)

1. Steve Hyde & Janet Lyne – Chevrolet Fangio Coupe

2. William Medcalf & Victoria Medcalf – Bentley Super Sports

3. Michael Thompson & Andrew Davies – Chrysler 75 Roadster

Bu kategoriye 68 otomobil katıldı, 10 tanesi yarışı tamamlayamadı. 13 otomobil altın, 13 otomobil de gümüş madalya kazandı.

Classics (1941 – 1968 arası modeller)

1. Matthew Bryson & Gerald Crown – Holden EH

2. Ahmet Öngün & Erdal Tokcan – Anadol A1

3. Adrian Gosden & Andrew Honeychurch – Aston Martin DB5

Ekibimizin ikinci olduğu Classics kategorisine 19 otomobil katıldı. Ekibimiz de dahil olmak üzere altı otomobil altın, dört otomobil gümüş madalya kazandı.

Uluslararası motorsporu organizasyonlarında Türkçe isimler görmek insanı sevindiriyor. Umarım diğer motorsporu serilerinde de Türkçe isimler, pistlerin podyumlarında Türk bayrakları görmeye başlarız artık.

Ekibimizi yeniden tebrik ediyor, destekçilere teşekkür ediyoruz.

Yarışmacılar 10 Ekim’de İstanbul’dan geçtiler. Türkiye Klasik Otomobil Kulübü tarafından Klassis Resort Otel’de düzenlenen geceye katılan ekip büyük ilgi görmüştü.

Ford Otosan Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Kabatepe, Ahmet Öngün – Erdal Tokcan ikilisine ve rallinin organizatörü The Endurance Rally Association’a birer plaket verdi.

Anadol A1 Türk bayrağını sallayarak Paris’e girerken…

Başarıyla tamamlanan bir yarışın ardından kameralara poz vermek çok keyifli, çok.

Bu otomobil bundan sonra Ahmet Öngün’de mi kalacak, Erdal Tokcan’da mı kalacak, Ford Rallye Sport’a mı gidecek, yoksa Koç Müzesi’ne mi kaldırılacak, onu merak ettim ben şimdi. Görebileceğimiz bir yerde dursa bari.

  1. OZAN BAŞ says:

    tebrik ediyorum tüm ekibi, emeği geçen herkesi. bence araç yarışmaya devam etmeli, çünkü böylece memleketin çok ihityacı olduğu eğitime desteğe devam edebilir..

  2. Engin Apaydın says:

    En azından Iskender Aruoba’nın ekvator çizgisini geçip geldiği A1’i Otosan’a teslim etmesinin ardından fabrika tarafından yedek parça olarak kullanılması için parçalanması gibi bir akibeti olmayacağını bilmek bile güzel..

Yorumlara kapımız açık