Oct 9, 2010

Yazan Kategori Genel, Konsept Otomobiller, Otomobil Üreticileri, Spor Otomobiller | 12 Yorum

Spor otomobil mi üretsek?

Spor otomobil mi üretsek?

Otomobil üretmek istiyorsanız en kolay başlama noktası, spor otomobillerdir. “Butik üreticiyiz, bizim otomobillerimiz çok özel” diyerek satış, servis ağı kurma derdinden kurtulur, pahalı otomobiller satma şansı bulabilirsiniz. Konfor, iç donanım, ses yalıtımı gibi masraflı işlemlerle uğraşıp baş ağrıları da çekmezsiniz.

Kolay dediysem, pazarda patates satar gibi de otomobil satılmaz. Ürünlerinizin tasarımı, performansı, dayanıklılığı belli bir seviyenin altındaysa spor otomobil üretimine hiç başlamasanız daha iyi olur. Her şeyi hallettikten sonra geriye marka imajını oturtmak kalır ki, hepsinden önemlisi de budur.

Ürünleriniz ne kadar harika olursa olun, insanları markanıza ısındıramazsanız yerinizde sayarsınız. Ticarette yerinde sayanın geri gitmesi kuralı devreye girer, batarsınız.

Volarri işte böyle battı.

California, bir butik üretici cenneti. Spor otomobiller, uçan otomobiller, yüzen otomobiller, elektrikli otomobiller… California’nın çeşitli şehirlerinde onlarca butik üretici çeşit çeşit otomobil üretmeye çalışıyor. Kimisi başarıya ulaşıp hikayesini dilden dile dolaştırırken büyük çoğunluk batmak zorunda kalıyor. Corona’da kurulan Volarri, maalesef batanlardan biri oldu.

Volarri dört yıl önce büyük ümitlerle kurulan bir spor otomobil firması. Firmanın kurucusu ilk ve son model olan Volarri Valeta için elinden gelen her şeyi yapsa da proje beklediğinden uzun sürünce elde avuçta bir şey kalmamış ve iflasa sürüklenmiş.

Valeta çok da fena bir model sayılmaz aslında. Otomobilin biraz değiştirilmiş bir Corvette C6 Z06 motoru kullanması planlanmış. 640 HP V8 motor, otomobili 6 ileri ZF şanzımanın desteğiyle 3.2 saniyede 100 km/s hıza ulaştıracakmış. Güçlendirilmiş plastik gövde ve tüp şasiyle ellerinden geldiği kadar iyi bir spor otomobil yapmaya çalışmışlar.

Ama olmamış. Volarri’nin sahibi bugüne kadar projesine 450.000 dolardan fazla harcamış olsa da, artık harcayacak parası kalmamış ve işi bırakmak zorunda kalmış.

İflas hikayelerinin hepsinin bir ilginçliği vardır da gelip burada yazmaya gerek duymam. Volarri’yi buraya yazacak kadar ilginç kılan ise, sahibinin projeyi eBay’de satmaya niyetlenmesi.

Evet, firmanın sahibi topu atınca projesinin ziyan olmasını istememiş ve satılığa çıkarmış. Volarri Cars LLC’nin otomobil üretme izni var, Volarri Valeta’nın tüm patentleri alınmış, parası olan birinin eline geçtiği takdirde yeni bir marka olarak piyasaya çıkmaya hazır.

Açık arttırmanın içinde aracın üretimine başlamak için gereken her şey var. Tam olarak çalışan bir prototip, CAD çizimleri, patent belgeleri, anlaşmalar, bütün matbu evraklar ve internet sitesiyle birlikte markanın tamamı satılık.

Sıfırdan otomobil üretmeye kalkışmak çok eziyet verir insana. Modelini çizeceksin, maketini yapacaksın, kalıbını dökeceksin, anlaşmalarını yapacaksın, daha bir dünya iş çıkacak. Volarri Valeta ise tüm sinir bozucu aşamaları tamamlamış olarak satılıyor.

Projeyi aldıktan sonra yapılması gereken şey atölyeyi kurarak prototipin kopyalarını üretmeye başlamak.

Fiyatıysa sadece 75.000 USD. Evet, açık arttırma başlangıç fiyatı sadece bu kadar.

Türkiye’de spor otomobil üretmek isteyen çok sayıda girişimci var. Sadece 75.000 dolardan başlayan bu açık arttırmaya katılarak Volarri markasını satın almak isteyen çıkabilir diye düşünüyorum.

Tasarım çok iddialı olmasa da başlangıç için yeterli görünüyor. Alındıktan sonra biraz geliştirilerek daha şık hale getirilebilir. Üstelik otomobilin yeni bir yerli spor otomobil olduğu duyurulursa epey sipariş de toplayabilir.

Volarri Valeta, harcayacak parası olup da proje arayanlar için işe yarar bir fikir bence. Alın, üretin ve satmaya başlayın.

California’da spor otomobil üretmek için yola çıkıp batanlardan, yarıyolda kalanlardan pek haberimiz olmuyor. Çünkü o kadar fazlalar ki, takip etmeye fırsat kalmıyor. Projeyi tamamlayıp üretime geçenler bile markalarını duyurabilmek için yıllar harcıyor, o ümitli bekleyiş esnasında batıyorlar.

Volarri’nin eBay’deki satış ilanı da bir reklamın parçası olabilir aslında. Bugüne kadar 450.000 dolar harcanmış, neredeyse tamamlanmış bir projeyi 75.000 dolara satmaya kalkışmak pek akıl kârı değil. İlan şimdiden internet siteleri ve gazetelerde haber olmaya başladı. Yeterince reklam yaptıktan sonra açık arttırmayı iptal edip yola devam edebilirler.

Ancak bu bir viral reklam projesi değilse, Volarri Valeta’yı bu şekilde satın alıp Türkiye’de üretmeye başlamak güzel bir fikir olabilir.

Volarri Valeta

Volarri Valeta

Volarri Valeta

Volarri Valeta

Türkiye’de sıfırdan proje geliştirmek imkânsıza yakın. Yabancı şirketleri takip edip, zor duruma düşenleri satın almak daha mantıklı. Ülker’in Godiva, Brightwell’in Tilter girişimleri gibi örneklerden bahsediyorum.

Gözlerini iyi açıp dış piyasaları daha dikkatli takip eden işadamları için çok fırsat var. Volarri’yi satın almak çok muhteşem bir fikir olmayabilir ama oldukça düşük bir bütçeyle spor otomobil üreticisi olma şansı verir. Ve bu şansı kullanan bir firma Türkiye’de büyük başarılar sağlayacaktır.

  1. DragonFly says:

    Türkiye’de bir-iki defa spor otomobil girişimi oldu,ama ne yazıkki fazla ümitli değilim bu konuda,çünkü işin ehli olan kişiler yapmıyor ne yazıkki.Ayrıca özel üretim spor otomobilleri sattıran 2. büyük etmen tasarımları ve motor güçleri,bu konuda bir çok örnekler mevcut (pagani,koeingsegg,spyker)bu firmaların kurucuları genelde otomotiv tasarımcıları,volarri’nin kaybettiği nokta bu olsa gerek çok iyi bir tasarıma sahip olduğunu düşünmüyorum,mesela kısa sürede adını duyuran firmalardan birisi,bilenler bilir ”zenvo”firmasının st1 modeli sadece tasarımıyla bile beni benden almış bir otomobildir ;)

  2. OnukCars ümit vaad ediyor.
    Firma ve tasarımcılar otomotivden ve hatta Anadol STC’den gelme.Ocak 2011 de yollarda göreceğiz.

    Ayrıca uygun koşulları değerlendirip almakta iyi fikir.Hem zaman kaybı yok hemde maliyeti düşük.

  3. DragonFly says:

    Umarım proje gerçekleşir,özel üretim spor arabalar ile sağlam bir çizgi yakalayıp devam ederler,gerçi s56 modeli bence gereksiz bir tasarıma sahip,çünkü özel üretimlerde hep ”porsche 356 speedster” replikası kullanıldı (bkz. pgo),motor konusunda ise adı üstünde spor otomobil,bu sebeple 1.6 renault motoru yerine daha yüksek beygirler veren motorlar kullanılırsa daha iyi olur,mesela 1.6’yı iptal edip hepsine 2.5cc yada 2.0cc motor koysalar.Sazan ise motor olarak gayet güzel bir tercih yapmış,tasarım olarak Eralp Noyan daha iyisini yapabilir diyorum,şu anki tasarım kötü değil ama daha iyisi yapılır diyorum ;)Ülkemizin otomotiv üretme konusunda yolu açık olur inşallah

  4. Üreteni, çalışanı aşağılamayı marifet biliyoruz biz. Türkiye’de birçok kez spor otomobil denemesi yapıldı. Sadece Onuk’un Sazan’ı yok, Şamil var, Etox var, başka denemeler var. Ama çeşitli nedenlerle sessiz kalıyor bu projeler.

    Üstelik isimleri spor otomobil olsa da bu projelerin çoğu motor açısından sınıfta kalmış otomobiller. 1.6 Renault motoruyla spor otomobil olmaz, tamam hareket güzel ama gol olmaz oradan.

    Türkiyeli spor otomobil girişimcileri arasında en ümitli olduğum firma yine de Onuk. Gelişeceğine, başarılı bir marka olacağına inanıyorum.

  5. DragonFly says:

    Üreteni çalışanı aşağılamak değil benimkisi,sadece üretenlerin,çabalayanaların bazı yönlerde boşa çabaladıklarını vurgulamak,şamil yürüyen bir otomobil yapmadı henüz,ayrıca çalıntı tasarımla (orca c113) bir yere varılabileceğini sanmıyorum,etox’a ise aynı şekilde renault motorları kondu,tasarımına gelirsek çizen mühendisler ellerinden geleni yapmışlar fakat firma en ucuz şekilden tasarım istemişki,piyasaya çıkacak yeni bir otomobil yan çevrilmiş 106 stoplarıyla ve 1.6 motorla ne kadar tutar bir düşünün,belki Türkiye’de satar Türk mantığıyla düşünüdüğümüz için fakat diğer ülkelerde ne kadar tutulur orasını siz düşünün.Benim yine içlerinde en umutlu olduğum firma onuk,sadece şu 1.6 motor olaylarından kurtulursa ve tasarım konusunda S56 az daha özgün ve Sazan daha sıradışı olursa yolunu açık görüyorum.

  6. Senin aşağıladığını söylemedim, genelde öyle bir tutum var. Daha önce de söyledim, Türkiye’deki spor otomobil projeleri çok yetersiz. Ben sadece şimdiki yetersiz durumlarına rağmen desteklenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

    Bizim Etox, İngiltere’nin TVR-440’ından epey esinlenmiş tasarımında. Motor desen 1.6 Renault motoru. Spor otomobil olarak anca modifiye Şahinlerle kapışır.

    Buna rağmen “ulan bi boku beceremediniz” veya “Türküz biz, anca bu kadar yaparız, fazlasına kafamız basmaz” tarzı yorumlar hoşuma gitmiyor.

    Eğer bu firmalar “zaten Türkiye’deyiz, yerli spor otomobil diye gazlarız milleti, ucuza maledip bol bol satarız” derlerse o zaman her türlü ağır eleştiriyi hak ederler. Türkiye o milliyetçilik gazıyla yıllarca teneke kuşlara bindi, artık yemez umarım böyle gazları.

    Ancak öyle yapmazlarsa, bu otomobiller henüz başlangıç aşamasında oldukları için bu kadar kötü durumdaysalar, o zaman fazla eleştirmemek gerekir. Hazırlayan firmalar çok satıp küp doldurmak yerine daha iyiye ulaşmaya çalışıyor, projelerini geliştirmek için çabalıyorlarsa alkışı hak ederler.

    Evet, S56 benim de hoşuma gitmedi ama Sazan ümit veriyor. Etox’dan pek ses çıkmıyor, Şamil zaten kayıp.

    Ya da birisi Volarri’yi alsın yahu, Corvette C6 motoru var üzerinde, yerli malı motor üretilene kadar idare eder C6 :)

  7. DragonFly says:

    Dediğinize katılıyorum,o tür eleştirileri yapanlarda zaten otomobil hakkında çok cüzi bilgiye sahip olup,modifiye şahinleri araba sanan tipler.

    Şu anda araplar bile artık almaktan sıkılıp kendi arabalarını üretiyorlar,bizim araplardan neyimiz eksik ? Mühendis olarak araplara kat kat fark atıcak otomotiv de dahil her sektörde mühendislerimiz var,tek sorun biraz sermaye,devletimiz zaten bu konuda atılımlar yapmıyor,belli holdingler belli firmalar zaten başka markaları üretiyorken,ne güzel kurdukları bol sermaye getiren fabrikaları varken ve zamanında ford taunusları Türk otomobili diye yutturdukları gibi resmen fransız malı megane’larıda Türk otomobili diye yutturucakken,neden hakiki Türk otomobili piyasaya çıkıp bunların tezgahlarını bozsunki ? Zaten Doğuş otomotiv CEO’su ve Renault-mais genel müdür yardımcısının söylediği sözlerde bu yönde ”Türkiye otomobil yapmamalı” diyerek yukarıda kastettiğimin aynısını diyorlar,tabi lafı çevirip yok sermayesi şu kadar,yok VW şu kadar milyar dolar harcıyor diyorlar.Soruyorum bu insanlara,VW milyar dolarlarlamı başladı işe ? Umarım bunların tezgahlarını bozucak bir Türk otomobili çıkıp karşılarında dim dik durur geç te olsa.

  8. Onuk S56 da 1.6 ile beraber Renault-Nissan ‘ın 2.5 litrelik motoru kullanılacak.
    Arkadaki 911’den aşina olduğumuz rüzgarlık 1.6 da kullanılmayıp 2.5 litrelik araçta olacak.
    Rüzgarlıktan dolayı 2.5 litrelik araç tasarım olarak 911 ile 356 karışımı gibi duruyor.
    Tabi ki esinlenme olmasaydı daha iyi olurdu.
    Yerli spor otomobil olarak Anadol STC’den sonra hayata geçmiş ilk marka ve model Etox veya başka biri önce davranmazsa Onuk S56 olacak.

  9. @DragonFly

    Soruyu sorup, cevabını kendin vermişsin. Bugüne kadar neden otomobil üretmediğimizin yanıtı otomobil ithalatçılarımızda gizli. Hatta çerçeveyi genişletelim, deniz yollarını ve tren yollarını bu kadar ilkel bırakmamızın yanıtları da aynı yerde gizli.

    Adam güzel güzel satıyor zaten arabasını, neden otomobil üretimini destekleyip de kendine rakip çıkarsın ki? Hem gayet kolay kandırılabiliyor Türk insanı. İtalya’dan lisans alıp Türkçe model isimleriyle İtalyan otomobilleri üretince yerli malı sanıyorlar.

    Seri üretim olarak elektrikli otomobillerden biraz ümidim var. Mevcut otomobil teknolojileriyle iş yapabilecek olanlar girmiyor, elektrikliler sektörün dışından girişimcilerin iştahını kabartabilir. Ama bu işe girecek olanların Preston Tucker gibi acı çekmeyi göze almaları lazım.

    @Yılmaz

    Kabul etmek lazım, S56 sadece rüzgarlığıyla değil, tüm hatlarıyla görüntüsü veriyor. Küçük bir esinlenme değil yani. Onuk’un Sazan’a yoğunlaşmasını tercih ederdim.

    Onuk, ekibinin tecrübeleriyle diğerlerinden ayrılıyor. Uzun vadede epey başarılı olacak gibi görünüyorlar.

    Ertex iç dizayn konusunda Türkiye’nin en başarılı şirketi ama Etox sanırım yolda kaldı, uzun zamandır ses çıkmıyor.

    Anadol konusunda maalesef birçok kişiyle ters düşüyoruz. Ben Anadol’u ilk yerli otomobil kategorisine koyamıyorum. Devrim’i unutturma projesi gibi görünüyor bana. Bununla ilgili detaylı bir yazı yazacağım bir ara, belge peşindeyim.

  10. DragonFly says:

    @Akay

    En sonunda banada bir blog açtırcaksınız Akay Bey :) Türk otomotiv sektörü o kadar küçük bir dünya ki içinde olup biteni bilmemek zor değil maalesef, ülkemizde parayı amaç edinen girişmciler olduğu sürece ben çok ileri gideceğimizi zannetmiyorum. Geçenlerde bizim ilçenin dergisinin otomobil bölümünde ”Türkiye’nin ilk elektrikli otomobili” diye bir başlık atmışlar,bu başlığı görünce benim aklıma ”toruk cars’ın üzerinde çalıştığı elektrikli otomobil” projesi geldi, fakat sayfayı açınca büyük bir cehalet ve hüsran örneğiye karşılaştım. Bursada üretilcek ”Fluance Z.E” için türk otomobili yakıştırması yapmışlar,şaka gibi ! Şu anda ses çıkarıcak bir onuk’un projeleri var, umarım bizim gibi otomotiv sektöründen anlayan birisi çıkıp ta ”şu,bu gibi eksikleri giderirseniz başarılı olursunuz” diye söyler sayın Ekber ONUK’a. Elektrikli otomobil sektöründe ise ufak ufak girişimler başladı Türkiye’de,gerçi diğer devletler ve firmalar büyük atılımlar yaptı elektrik için, fakat Türkiye’nin kaçırdığı ”benzinli otomobil üretme” treninin,bir nebze telafisi olabilir.

  11. @DragonFly

    Ne kadar çok, o kadar iyi. Otomobil blogu açarsan destekleriz :)

    Evet, girişimcilerimizin bir çoğunun amacı kısa sürede para kazanmak olduğu için uzun vadeli planlar yapılmıyor bu ülkede. Otomotiv sektörümüz küçük, küçücük ama medyayı yönetecek gücü olduğu için insanımız bu sektörü kocaman sanıyor.

    Ford diyor ki “ABD’ye satılacak olan Ford Transit Connect’leri Türkiye’deki fabrikamızda üretelim.”

    Türk medyası diyor ki, “ABD Türk otomobillerine binecek, onlara Transit Connect satıyoruz.”

    İkisi de aynı olaydan bahsediyor ama arada çok ciddi bir fark var, hatta alaka yok. İhracatın ne olduğundan habersizmiş gibi haber yapıyorlar. Oysa ihracat şudur: http://www.pitcafe.com/2010/09/ihracat-anneye-anlatir-gibi/

    Ekber Onuk bu konuda ülkemizdeki en tecrübeli isimlerden biri, ben projeyi geliştireceklerine inanıyorum.

    Elektrikli otomobil trenine atlama konusunda aynen katılıyorum, devlet henüz kayda değer bir adım atmamış olsa da bazı girişimcilerimiz elektrikli otomobil işine yatırım yapmaya başladılar bile. Şurada elektrikli otomobiller hakkında bir araştırma yazmıştım, ümitli olduğum Türk firmaları da var aralarında. http://www.pitcafe.com/2010/09/elektrikli-otomobiller/

  12. DragonFly says:

    @Akay

    İnşallah,yakında bir arkadaşımlada hem bir otomobil bloğu hemde ”delinin kuyusu” gibi eleştirel bir blog açmayı düşünüyoruz ,bizde kendimizi blog garaj ekipleri arasında görmek isteriz ;) Ne kadar çok kişiye ulaşırsak o kadar iyi :)

    Tofaş arçelikle falan know-how olarak anlaşmıştı,atılımlar gerçekleşiyor fakat diğer ülkelerden ileri olacaksak daha kayda değer girişimler olmalıdır.

    Ekber ONUK işini bilen birisi hücumbotlarda sağladığı başarıyı otomotiv sektöründede yakalayacağını umuyorum,tabi diğer projeler gibi otomobil projelerini rafa kaldırmazlarsa.

Yorumlara kapımız açık