Jun 19, 2011

Yazan Kategori Genel, Otomobil Üreticileri | 4 Yorum

Yeni Ford Focus Şile’de

Yeni Ford Focus Şile’de

Önceki cumartesi günü gittiğimiz Ford Focus test sürüşünde co-pilotum olarak yanımda oturan Sinan Kolat’ın yol boyunca söylediği “Düz Gitmiyoruz” şarkısına, Orhan Gencebay’dan coverladığım “Co-pilot Boş Oturmaz” adlı eserimle yanıt vermek istiyorum. Sevgili dostum, keşke sadece şarkı söylemek yerine işine odaklansaydın.

Kazasız şoför olmaz, kazamla sev beni,
Araba hep düz gitmez, direksiyona at eli.
Bağladım gözleri, ver bana yol tarifi,
Co-pilot boş oturmaz, bari çek el freni.

Ayrıca şeritten taşıldığını fark edip, çimlere çıkıldığını fark edemeyen Focus’a da çok kırıldım.

Efendim geçtiğimiz cumartesi günü Ford’un otomobil bloglarına yönelik organizasyonu için Şile’deydik. Utopic Farm’ın düzenlediği Ford Focus test sürüşü, Şile’deki Lavanda Otel ve Ulupelit – Darlık arasındaki ralli parkuru olarak da kullanılan yolda gerçekleştirildi.

Kırmızı bir Ford Focus sabah 9:00’da kapıya geldi ve konforlu bir yolculukla Lavanda Otel’e ulaştık. Yol boyunca uyudum işte, siz düşünün konforu. Otomobil blog dünyasından neredeyse herkes oradaydı. Sinan Kolat, Yalçın Pembecioğlu, Hasan Aytekin, Berna Mutlu Aytekin, Tuna Aras, Okay Yalçınkaya, Onur Koray ve Erkal Özsoy. Ford ve Utopic Farm çalışanları el ele hoş bir organizasyon hazırlamışlardı. Keyifli bir kahvaltının ardından yeni Focus’la tanışmak için toplantıya geçtik.

Ford Focus, eskiden beri C segmentinin en yakışıklı ve sürüşü en keyifli otomobillerinden biridir. Yeni Ford Focus da hem mevcut çizgisini korumuş, hem de çeşitli teknolojik özelliklerle donanmış.

Focus’un ilk güzel özelliği, tüm ülkelerde aynı tasarımla, aynı parçalarla piyasaya çıkacak olması. Bildiğiniz gibi birçok otomobil modeli farklı ülkelerde farklı tasarımlarla piyasaya çıkıyorlar. Her ülkenin ihtiyaçlarının, alışkanlıklarının ve kültürünün farklı olması bu konudaki en önemli etken.

Yeni Ford Focus ise satıldığı tüm ülkelerdeki ihtiyaçları aynı potada eritiyor ve %80 ortak parça kullanımıyla 120 ülkede tek model olarak piyasaya çıkıyor. Ford’un One Ford adını verdiği bu operasyon, maliyetleri de önemli derecede azaltıyor. Aynı platformda altı otomobilin daha üretileceğini eklersek, maliyetlerin ne kadar düşeceğini ve bunun perakende fiyatlardaki olumlu etkisini tahmin etmek hiç zor değil. Yani Henry Ford’un 1908’de Ford Model T ile başlattığı aynı ürünü daha çok üret, daha çok sat mantığı, 103 yıl sonra yeniden alevlenerek devam ediyor.

Ford Focus’un daha pahalı otomobillerde kullanılan teknolojik yenilikleri içermesi de bu stratejinin bir parçası. Pahalı ve lüks otomobiller, buldukları yeni teknolojilerle gurur duyarlar. Orta sınıf otomobillerde yeni teknolojileri pek sık göremezsiniz. Önce lüks otomobiller kullanır, orta sınıf sonradan yararlanır.

Ford Focus bu konuya farklı yaklaşıyor ve diyor ki, “bu teknolojiler bizim buluşumuz değil ama bu segmentteki araçlarda ilk kez biz sunuyoruz.”

Gerçekten de şerit takip uyarı sistemi, otomatik park etme, otomatik frenleme gibi özellikler bu segmentte ilk kez Ford Focus tarafından kullanılıyor.

Ford Focus, görüntü ve teknolojik donanım olarak o kadar değişmiş ki, “yeni” sıfatını sonuna kadar hak etmiş. Dış görüntüsü artık daha kaslı ve spor duruyor. LED gündüz farları, açılıp kapanabilen ön ızgara ve sportif tamponlarıyla Focus, oldukça şık. Tasarımındaki Volvo akrabalığı da gözden kaçmıyor değil.

Focus’un dışı gibi içi de komple değişmiş. Sürücüye dönük paneli oldukça kullanışlı, göstergeleri sportif ve rahat. Start-stop düğmesiyle çalışan otomobillerde anahtarı takmak için bir yer olur genelde, Focus’da böyle bir yer yok. Eğer alacak olursanız anahtarınızı kaybetmemeye dikkat edin.

Focus’un içinde hoşuma gitmeyen iki nokta var. Döşemelerin tekdüzeliği ve kolçağın yüksekliği. Otomobilin içi çok siyah. Koltuklar, döşemeler, konsol, her yerde aynı renk hakim. Hiç olmazsa iki renk kullanılsa daha ferah bir iç ortam yakalanabilirdi.

Sağ kolunu yaslamadan rahat edemeyen benim gibi sürücüler için kolçak biraz sıkıntılı. Yüksekliği ayarlanamıyor ve standart konumu fazla yüksek. Vitese ulaşmakta biraz zorlandığımdan, kolçağı açıp kolumu plastiğe dayamak zorunda kaldım.

Focus’un içindeki bu iki minik sıkıntı için “o kadar kusur kadı kızında da olur” diyerek performansına geliyoruz.

Ford Focus’larda otomatik vites seçeneği yok. 125 hp benzinli model hariç hepsi 6 ileri manuel vitesli; powershift şanzıman da yakında geliyor. Tüm modeller 1.6 lt motor kullanıyor ve 95 hp dizel, 115 hp dizel, 125 hp benzinli ve 180 hp Ecoboost olarak sıralanıyorlar.

Ben Titanium donanım paketli, 180 hp Ecoboost modelini denedim. Sürüş yaptığımız bölge ralli parkuru olarak kullanılsa da trafiğe açık bir köy yolu olduğu için 180 beygirin tamamını kırlara koşamadım. Performansını doya doya yaşayamadık ama 15 km’lik yolda fırsat buldukça gaza yüklenerek beygirleri yavaştan da olsa dürttük.

15 km, Focus hakkında kapsamlı fikir sahibi olabilmek için oldukça kısa bir mesafe. Fakat kısa da olsa bol virajlı ve bozuk asfaltlı Şile yollarındaki gidişi, epey fikir veriyor.

Her şeyden önce, Focus’un gidişi şahane. İvmelenmesi, yol tutuşu, her şeyiyle keyif ve güven veriyor. Fakat neredeyse tüm Ford modellerinde olduğu gibi yeni Focus’ta da direksiyon oldukça yumuşak. Bu da bozuk yollarda fazla sürat yapılınca direksiyonun fazla titremesine neden oluyor. Fakat küçük jant (16”) ve kalın yanaklı lastiklerine rağmen yol tutuşunda hiçbir sorun yok, her zamanki keyifli Focus sürüşüyle ilerliyorsunuz.

Yukarıda bahsettiğim gibi, Yeni Ford Focus, C segmentinin ilk kez tanıştığı elektronik destek teknolojileriyle donatılmış.

ESP desteğiyle çalışan Dinamik Tork Kontrolü, virajlarda ön tekerleklere dağıtılan torku sürekli kontrol edip dengeleyerek aracın dışa kayma eğilimini azaltıyor.

Otomatik Park Sistemi, reklamlarda da sık sık vurgulanan önemli bir özellik. Sistem tamponlardaki sensörler sayesinde hem uygun park yerini buluyor, hem de sürücünün direksiyona dokunmasına gerek kalmadan paralel park edebiliyor. Bu özelliği ilk duyduğumda nasıl çalıştığını çok merak etmiştim. Deneyince gördük ki bu teknoloji, park etme özürlü sürücüler için bulunmaz nimet.

Bir sokakta ilerlerken park edeceksiniz diyelim, sistemi aktif hale getiriyorsunuz ve sistem yanından geçtiğiniz boşlukları tarayarak Focus’un sığacağı bir yer arıyor, bulduğunda size haber veriyor. Siz sadece vites değiştirip ileri geri yaparak Focus’un direksiyon hamlelerine uyuyorsunuz. Sensörleriyle mesafeyi sürekli ölçen Focus, tüm manevraları kendisi hallederek sığabileceği tüm boşluklara park etmeyi başarıyor.

Aktif Şehir İçi Güvenlik sistemi, Volvo’daki gibi kızılötesi lazer sistemiyle çalışıyor, yoğun trafikte ilerlerken sürekli öndeki araçla aradaki mesafeyi ölçüyor. 30 km/s altında ilerlerken öndeki aracın aniden yavaşlaması veya durması halinde önce frenleri hazırlıyor, sürücü tepki vermemeye devam ederse 15 km/s altındaki süratlerde otomatik fren yapıyor.

Focus’un teknolojileri bunlarla bitmiyor. 2012’nin ilk çeyreğine kadar gelecek olan teknolojileri de şöyle sıralayabiliriz:

Şerit takip uyarı sistemi: Sürücü 65 km/s altındaki süratlerde dalgın dalgın giderken şeridinden taşarsa, sistem direksiyonu titreterek sürücüyü uyarıyor. Eğer Şerit Yardımcısı da aktif durumdaysa, sistem direksiyona müdahale ederek otomobili şeridine geri alıyor.

Kör nokta sistemi: Dikiz aynasından görülmeyen kör noktalarda güvenliği azaltan bir nesne varsa sol dikiz aynasının üzerinde sarı bir ikaz ışığı yanıyor. Özellikle yüksek süratlerde şerit değiştirirken oldukça işe yarayabilecek bir sistem.

Otomatik Uzun Farlar: Gece yolculuklarında uzun farları mecburen kullanırız. Fakat karşıdan gelen varsa insanlık namına uzunları söndürmek gerekir. Otomatik uzun farlar da bu durumu göz önünde bulundurarak karşıdan yaklaşan bir ışık kaynağı gördüğünde kısaya, karanlık başladığında yeniden uzunlara geçiyor.

Sözün özü, Yeni Ford Focus hem klasikleşmiş Focus keyfini yaşatan, hem de teknolojinin nimetlerinden yararlanan bir otomobil olmuş.

Yeni nesil otomobillerdeki bu kadar fazla elektronik destek, yakın gelecekte otomobilinin yapay zekâsına fazla güvenen ve haliyle daha dalgın olan sürücülere neden olur mu, bunu da düşünmüyor değilim.

O günden kalma birkaç fotoğraf aşağıda:

Otomobil bloggerları ve Ford Rally Team ekibi.

Lavanda Otel çok hoşuma gitti.

Ortadaki Focus kendi kendini park etmekle meşgul.

Ford Focus biraz Japonlaşmış. Dashboard, el freni falan Honda kokuyor. Ve yazıda da belirttiğim gibi, çok tekdüze. Renk seçeneği gelir umarım.

Eskisine göre daha kaslı ve şık görünüyor arkadan.

Ford Focus, yeni modeliyle mutlaka denenmesi gereken bir otomobil olmuş. Bu sınıfta bir otomobil alacaksanız Focus’u kesinlikle göz ardı etmeyin.

Aşağıdaki video da, Lavanda Otel’deki iki günü özetleyen hoş bir çalışma:


2:29’daki virajı 130+ km/s ile dönerken kameralara girmedim ama gel gör ki… Neyse…

  1. Ben bu videoyu görmemiştim bu arada, ne zaman yayına çıkarıldı? ben kendi sürüşümün videosunu istiyorum :)

    bu arada çok konuşma, araba içinden yaptığın rezilliklerin videosunu yayınlarım :)

  2. Ben de kendi sürüşümün videosunu istiyorum ama herkese öyle teker teker veriyolar mı bilmem…

    Yalanlarım! Yok öyle bi video. Ordan burdan bulduğunuz görüntüleri montajlayıp beni karalamak için kullanmayın! Güneş balçıkla sıvanmaz! Videolarla komplo kurmayın bana! :))

  3. Kötü Kedi says:

    Akay arkadaşlarına kötü davranırsan, videoları yaymak zorunda kalırız ha ha ha

  4. Emre Tandırlı says:

    Ben de lüx jeepimi satıp son model bir ford focus sedan aldım. Gerçekten çok iyi bir araç. Powershift otomatik vites focus çift kavrama sistemi ile kendinizi arabada değil de Avrupanın en son geliştirilen hızlı trenlerinde hissediyorsunuz. Çok konforlu, yolu çok iyi tutan, bu fiyattaki en mükemmel araç. Hatta bu anlamda son model Mercedes c serisi nin sürüş dinamiklerini ve teknolojisini bile geride bırakıyor.

Yorumlara kapımız açık