Aug 11, 2011

Yazan Kategori Genel, Otomobil Üreticileri | 8 Yorum

Fiorino aşkına!

Fiorino aşkına!

Her şeyden önce şunu hatırlatayım: Bu site bir lüks otomobil blogu. Sıradan otomobiller hakkında yazı yazmam, yazmak da istemem. Ancak Fiorino’nun durumu farklı, son 6 ayda 62.000 km yol yaptık beraber ve birlikteliğimizin son günlerine giriyoruz. Bu nedenle bahsetmek istedim Fiorino’dan. Başka zamanlarda karşılaşacağınız bir durum değil yani, mazur görün.

Yeni bir işin peşindeyim ve ilgili çalışmalarımı kimseye emanet edemeyeceğim için tümünü kendim yürütmek zorundayım bu aralar. Bu çalışmalar çerçevesinde tabiri caizse Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a tüm Türkiye’yi gezmek zorundayım. Kendi otomobilimi böylesine uzun bir performansa koşmak işime gelmediğinden dayanıklı, uygun fiyatlı ve içi ferah bir otomobille yola çıkmak zorundaydım. En uygun seçim olarak Fiorino’yu buldum.

Bu tip bir otomobili ilk kez uzun süreli kullandım ve birçok özelliğiyle beklediğimin çok üzerinde bir performans gösterdi. Hatta sanırım arkadaşlar arasında Fiorino’yu fazla övmüşüm ki, Fiorino aşığı ilan edip dalga geçmeye başladılar. Ben de o nedenle yazmak istedim.

Fiat Fiorino dediğimiz araç, Fiat Grande Punto platformunda üretilen bir MPV. Aynı platformda Peugeot Bipper ve Citroen Nemo da üretiliyor. Üç otomobil arasında body açısından fark yok, motor, süspansiyon gibi teknik farklar var. Elbette bunlar da çok büyük farklılıklara neden oluyor bu üç araç arasında. Normalde MPV sınıfında olan Fiorino, yüce devletimiz MPV’nin ne olduğunu bilmediğinden kamyonet olarak satılıyor Türkiye’de.

Fiorino’nun kamyonet sayılması iki büyük handikapa neden oluyor.

1. Sürat sınırlamasından etkileniyor. Otobanlarda herkes 130 ile giderken Fiorino 93 ile gitmeye zorlanıyor. Boğaziçi Köprüsü’nden geçemiyor.

2. Bir aracın kamyonet ruhsatı alabilmesi için gereken asgari istiap haddi 800 kg olduğundan, bu yükü kaldırabilmesi için Fiorino’nun arka süspansiyonları çok sert.

Yani devlet hem “bunu kamyonet olarak sat” diyor, hem de “kamyonet olarak satmak için konforunu piç etmelisin” diye garip bir şart koyuyor üreticilerin önüne. Üstelik Fiorino her zaman kamyonet olmuyor.

Eğer ÖTV %17 olarak ödenirse ruhsata kamyonet yazıyorlar. Yok eğer %37 öderseniz ruhsatta otomobil yazıyor. Siz de odun gibi süspansiyonlara sahip bir otomobil sahibi oluyorsunuz.

Fiorino Combi Emotion olarak geçiyor bendeki. 1.3 Multijet motoru 4.000 devirde 75 hp güç ve 1750 devirde 190 Nm tork üretiyor. Ödüllü motoru Fiorino’yu diğer kardeşlerinden ayırıp açık ara öne oturttuğu için bunu seçmiştim zaten.

1.3 Multijet dediğimiz motor, Fiat’ın JTD motor ailesinden biri. Fiat ailesinde ve GM ortaklığı sayesinde başka markalardan da birçok otomobilin kullandığı bir motor bu. Aralarında Alfa Romeo MiTo da var, Suzuki Swift de. Fiat’ın küçük otomobillerinin neredeyse hepsi bu motoru kullanıyor.

Fiorino ve 1.3 Multijet ilişkisi için performanslı veya ekonomik diyemem. Zira 75 hp bir motordan söz ediyoruz, performanstan bahsetmek saçma olur.

Yakıt ekonomisiyse kişiden kişiye değişiyor. Çünkü bir otomobilin ekonomik olması için sürücüsünün de bu konuya biraz dikkat göstermesi gerekiyor. Hafif bir dizel otomobili 2000 – 2500 devir arasında, 90 km/s sabit hızda kullanırsanız ekonomisinden yararlanabilirsiniz.

Sürekli 3500 devrin üzerinde ilerleyen bir Fiorino’dan ise yakıt tasarrufu bekleyemiyoruz. Bir depo ile 450 – 500 km gidersem kendimi başarılı sayıyorum. Bu cümleden Fiorino’nun yakıt ekonomisini küçümsediğim anlamını çıkarmayın, 750 km yapan insanlar da tanıdım.

Donanım açısından bakarsak, Fiorino fiyatına göre oldukça zengin bir otomobil. Aslında bir gerçek var, popüler bir ürününüz varsa bazı özelliklerini kısabilirsiniz fakat ispatlamaya çalıştığınız bir ürününüz varsa bulduğunuz bütün özelliklerle zenginleştirirsiniz.

Emlakta, otomobilde, tüm sektörlerde aynı şey geçerli. Bugün Suadiye’de bir ev kiralamak isteseniz PVC pencereleri bile olmayan, marley zeminli daireler için 1500 TL isterler, çünkü amacınız iyi bir ev tutmak değil, Suadiye’de oturmaktır. Ümraniye’ye gittiğinizde ise jakuzili, saten boyalı lüks bir daire için 600 liraya anlaşabilirsiniz. Suadiye’deki ev sahipleri evlerine yatırım yapmak zorunda değildir, zaten satılan bir marka var ortada. Fakat Ümraniye’deki ev sahipleri sizi Ümraniye’de oturmaya ikna edebilmek için en çok donanımı en uygun fiyata vermek zorundadırlar.

Bir Audi A4 almak isterseniz istediğiniz opsiyonel özellikleri alt alta yazdığınızda baz fiyatın 2 katından fazlasını ödersiniz. Fiorino ise verebileceği her şeyi bir kalemde veriyor. 30.000 liralık bir otomobilde direksiyondan kumandalı MP3 player, park sensörü, yan hava yastıkları, 16″ alaşım jantlar gibi özellikler bulmak insanın gönlünü okşuyor ve Fiat almaya ikna ediyor.

Fiorino’nun yüksek tavanlı bir araç olması, geniş camları sayesinde içini oldukça ferah kılıyor. Ön konsol derli toplu ve aydınlık. Ucuz otomobillerin bir çoğunda karşılaşılan nereden geldiği belirsiz döşeme tıkırtıları Fiorino’da yok. Ses yalıtımı da gayet yerinde, uzun yolda bile rahatsız olmadan ilerleyebiliyorsunuz.

Fiorino’yu genelde yalnız kullandığım için arka koltuğu deneyen pek olmadı. Ancak binenler de hiç memnun kalmadılar. Hem koltukların hem de süspansiyonların sertliği yüzünden arkada oturanlar kamyonet kasasında gidiyormuş gibi hissettiklerini söylüyorlar. Fiorino’nun en büyük eksisinin süspansiyonlarının sertliği olduğunu en başta söylemiştim zaten.

Arka kapıların ikisinin de sürgülü olması çok pratik, ancak sürgüler nedeniyle arka camların açılmaması başka bir sorun. Benzin kapağı açıkken arka sağ kapının açılmadığını yeni fark ettim. Güzel düşünülmüş bir emniyet özelliği.

Aracın yüksekliği bagaj hacmine pek katkı sağlamıyor diyebilirim. Bagaj dar ve yüksek olduğu için arkadaki malzemeleri üst üste koyma zorunluluğu var. Fakat iki parça halinde yatan arka koltuklar sayesinde arzu ederseniz gerçekten bir kamyonet sahibi olabiliyorsunuz. İstanbul’dan Antalya’ya gidip, Antalya’dan sahili takip ederek Kaş, Fethiye, Marmaris, Dalyan, Kuşadası üzerinden İstanbul’a döndüğümde üç kişiydik ve bir parçasını yatırdığım koltukla birlikte bagajda yaklaşık 500 kg malzeme vardı. Finike’nin inişli çıkışlı virajlarında biraz hüzünlense de ağlamadı, hiç sorun çıkarmadı.

Fiorino şehir içinde süspansiyonlarının sertliği haricinde oldukça keyifli bir otomobil. Frenleri gayet başarılı, yakıt sarfiyatı çok düşük. Ufak boyutları sayesinde de park sorununu diğer otomobiller kadar umursamıyor.

Uzun yolda ise tavan yüksekliği hem avantaj hem dezavantaj olabiliyor. İçi sıradan bir otomobile göre çok ferah ve aydınlık oluyor, bunalmadan yolculuk edebiliyorsunuz. Fakat aynı zamanda rüzgardan da ciddi şekilde etkileniyor ve çok zıplıyor. Hava akımının değiştiği viyadük ve vadi gibi bölgelere süratli girildiğinde özgürlüğünü ilan etmeye çalışıyor. Birkaç kez ciddi kaza atlattım rüzgardan bu kadar etkilenmesi yüzünden.

Ayrıca kamyon, otobüs gibi büyük araçların yanından geçerken de çok sallanıyor. Özellikle sollamanın sonuna ulaştığınızda, büyük aracın yanlara attığı hava akımına girince sağ tarafa kafa atmaya çalışıyor resmen.

Bu rüzgar sorunu, araç biraz ağırlaştırılarak çözülebiliyor. Yakıt ekonomisini çok umursamıyorsanız arkaya birkaç tabaka kağıt koyarak aracın yere basma gücünü yükseltebilirsiniz. Ben öyle yapıyorum, gayet de memnunum. Bir ara arka helezonları kısaltmayı da düşündüm ama sonradan vazgeçtim.

Yol tutuşla ilgili diğer sorunumuz da, süspansiyon sertliği ve otomobilin yerden yüksekliğinden kaynaklanan mıcır problemleri. Stabilize yollarda Fiorino sizi şoför değil, yolcu kabul ediyor ve kendi istediği yoldan gitmek istiyor. Direksiyon hakimiyetiniz vasatsa stabilize ve virajlı yollarda Fiorino ile sürat yapmaya kalkmayın.

Bingöl – Elazığ arasındaki duble yol çalışmalarında asfaltın aniden bitip mıcırın başladığı bir bölge var. Herhangi bir işaret, ikaz, hiçbir şey yok. Gecenin karanlığında 160 km ile giderken asfalt bir anda bitti ve serme mıcıra girdim. Araba bir anda yolu çaprazlayınca her şeyin bittiğini düşündüm ama bereket versin sağlı sollu 3 – 4 hamlenin ardından yeniden asfalta ulaştığımda yola paralel pozisyondaydım. O asfalta yanlarken bassaydım Fiorino da ben de bu dünyadaki maceramızı Elazığ’da tamamlardık.

75 hp güce rağmen Fiorino azami sürati olan 180 km/s hızda dakikalarca ilerleyebiliyor. Otobanlarda 160 – 180 arası ilerliyorum ve sadece depo doldurmak için durduğum oluyor, bugüne kadar hiçbir sıkıntı çıkarmadı bu konuda. Küçük hacimli bir motorun bu kadar yüksek ve hafif bir araçla birleşmesinden rahatsız edici bir titreşim beklerdim ben, olmadı. Yüksek süratlerde bile gayet konforlu ve keyifli bir sürüşü var. Dediğim gibi, tek sorun rüzgarın ani değiştiği bölgeler. Eğer o bölgelere hazırlıklı girerseniz hiçbir sorun yok.

Bizim emektar ile Sivas’ta -25 dereceyi de gördük, Antalya’da 38 dereceyi de. Bir kez olsun öksürüp tıksırmadı, tıkır tıkır çalıştı.

Elbette bu yol tutuşta Bridgestone Turanza ER300 lastikleri de unutmamak lazım. Türkiye piyasasındaki en iyi lastiklerden biri olan ER300, Fiorino Emotion’ın standart lastiği. Lastikleriniz tükendiğinde daha ucuz olsun diye farklı markaya geçmenizi kesinlikle tavsiye etmem, ER300 bu araç için olup olabilecek en iyi lastiktir.

Yüksekliğinden dolayı rüzgarda, süspansiyon yapısı yüzünden stabilize yollarda kendi başına gitmeye çalışan Fiorino’yu yola getirmek için en önemli etkenlerden biridir lastikleri. O nedenle Pirelli’nin sloganından, Bridgestone’un lastiklerinden şaşmayın (Kontrolsüz güç, güç değildir – Bridgestone Turanza ER300).

İhtiyacım olan otomobil acımadan kullanabileceğim, dağa bayıra vurabileceğim, aynı zamanda ofis olarak da kullanabileceğim, uygun fiyatlı bir otomobildi. Fiorino bu iş için biçilmiş kaftan olarak çıktı karşıma. Yüksek tavanları sayesinde içi oldukça aydınlık ve bilgisayarımı açıp saatlerce çalıştığımda sırtım – belim ağrımadı. Ayrıca arkaya astığım elbiseler yere değmedi, kırışmadı.

Çakmak çıkışlarının 12V olması sürekli kullanımda çakmak sigortasının atmasına neden oluyor. Fiorino’da 12V ve 180V olmak üzere iki çıkış var. 180V desteklemesi navigasyon ve bluetooth cihazlarını rahat rahat şarj etmemi sağladı. Cep telefonu ve bilgisayar şarjını da aküden çekip koltuğun altına taktığım 220V ev priziyle hallettim.

Sözün özü, Fiat Fiorino Emotion sürekli otomobilde vakit geçirecek olanlar için kesinlikle ideal bir otomobil. Hem kullanışlı, hem sevimli. 62.000 kilometrelik beraberliğimizde epey sevdim bunu ben.

Tavsiye ederim.

55.555 kilometreyi Aziziye Tabyaları’nın önünde tamamladık. Benim Fiorino’nun tek fotoğrafı bu, aşağıdakiler internetten toplama.

Fiat Fiorino

Fiat Fiorino

Fiat Fiorino

Fiat Fiorino

Fiat Fiorino

Hem küçük esnaf, hem de orta halli aileler için ideal bir otomobil Fiorino. Fiat’ın dediği gibi “ticaretin yakışıklısı” değil de, sevimli kerata.

  1. adem yıldız says:

    gerçekten çok iyi anlatmışsınız teşekkür ederim bizi bilgilendirdiğiniz için

  2. Mustafa says:

    çok teşekkür ederim Fiorino almayı düşünen benim gibi arkadaşlar için 62.000km.lik çok kapsamlı bir test sürüş ve araç analizi olmuş kendi araştırma ve kanaatlarimi sizin yaşanmışlığınız teyit etti:karşısına kullanım amacım ve ihtiyaçlarımı koyunca kesinlikle alıyorum Saygılarımla ayrıca yüce devletimizin yaptığı haksızlık meselesine aynen katılıyorum

  3. O asfalta yanlarken bassaydım Fiorino da ben de bu dünyadaki maceramızı Elazığ’da tamamlardık.:))) fiorino gerçekten ideal bir araç.. yazı için teşekkürler.

  4. SERDAR GÜNAŞDI says:

    Bende 2010 fiorino full modeli var,her yönden çok memnunum,yazdıklarınıza katılıyorum,tek şikayetim,fazla vergi vererek,haksızlığa uğramak,inşallah devletimiz bu haksızlığı düzeltir. en azından radarda artık yeni düzenleme oldu baraj 110 km.herhalde farkına varılmaya başlandı,ayrıca bilgileriniz için teşekkür ediyorum……

  5. hakkaten bu kadar açık ve net yazmış olmanıza çok şaşırdım.sanki pazarlamacı edasında yazmış gibisiniz ama iyi yanları olsun kötü yanları olsun alenen anlatmışsınız.fiorino almayı düşünen birisi olarak oldukça yeterli bilgiler yazılmış….

  6. iyi güzel ancak herkes vergisinden şikayetçi küçücük bagajı var hükümet bunu bilmiyormu bunu kullanan aile otomobili olarak kullanıyor zaten şirketler bile kullansa neresine yük yükleyecek bagajı otomobillerden küçük albeanın bagajı bundan büyük reno klionun bagajı bundan büyük bende albea vardı 600 kg üzüm yükledim banamısın demedi devlet bunları görmüyor araç sahipleri şu an otomobilleri kamyonet olarak kullanıyor yük taşımak için devlet bunlara bakması lazım aslında fiorinonun bagajını görseler zaten iki kilo domatesle iki kilo hıyarı ancak alır daha böyle küçük bagaj türkiye şartlarında görülmemiş sayın yetkiler lütfen bu yanlışlığı bir an önce düzeltmenizi rica ederim.

  7. Kemal says:

    Gerçekten bir araba bu kadar mükemmel anlatılabilir. Bende Kasım 2010 da trafiğe çıkmış 2010 model fiorino emotion aldım fiat arabasını bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim açıkçası.

  8. Ali Çelik says:

    fiorino emotion 2009 modeli ben de var. Yıllardır kullanıyorum. Yazdıklarına ve yorumlarına aynen katılıyorum. Arka koltuklar, sert süspansiyon, hava akımından ve rüzgardan çok etkilenmesi aracın en büyük handikapı. Yerli üretim bir araçta standart sunulan bir çok özellik var: Açık kalan bir lamba 15 dakika sonra otomatik olarak kapanıyor. Kumandaya uzunca (3 Saniye) basınca uzaktan, camları açabiliyor veya kapatabiliyorsun.

Yorumlara kapımız açık