Sep 10, 2011

Yazan Kategori Genel, Konsept Otomobiller, Otomobil Üreticileri | 1 Yorum

Efsaneler şekil değiştirirse

Efsaneler şekil değiştirirse

Volkswagen Golf’ün muhteşem bir sloganı vardı: Efsaneler ölmez, sadece şekil değiştirir.

Bazı ikonik otomobiller vardır. Kimi motorsporlarındaki başarılarıyla, kimi satış rakamlarıyla, kimi başka nedenlerle otomotiv tarihine geçmiştir. Bu otomobillerin bazıları sadece anavatanlarında efsane olurken bazıları da dünyanın her yerine yayılırlar.

Volkswagen Beetle, Ford Mustang, Dodge Charger, Chevrolet Camaro, Mini Cooper, Mercedes 300SL ve daha birçok otomobil piyasaya çıktıkları günden beri otomobil dünyasınında simge haline geldiler. Bu simge otomobillerden kimisi zaman içinde yenilenerek aynı ismin azametini taşımaya devam etti, kimileri de kendi efsanelerini yeni modelleriyle öldürdüler.

Land Rover Defender da bu tip ikonik araçlardan biri. Yüzlerce çöl geçişinde, safarilerde, iç savaşlarda savaşan sivillerde, düzenli orduların askerlerinde, Paris – Dakar Rallisi’nde, belgeselcilerde, çobanlarda ve tabi ki Camel Trophy’de binlerce kez yer alan, yıllarca tozu toprağı yutan ve hâlâ yürümeye devam eden bir araçtır Land Rover Defender.

Benim için ise iki hatırası var: Yıllar önce birlikte yaşadığımız bir off-road maceramızı ve askerde attığımız devriyeleri hatırlatır.

Kalenderdir Defender. Acımadan araziye vurmak için ideal taşıttır, yaşına rağmen yeteneklidir de.

Fakat Defender ne kadar yetenekli olursa olsun, günümüz şartlarına uymaz artık. Eski mekanik teknolojisiyle, yüksek emisyon değerleriyle, konfor sözcüğü bulunmadan önce tasarlanmış iç kısmıyla günümüzün epey gerisinde kaldığından, ya yok olmaya terk edilmeli, ya da yeniden topluma kazandırılmalıdır.

Ben bu tip otomobillerin geçmişle yoğrularak bugüne uyarlanması taraftarıyım. Morgan’ın yeri o nedenle her zaman ayrıdır bende; bu işin kralı, medar-ı iftiharıdır Morgan. Volkswagen Beetle, Fiat 500 gibi yeni otomobilleri de o nedenle severim. Eski çizgilerinden vazgeçmeyen ama günümüze de uyum sağlayan modeller asla ölmezler.

Land Rover Defender’ın da bu şekilde yenilenmesini çok isterdim.

Bugüne kadar çok modifiye firmasının elinden, kimi zaman başarılı, kimi zaman başarısız projelerle geçti Defender. Son proje de Bulgar modifiye firması Vilner tarafından geçtiğimiz ay sunulmuştu piyasaya. Hiiç ama hiç beğenmemiştim. “Az yakan – çok kaçan” ekolünün temsilcilerinden biri olan Defender’ı deri döşemelerle, DVD’lerle yenilemeye çalışmak Defender’ın kimliğine çok aykırıydı.

Hatta o gün “keşke Land Rover bu işi piyasaya bırakmak yerine kendi yapsa veya lisansını Classic Recreations gibi bir firmaya satsa da yeniden sürseler piyasaya” diye geçirmiştim içimden.

Sonra ilginç bir tesadüf oldu ve Land Rover Defender’ın yenileneceği, hatta konseptinin Frankfurt Otomobil Fuarı’na katılacağı haberi geldi. Land Rover’ın en sonunda “Defender yenilenecekse onu da biz yaparız,” demesine sevindim.

Ancak konsepti görünce Defender ile alakalı olmadığını anladım. Torun Defender DC100 ismiyle geliyor ve dedesine hiç benzemiyor. Land Rover, eskiden gayet light olan fakat yenilene yenilene Range Rover kıvamına gelen Discovery gibi girişmiş Defender’a da.

“Araziye hunharca vurayım, dağ bayır gezeyim,” diyenlere değil, “SUV kullanayım da ne çok param olduğunu görsünler” diyenlere hitap eder hale gelmiş Defender.

Land Rover tasarım direktörü Gerry McGovern, Defender’ı yeniden tasarlamanın otomobil dünyası için önemli bir sınav olduğundan bahsediyor ama eğer sınava bu konseptle girerlerse korkarım sınıfta kalacaklar.

Yeni modelin özellikle aerodinami açısından ciddi değişikliğe ihtiyaç duyduğunu kabul ediyorum ama bu kadar da narin bir tasarıma hiç gerek yoktu.

Defender köşeli hatlarını büyük oranda korusa da görüntüsü dedesinin azametini ve arslanlarla savanlarda koşturabileceğine dair güveni vermiyor. Yuvarlak farlar eskiye bir gönderme gibi dursa da o garip burun efsane Defender yerine Skoda Yeti’yi akla getiriyor.

Aslında kötü bir tasarım değil. Herhangi bir markanın tasarımı olsa gayet başarılı bulabilirdim. Fakat söz konusu konsept Defender olarak çıkacaksa piyasaya, çalışması gereken epey ders var.

Land Rover DC100 eğer onaylanırsa üretimine 2015’de başlanacak. Diğer detayları henüz açıklamadıkları için bir şey diyemiyorum. Umarım bu görüntü biraz daha vahşileştirilerek Defender ruhuna uygun hale getirilir.

Land Rover DC100

Land Rover DC100

Vilner modifiyeli Land Rover Defender

TSK’nın Land Rover ailesi

Camel Trophy’de uçarken.

Camel Trophy’de coşarken.

Efsaneler elbette şekil değiştirebilirler, ama efsane olduklarını unutmadan.

  1. Defender efsanedir, merttir, yigittir fakat bazi firmalar modellerinin ruhunu olduruyorlar. Defender basarili bir tasarima sahip fakat retro ile uzaktan yakindan alakasi yok.
    Ilk gordugumde benimde aklima skoda yeti ile Ford’un 2000 sonrasi off-road konseptleri geldi aklima.
    Tasarim zevk meselesidir, kisinin estetik algisina gore degisir. Fakat bu arabayi ismi ve tarihi acisindan ele alirsak, ne ismine, ne de tarihine yakisan bir model olmus.
    Bunun gibi bir benzer basarisiz retro tasarimlardan birisi ise Vw golf. Her ne kadar Da Silva’ya altin pusula odulunu verseler de, vw modellerinin ruhunu katleden bir tasarimci (Audi’de basarili sadece)
    Gerci range rover, hintlilere satildiginda ruhunu kaybetmisti benim icin. Son basarili modeli Evoque’dur benim gozumde, gerci o da Ford yonetiminden kalma eski bir proje ve konseptdi ama kismet hindularaymis…

Yorumlara kapımız açık