Sep 1, 2011

Yazan Kategori Formula 1, Genel | 4 Yorum

Oh be! Kurtulduk!

Oh be! Kurtulduk!

Bir Formula 1 geyiğidir tutturmuş gidiyorlar. Seyirci gelmiyormuş da, yarışmalar Türkiye’de devam edecek mi etmeyecek mi belli değilmiş de, pist iyiymiş ama çevresi kötüymüş de, daha bir sürü şey.

Neyse ki Formula 1 yönetimi bugün 2012’den itibaren Türkiye’nin olmayacağını kesin olarak açıkladı da tartışmalar son buldu artık. Formula 1 düşkünleri şimdi ağıtlar yakmaya başlarlar, bir sürü yaygara yaparlar, sonra unuturlar, hayatımıza devam ederiz.

Bu Formula 1 denen belaya biz hiç bulaşmamalıydık zaten. Bir sürü arabanın vızır vızır dolandığı bir yarışı izleyecek kaç insan var ki Türkiye’de? Yok işte, o yüzden boş tribünler.

Hatayı en başında yaptılar. Tuzla’nın güzelim toprağının binlerce dönümünü harcayıp asfalt döktüler. Anasının nikahına yaptıkları pist için bir sürü de yol hazırladılar, ayrı masraf ettiler.

Türkiye fakir ülke, Formula 1 burjuva sporu. En ucuz bilet 200 lira, onda da çayır çimende izliyorsun, sıcakta yanıyorsun. Tribünde izleyeyim desen 700 milyon istiyorlar. Türkiye’de kaç kişi arabaların peş peşe birbirini kovalamasını izlemek için o kadar para verir ki?

Bilet fiyatlarını 30-40 lira yapsalar o zaman giden olurdu belki. Eğlenceli olabilirdi. Formulacılar da sürümden kazanırlardı. Gerçi ben o zaman da gitmezdim çünkü pist çok uzak. İstanbul’dan oraya nasıl gidelim, kaç kilometre yolu çekemem ben.

Pist yapılmadan önce dediler ki, “bir sürü turist gelecek, pist para basacak.” Sonra da gittiler pisti Allah’ın dağına yaptılar. Turist hiç gelir mi oraya? Oysa pisti Tuzla yerine Antalya’ya yapsalardı oradaki turist potansiyelinden yararlanabilirdik. Antalya’ya gittiğimde görmüştüm, bir sürü turist var oralarda. Ortam süper, kesin yarışa da gelirlerdi.

Bence pist acilen yıkılarak yerine futbol stadyumu yapılmalı. Çevresine de güzel bir alışveriş merkezi yapılabilir. En azından maç izleriz, alışveriş yaparız, kokoreç falan yeriz, gittiğimize değer.

Gerizekalıyım.


Formula 1’in Türkiye’ye gelme ihtimali doğduğundan beri benzer şeyleri yazdık, çizdik, anlattık. Kimse umursamadı tabi, onlar her şeyi bizden iyi bilirlerdi çünkü. Yukarıdaki yazı gibi onlarca yazı okuduk, yüzlerce gerizekalının motorsporlarını ve takipçilerini aşağıladığına şahit olduk.

Medya saçmaladı, halk saçmaladı, motorsporlarında söz sahibi olanlar saçmaladı. Ne bir reklam yapıldı, ne de halkın F1 gibi bir sporu anlamasına yönelik çalışma yapıldı. Formula 1’in Türkiye’de 7 sene dayanması bile başarıydı aslında. Takımlar istedi, FIA istedi, Ecclestone istedi, Türkiye’deki izleyiciler istedi İstanbul Park’ın takvimde kalmasını.

Sadece Formula 1’in ne olduğunu bilmeyenler, kafası almayanlar, medyanın leş köşe yazarları, aptal muhabirleri, halkın çoğunluğunu oluşturan cahil cühela sürüsü ve motorsporlarındaki yetkili isimler istemedi İstanbul Park’ı.

Türkiye’de Formula 1 düzenleniyor diye ülkesi adına üzüldüğünü söyleyen, Formula 1’in Türkiye’yi rezil ettiğini söyleyen öküzleri gördük. Bilmediği konu hakkında susmak veya bilgi edinmek yerine bok atmayı tercih eder benim milletim, Formula 1 konusunda da öyle oldu. Tiksindirdiler kendilerinden ve cehaletlerinden.

Beklenen oldu, mutlu sonla bitmedi bu güzel masal. Harika bir rüya gördük, çok eğlendik, 7 tepe için 7 yarış yaptık ve artık uyandık.

Zoru başarırız, kolayı beceremeyiz, huyumuzdur bu bizim.

Bu kafayla gidersek de hiçbir bok olmaz bizden.

Teşekkürler Türkiye.

Dört ay önce yazmıştım, Formula 1’i istemeyenler hep birlikte yaksınlar kınalarını.

  1. Yazıyı “adam ne güzel meramını dile getirmiş, biraz sinirlenmiş ama haklı tabi” düşünceleriyle okurken birden şu cümleyle beton etkisi yaşadım: “halkın çoğunluğunu oluşturan cahil cühela sürüsü”.

    Sizin gibi düşünmeyen insanlar size göre “leş, aptal” ve “cahil cühela sürüsüyse” siz de onlara göre üç tane arabanın peşinde koşan cahil azınlık olursunuz, amacınız buysa doğru yoldasınız.

    Üslup anlatımın yarısıdır ve siz bu üslupla emin olun haklı olduğunuz bir konuda bile bir yere varamazsınız.

  2. Bu siteyi ne kadar takip ediyorsunuz veya düşüncelerim hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz, bilmiyorum. Eğer takip ediyorsanız bilirsiniz ki, bugüne kadar kimse için hakaret içeren ifadeler kullanmadım. F1 ile ilgilenenlere medya dahil herkes hakaret ederken biz duruşumuzu asla bozmadık.

    Fakat bugün İstanbul Park’ın kesin olarak takvimden çıkarıldığı haberinin gelmesinin üzerine bir de konuyla ilgili yorumlarda oklar yine F1 takipçilerine dönünce, sinirlerim fazla gerildi.

    Benim gibi düşünmeyenlere hiçbir zaman hakaret etmedim ama bazı insanlar var ki, hakaretin en alasını hak ediyorlar. Bazı insanlar için hakaret gerekiyor, çünkü onlara medeni şekilde laf anlatılmıyor.

    Madem ki biz haklı da olsak, haksız da olsak bir şey değişmeyecek, kibar da olsak, kaba da olsak bir adım atılmayacak, o zaman bırakın da biraz dökelim içimizdekileri.

    Adam bana gazete köşesinden otistik diye seslenecek, ben cahil dediğim için mi kötü olacağım?

    Çok daha ağırını hak ediyorlar, çok daha fazlasını.

    İyi bayramlar.

  3. Gerçekleri açık seçik duymak insanları korkutur Akay, niye korkutuyorsun insanları…

  4. Korkmak için yer arıyorlar abi, ben napayım :)

Yorumlara kapımız açık