Sep 21, 2011

Yazan Kategori Genel | 2 Yorum

Var yavrum var, âlâsı var

Var yavrum var, âlâsı var

Hiç sevmediğim bir halam var benim. Ondan da, çocuklarından da, eniştemden de mümkün mertebe uzak dururum. Çeşitli nedenleri var bunun, sitenin amacı akraba-i taallukatı çekiştirmek olmadığından detaya inmeyeyim.

Fakat en önemli nedeni şudur ki, şımarık bir ailedir bunlar. Geçmişte öyleydiler, pek görüşmesek de çeşitli ortamlarda denk geldiğimizde fark ediyorum ki bugün de öyleler.

Ben küçükken onlar biraz daha varlıklıydı bizden. Eve ne alsalar halamın kızı koşa koşa bize getirir, “sizde yok, bizde var” diye sayıklayarak dolanırdı etrafta.

Eh, yaşın getirdiği mallığı da hesaba katarsak onun bizi kıskandırmaya çalışması da, bizim onu kıskanmamız da normaldi.

Varlıklıydı dediysem, onlar saraylarda biz sokaklarda değildik. Hatta 80’lerin İstanbul’una göre oldukça iyi bir konumdaydık. Fakat bizimkiler sürekli başkalarını kıskandırmamamızı, bizde olanın başkalarında olmayabileceğini öğütlerken, onlar her fırsatta mal varlıklarını sergilemekten imtina etmezlerdi. Hem çocuklar hem de halamın kendisi çevreleriyle sürekli bir sidik yarışının içindeydiler.

Onların davranışlarını gördükçe tiksinirdim. Saklayacak bir şey yok, görgüsüzlerden tiksinme huyumun temelinde halam ve ailesinin ciddi etkisi olduğunun farkındayım.

Bu konularda aileden iyi bir eğitim aldım sanırım. Hayatımın hiçbir aşamasında ne kazancım ne de mal varlığımla topluma hava atmak aklımın ucundan geçmedi. Hiçbir zaman da “onda var, neden bende yok” düşüncesine girerek hasetle bakmadım çevreme.

“Dünyada açlıktan ölen insanlar var,” diyerek her şeyimi komple Somali’ye bağışlamadım. Ama “bende şu var, bende bu var” diyerek ortalık yerde reklam da yapmadım. Ne kadar kazandıysam o kadar yedim, benden çok kazananı gördükçe de “Allah daha çok versin,” dedim.

Fakat çevreme baktıkça görüyorum ki, bu hayat felsefesi günümüzde pek geçerli olmuyor. İnsanlar kendilerini ellerindeki her şeyin reklamını yapmak zorunda hissediyorlar.

-20 kontörle iPhone kullananı mı dersin, benzin parasını denkleştiremediği kendince lüks otomobili gecekondunun önüne çekeni mi dersin, içeri girebilmek için aylarca götünü yırttığı mekâna girme fırsatı bulunca garsonlara bağırıp çağıranı mı dersin… Her türlüsü var.

Sanatçı etiketiyle dolanan şarkıcı, manken, oyuncu tayfasına bir bakın bakalım, kaç tanesi saraylardan düşmüş magazin ortamlarına?

Sadece sonradan görmeler de yapmıyor bunu üstelik. Görgü parayla olmadığı için 7 kuşak geçmişi Karun kadar zengin olsa da parasıyla hava atmaya çalışanlar var.

Konu görgüsüzlük olunca nedense aklıma ilk gelen isimlerden biri Ali Ağaoğlu’dur. İşadamlığına lafım yok, çok başarılı bir tüccar olduğunu biliyor ve takdir ediyorum. İş dünyasında oyunu kuralına göre oynayan, işini bilen bir adamdır. Fakat görgüsüzlük dendiğinde de aklıma ilk gelen kişidir kendisi.

Katıldığı televizyon programında “valla ben helikopterle 5 dakikada geldim, trafik falan yok. İnsanlar trafik var diyor, hehe” diye gevrek gevrek sırıtmalar, “arabalarımın toplam değeri 10 milyon dolar, babam da çok zengindi” diye zırt pırt demeç vermeler…

Arabasının kaputuna oturup röportaj veren bir adam işte, ötesi yok. Malında da, kazancında da gözüm yok, Allah daha çok versin, 10 değil 100 milyon dolarlık arabası olsun. Midemi bulandıran tek şey çıkıp televizyonlarda tüm insanları aşağılarcasına “benim çok param var” diye kendini tekrarlaması.

Zenginin malı züğürdün çenesini yorar da, maşallah Ali Bey’inki en çok kendi çenesini yoruyor.

Türkiye’de ve ABD’de mal varlığı da, otomobillerinin değeri de Ali Ağaoğlu’nun kat kat fazlası olan adamlar tanıyorum, siz birçoğunu tanımıyorsunuz. Çünkü çıkıp ziv ziv konuşmuyorlar, gerçekten tat alarak eğleniyor ve başkaları görsün diye değil, kendileri nasıl seviyorlarsa öyle harcıyorlar paralarını.

Ali Ağaoğlu örneği verdiğime bakmayın, bu zihniyet çok yaygın aslında. Renault Fluence reklamlarında bile görmüyor musunuz “sizin arabada bundan var mı?” diye sorup arkadaşını ezmeye çalışan salak kızı?

Hah, aynı benim halakızının küçüklüğü işte. Eskaza eniştemin arabasına binsek aynı bu cümlelerle konuşurdu o da. Sonradan bırak pederi, sadece benim garajımdaki otomobillerin toplam değeri eniştemin tüm mal varlığını geçti ama bir kez olsun benzeri bir cümle ne benim, ne de kardeşlerimin ağzından çıkmamıştır.

Ve zannetmem ki ileride çoluk çocuk sahibi olunca benim oğlumun veya kızımın ağzından böyle bir cümle çıksın. Arkadaşına –üstelik babasının parasıyla- hava atan bir çocuktan hiçbir zaman cacık olmaz, yoğurdu hep eksik kalır.

Burası bir otomobil blogu, bu yazının yeri değil belki ama şu Renault Fluence reklamını gördükçe kan beynime sıçrıyor, midem bulanıyor resmen. O nedenle buraya yazdım bunu da.

Sizin arabada bundan var mı? Var evladım var, âlâsı var. Lafını ettiğin araba Maybach olsa gam yemem, Fluence be. Baban da gençliğinde Şahin’le şekil yapmıştır senin.

Yazık. Bu şekilde çocuk yetiştiren zihniyete de yazık, bu zihniyetle yetişen çocuklara da yazık, bu denyoluğu espri unsuru kabul edip reklamlarında kullanan Renault’ya da yazık.

Görgüsüzlerin alayına yazık zaten.

“Lüks otomobillerden bahsediyorsun, parasından bahsedene laf ediyorsun,” diyenler olabilir. Lüks ve kaliteli yaşamak başka şey, görgüsüzlük yapmak çok daha başka şey. Bunun ayırdında olmayanlar hiç gelip konuşmasınlar bana.

Ve her zaman şu da var. Hazreti Süleyman’ın bile ölüp gittiği bir dünyada iyi yaşayacaksan yaşa ama asla parana, varlığına güvenip de insanları aşağılama. Yaşam öyle sürprizler çıkarır ki insanın karşısına, bir anda açıkta kalıverirsin.

Ne zenginler gördüm ben, bugün üç kuruş maaşın peşine düştüler. Bebek’teki yalıyı bırakıp Sarıgazi’de minicik bir daireye yerleşmek zorunda kalan adamlar tanıdım. Ne oldum değil, ne olacağım demeli insan.

Anneannemin annem ve babama sürekli tekrarladığı dizeyle noktalayayım:

Zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter,
Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.

Peder zengin, anne güzel, böyle de bağlarım subliminale.

  1. alp akar says:

    valla helal… sırf hava uğruna alanlar var o arabaları. bizim gibi arabayı zevk için adamlar azınlıkta.

  2. Hüsnü Ege Altun says:

    http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=Ej_YxZiPqSM

    Akay reize katılıyorum ve ona bu videoyu armağan ediyorum.

Yorumlara kapımız açık