Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

Audi Q3 test sürüşü

SUV konusunda biraz eski kafalı sayarım kendimi. Kocaman 4×4 araçların hakkını vermek için yapılması gerekenin dağa bayıra vurmak olduğunu düşünürüm. Fakat günümüz SUV’leri bildiğiniz gibi dağ bayır için değil, şehir içinde ekstra güvenlik, konfor ve gösteriş için sürülüyorlar piyasaya.

Bu nedenlerden dolayı SUV’ler pek ilgimi çekmez. Çok beğendiğim ve takdir ettiğim modeller var elbette, sadece segment olarak benim ilgi alanımın dışında kalıyorlar.

Fakat son zamanlarda git gide yayılmaya başlayan “compact” SUV kavramı, bu modellerle ilgilenmeyen benim bile dikkatimi çekmeyi başardı. Avrupalı markaların şık ve kullanışlı compact SUV’leri, Amerikan markalarının gösterişli, yerine göre kaba SUV’lerine bir tepki gibi duruyorlar.

SUV’ler önce BMW X3, Audi Q5 gibi modellerle küçüldüler, şimdi de BMW X1, Audi Q3 gibi modellerle daha da küçülüyorlar.

Audi’nin yeni compact SUV’si Q3 de Avrupa’yla aynı anda Türkiye’de de piyasaya çıkıyor. Audi Türkiye, piyasaya çıkmasına kısa süre bana bir Q3 verme kibarlığında bulundu ve ben de bu minik SUV’yi otobanlarda, köy yollarında, tarlalarda 1.200 km kullanarak denemiş oldum.

Aracı Maslak’taki Doğuş Otomotion’dan alana kadar okuduklarım ve izlediklerim haricinde hiçbir fikrim yoktu. Buluştuğumuzda ilk dikkatimi çeken, Q5 gibi Q7’nin küçüğü olmak yerine A1’in büyüğü olmasıydı. Nasıl ki BMW 6.45’i üfleye üfleye şişirdiğinizde bir X6 elde ediyorsanız, Audi A1’i de aynı şekilde şişirerek bir Q3 elde edebilirsiniz.

Şaka bir yana, Audi Q3 dış görünüm olarak gerçekten de A1’in SUV versiyonu gibi duruyor. Q7 gibi vahşi değil, ama şirin ve sürprizlerle dolu. Biliyorsunuz ki LED farlarla tarih yazan, Şahinci kesime bile ilham kaynağı olan Audi, 2012 modellerinde LED’i daha da geliştirerek yepyeni bir far tasarımına imza attı. Önceki modellerde gündüz farları LED çizgi halinde çerçevenin altında yer alırdı. Yeni modellerdeyse gündüz farları net bir çizgi halinde far ünitesini çerçeveliyorlar. Nokta LED’ler şıktı, yeni farlar ise tek kelimeyle “seksi.” Bu far tasarımını kullananlardan biri de Audi Q3 oldu.

Geniş ön panjuruyla, farlarıyla, stoplarıyla, duruşuyla, bakışıyla, tüm dış görünümüyle Q3, Audi ailesinin önemli bir ferdi olduğunu hissettiriyor.

Dış görünüş bir yere kadar, önemli olan iç güzellik diyor ve içeri geçiyoruz.

Audi Q3, iç mekân olarak da geleneksel Audi çizgilerini taşıyor. Şöyle bir şey var, compact SUV’ler genelde uygun fiyatlı olurlar. Audi Q3 ise 55.567 Euro’luk baz fiyatıyla hiç ucuz durmuyor. Bunun nedeni de Audi’nin bu minikte de büyük modellerindeki işçiliği aynen kullanması. Q3’ü kullanırken minik bir SUV içinde olduğunuzu düşünmüyorsunuz.

Ön konsol, açılıp kapanan ekran, göstergeler, direksiyon, döşemeler, koltuklar… Her parçası kalite kokuyor. Kumandaların, müzik sisteminin, yalıtımın, havalandırmanın ve otomatik start – stop gibi çeşitli teknolojilerle desteklenen sürüş zevkinin kalitesi de devreye girince, gayet üst segment bir aracın içinde olduğunuzu anlıyorsunuz.

Elbette bu heyecanı abartmaya gerek yok. Bir Q7’nin konforunu, bir S4’ün performansını veremiyor Q3, zaten bunu vaat de etmiyor. Q3, diğer birçok Audi modeli gibi sınıfının en iyisi olmayı hedefliyor sadece.

Aracın boyutları küçük olmasına rağmen iç mekân o kadar planlı kullanılmış ki hiçbir rahatsızlık vermiyor. Q3’ün iç mekânı genişlik açısından A3 gibi diyebilirim. Çok geniş değil ama rahatsız edecek kadar dar da değil. Beni tanıyanlar cüssemi bilirler; kız arkadaşım ve kendime benzer iki arkadaşımla İstanbul’dan Ankara’ya dört kişi gidip döndük ve alan darlığından şikayet eden olmadı. Geniş bir araca ihtiyacı olanın yapması gereken şey de Q3 almak değil zaten. Bunun için Q5 var, Q7 var.

Q3, küçük boyutlarıyla SUV konforu sunmaya çalışıyor ve bir yere kadar bunu başarıyor da. Yüksek oturuş pozisyonu geniş bir açı sağlıyor, pencerelerin genişliği A3’ten daha ferah bir ortam sunuyor. Devasa SUV’lerin temelde sunduğu en önemli özellik olan güven duygusu ve geniş görüş açısını Q3 yeterince sunabiliyor sürücüsüne.

Çocukken “kız arabası” dediğimiz arabalar vardı. Artık öyle ayrımlar pek kalmadı ama bazı otomobiller görüntü itibariyle o kadar feminen duruyorlar ki bunu söylemeden edemiyorum. Q3, özellikle minyon tipli kadınlar için ideal bir compact SUV diyebilirim.

Görüntü açısından bahsedeceğim son şey, Audi’nin her zaman aynı olduğudur. Öyle bir kimliği var ki Audi’nin, gecenin karanlığında uzaktan yaklaşan otomobilin modelini çıkaramasanız da Audi olduğunu anlarsınız. Modelleri yakından incelediğinizde de aynı şey karşınıza çıkar. A1’den S8’e kadar tüm Audilerde benzer çizgileri görürsünüz, içinde benzer keyfi yaşarsınız. “Uygun fiyatlı” modellerde işçilik ucuzlamaz, Audi’nin tüm ürünleriyle arzulanan bir marka olmasını sağlayan nedenlerden biri de budur.

Sürüş zevkine gelirsek, benim kullandığım model 2.0 litre, 177 hp bir dizeldi. TDI motor S-tronic şanzımanla birleşip, quattro desteğini de arkasına alınca minik bir spor otomobil haline getiriyor Q3’ü.

Ankara – İstanbul arasını otobanda kendi sınırlarım içinde tamamladım (Ataşehir – Çubuk 2.5 saat). Q3 sürat için tasarlanmış bir otomobil olmadığından 260 km/s kadranın dibini görmeyi beklemiyordum ve S modunda görebildiğim en yüksek sürat 230 km/s oldu. Fakat bir Audi’de önemli olan, quattro’nun verdiği o sonsuz güven duygusuyla virajlara rahat rahat girmektir ki, Q3 bunu diğer kardeşlerinden aşağı kalmadan başarıyor.

Q3’ün asıl yeteneği, virajlı köy yollarında ortaya çıkıyor. Quattro, asfalttaki yeteneğini toprakta da koruyor ve muhteşem bir sürüş keyfi yaşatıyor sürücüsüne. Yüksek torkun verdiği ivmelenme yeteneği de devreye girince sonbahar yağmurlarında ormanlarda dolaşmak, göllerdeki ördekleri kovalamak daha bir eğlenceli oluyor.

Başta da söylediğim gibi “modern” SUV’ler arazi için yeterli değiller. O nedenle Q3 ile gerçek bir off-road macerası yaşayamadık. Ancak buğday tarlalarında A4’ten yetenekli olduğunu görmüş olduk. Kendi arabamın toprağa saplandığı tarladan Q3 ile sorunsuz geçmeyi başardığıma göre Q3’e arazi testinden geçer not verebilirim.

Q3’ün beygirleriyle bizim beygirleri karşılaştırdığımızda, Kırkyıl’a bundan sonra daha saygılı davranmaya karar verdim. Toprak yolda birlikte kalktığımızda benden çok da geride kalmadı kerata. Dyno’ya çıkarsak 50 hp basar bu hayvan. Channel ise Q3’ü görünce nedense huysuzlandı, iki poz çekebilmek için arabaya yaklaştıramadık keratayı bir türlü.

Dağ bayır macerasını bitirip medeniyete geri döndüğümüzde, İstanbul’un puslu gri havası ve meşhur trafiği tarafından karşılandık. Sıkışık trafikte yüksek ve ferah bir araç içinde oturmak, trafiğin sıkıntısından bir nebze de olsa koparır insanı. Zaten şehir içinde SUV kullananları da sadece bu nedenle anlayabiliyorum. SUV’lerin hantallığına karşın compact SUV’lerin ataklığı ve minikliğiyse birçok sürücü için daha avantajlı oluyor.

Son olarak diyeceğim şudur ki Audi Q3, her yönüyle “yeterli” bir SUV olmuş. “Benim cipim var” demek isteyenlerin değil, büyük bir SUV’nin konforunu yaşamak isteyenlerin düşüneceği türden bir otomobil Q3. Aynı boyutlarda olan, compact SUV diye satılan birçok araç var, üstelik fiyatları 22.000 TL’den başlıyor. Fakat “cipe binmek” ve “kalite” arasında ayrım yapabiliyorsanız, bir Dacia Duster ile Audi Q3’ü aynı cümlede anmak bile anlamsız oluyor.

Audi Q3’ün 55.500 Euroluk bedeli sadece otomobil için değil. O bedel size hem bir compact SUV, hem de bir Audi sunuyor. Audi markasının kalitesini ve marka gücünü satın almak için de belli bir bedel ödemek gerekiyor haliyle.

Lüks otomobil firmalarını bu yüzden severim ben. Bir yandan Formula 1’de şampiyonluk kovalayıp bir yandan Clio Symbol üreterek herkese hitap etmeye çalışmak yerine Le Mans’da tarih yazıp A1’den S8’e tüm modellerde sınıfının en iyisi olmaktır bir markayı arzu nesnesi haline getiren.

Volkswagen Tiguan ve Seat Tribu ile aynı platformda VW Group A5(PQ35) üretilen Audi Q3, 2.0 lt benzinli ve dizel motorlarla piyasaya çıkacak. TFSI benzinli motorlarda 170 ve 211 hp seçenekleri varken TDI dizel motor 177 hp. 6 ileri manuel veya 7 ileri çift kavramalı S-tronic şanzıman ve Audi’nin meşhur quattro teknolojisi Q3’ü sürüş dinamikleri açısından çok çekici kılıyor.

Panoramik cam tavan, ısıtmalı koltuklar, deri döşeme, Bose marka 14 hoparlörlü müzik sistemi, açılıp kapanabilen renkli ekranlı yol bilgisayarı & navigasyon sistemi, 16 – 19 inch arası jant seçenekleriyle Audi Q3, SUV konfor ve teknolojisini küçük boyutlu bir SUV’de yaşamak isteyenler için kesinlikle en iyi seçim.

Fotoğrafçılık konusunda yeteneksizin bayrak sallayanı olduğum için ancak aşağıdaki fotoğraflar gibi kareler çekebildim. Bunlara benzer bir sürü fotoğraf var ama hepsi birbirinden başarısız olduğu için buraya eklemeye gerek yok. Bu siteye iyi bir fotoğrafçı lazım mirim.

Yollara yıllarınızı verdiyseniz Mark Knopfler ve kankaları hayatınıza sızmanın bir yolunu mutlaka bulurlar. Açılıp kapanabilen ekranda navigasyonu, multimedya işlemlerinizi, yol bilgisayarını ve daha birçok işi yapabiliyorsunuz. Korsana izin yok, .avi desteklemiyor.

Audi Q3 küçük görünse de içi oldukça rahat. Uzun yolda sıkıntısız bir yolculuk sağlıyor. Fakat konfora öncelik veren koltukların spor olmaması tempolu sürüşte ve arazide sıkıntılı olabiliyor.

Bu göl donunca harika bir buz pateni pistine dönüşüyor. Donmayınca da iyi bir yaban ördeği merkezi. Gel gelelim, yeşilbaş ördeklerimiz yabancı arabayı görünce kaçışmayı tercih ettiler. Göl kenarının çamuru Q3’ü pek etkilemedi, rahat rahat yürüdü yolunda.

Sabah saat 07:00, hava 2 derece. Q3 çiftliğe veda etmeye hazırlanıyor. Gördüğünüz gibi, arka taraf A1’in biraz tombişi, aynı sert bakışlı şirinliğe sahip.

Farlar, farlar. Q3’ün farları Audi’nin yeni nesil farlarından ve tek kelimeyle seksi görünüyorlar.

Bir Audi test sürüşü daha böyle sonlandı. Daha geniş vaktim olmasını ve Q3’ü çiftlikte biraz daha zorlayıp daha iyi fotoğraflar çekmeyi dilerdim ama ne yazık ki fazlasını yapamadık. Kırkyıl’la yaptığımız yarışın videosunu embed edilebilir hale getirirsem daha sonra ekleyeceğim.

Motorsporlarında kimi zaman izleyici, kimi zaman yarışan olarak, gündelik yaşamımızda hem kullanıcı hem test meraklısı olarak Audi’yi yaşamımızın her yanına monte etmişiz meğer. Bunlar güzel şeyler.

Önceki Yazı Post

Sonraki Yazı Post

3 Yorum

  1. Hüsnü Ege Altun 29 Ekim 2011

    Nihayet bi yazı yazdın be Akay!..
    Özlemişim seni

    ccc akay perker ccc

  2. MafiaX 30 Ekim 2011

    Harika bir yazı olmuş üstadım.

    Audi hakkında ne söylenmesi gerekiyorsa bir bir değinmişsin.

  3. Akay 31 Ekim 2011 — Post Author

    Hüsnü iyi güldüm sabah sabah ahaha teşekkürler :)

    MafiaX, aslında Audi hakkında söylenecek daha çok şey var ama hepsini tek yazıda harcamayalım :)

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2018 Pit Café