Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

Balınıza Banayım

Birkaç aydan beri bir bal furyasıdır gidiyor Türkiye’de. Belki 10 yeni firmanın reklamları dönüyordur televizyonlarda. Biri tutmuş 1 kilo fiyatına 5 kilo bal sattığını söylüyor, öteki Anzer Balı’nda büyük indirim yaptığını iddia ediyor.

Bal, bu toplumun en değer verdiği doğal şifa kaynağıdır. Soğuk algınlığı, solunum yolu enfeksiyonu, grip gibi birçok hastalıkta kullanıldığı gibi, kahvaltıların da vazgeçilmez besinlerinden biridir. İnsanlar zeytine, peynire güvenmezler ama bala güvenirler. Çünkü bilinen pazarlama hilelerinin neredeyse hiçbiri uygulanamaz bala. Yapılan en büyük hile şeker karıştırmaktır ki onu da fark edersiniz ve bir daha aynı yerden bal almazsınız, olur biter.

Fakat bu yeni furyanın balcıları, bildiğimiz hilelerin dışında bir yol keşfettiler. Buna eminim. Ben, bu adamların hiçbirinin bal sattığına inanmıyorum. Bal değil onlar.

Yüzyıllardır var olan arıcılık sektörü, tarihin hiçbir döneminde böylesi bir yükselişe geçmedi. Hiç kimse bir kilo fiyatına beş kilo bal satmadı. Ama bunlar satıyorlar.

Anzer Balı satıyor adam. Anzer Balı’nın yıllık rekoltesi ne kadar da bu kadar fazla reklam döndürülüyor? Anzer Balı, mevcut rekoltesinden gelen ciroyla bu reklam bedellerini bile karşılayamaz.

N’oldu, arılar indirim mi yaptılar da bu kadar arttı bal üretimi? Yoksa bal görünümlü akışkan – yapışkan maddeler üretmek için yeni bir yol mu bulundu?

Ben, ikinci şıkka inanıyorum. Artık glikoz şurubu mu kullanıyorlar, ne kullanıyorlarsa bal dedikleri maddenin içinde, bu kadar ucuza getiriyorlar imalatı. Kovanlardan alınan şeyler değil bunlar. Birileri laboratuvar ortamında bal benzeri maddeler üretmenin yolunu buldu ve bal diye kakalıyorlar piyasaya.

İnsanımız da hiç araştırmadan, merak etmeden ucuz ürün diye saldırıyor televizyonlardaki bal reklamlarını görünce. Zaten araştırsa ne olacak, tüm bal paketlerinin içindekiler açıklamasında sadece %100 DOĞAL BAL yazıyor, başka bir ibare yok.

Ayakkabıdan otomobile kadar her ürünün sahtesi var artık piyasada. Bunlardan kimisi sadece taklit edilen markaya zarar verirken, kimisi de halkın sağlığını hedef alıyor. Pul bibere kiremit tozu karıştırmak, bozuk peynirleri kaşar diye satmak, kedi köpek etini kebaba lahmacuna karıştırmak yeterince büyük namussuzlukken, bal diye glikoz şurubu veya başka bir kimyasal satmak gıda sektöründe yapılabilecek en büyük şerefsizliklerden biridir.

İnsanlar balı sağlık için kullanır bu toplumda. Yani bünyesinin en zayıf olduğu dönemde, hastayken, iyileşmek için çare olarak, ilaç niyetine kullanır. Siz insanların en zayıf anında onlara kanserojen maddeleri bal diye satıyorsanız, bunun vebalini ödeyemezsiniz çakma balcılar.

Konuyla ilgilenmesi gerekirken hiç sesi çıkmayan Tarım Bakanlığı ise aynı miktarda sorumludur bu dönen dolaplardan.

Umarım Tarım Bakanlığı geç de olsa uyanır ve bal adı altında satılan bu tuhaf maddelerin ne olduğunu açıklar bu topluma.

Önceki Yazı Post

Sonraki Yazı Post

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2019 Pit Café