Jul 24, 2012

Yazan Kategori Genel | 1 Yorum

Duraşel heh heh :)

Duraşel heh heh :)

Sosyal medya kavramı hayatımıza girdiğinden beri reklamların da seyri değişti. İnternetin ilk yıllarında hoplayıp zıplayan bannerlarla başlayan macera, günümüzde sosyal medyanın gücünü kullanan viral videolarla devam ediyor. Birçok firma televizyonlara ödeyecekleri prime time reklam bütçelerinin çok daha altında bütçeleri internete harcayarak viral videolardan medet umar oldular.

Viral video güzeldir. Viral videoları iyi başaran firmalar hem kendilerini hedef kitlelerine sevimli gösterirler, hem de bütçelerini daha efektif kullanmış olurlar.

Ancak burada çok önemli bir nokta var. İster viral video hazırlayın, ister firmanız hakkında sayfalarca makale yazın, hedef kitlenizi her zaman dikkate almak zorundasınız. Bu reklamları yapmanızın, bu emekleri harcamanızın temel nedeninin o kitleye ulaşmak, onlara iyi görünmek, onlarla iyi geçinmek olduğunu ve ürünlerinizi satın alarak emeklerinizin karşılığını verecek olanların yine o kişiler olduğunu unutamazsınız.

Eğer bunu unutursanız, reklamınız ters tepebilir. Küçük düşebilirsiniz. İnsanları markanıza ısındırmaya çalışırken tam tersine neden olabilirsiniz. Sosyal medyanın kısacık tarihinde çok büyük viral başarıları olduğu gibi, çok büyük hezimetler de bulunur. Bunlara dikkat etmek zorundasınız.

Sosyal medya artık öyle bir hale geldi ki, internette biraz vakit geçiren, birkaç sosyal medya sitesinde öyle veya böyle birkaç takipçi edinenler, “sosyal medya uzmanı” titriyle ortalıkta dolaşır oldular. Markanızı sosyal medyada bu tarz insanlara emanet etmeniz, size yarardan çok zarar getirecektir.

Durup dururken bu konuya girmemin sebebi, bugün gördüğüm Castrol reklamı. “Şu sosyal medyada biraz da benim adım geçsin,” niyetiyle yola çıkan Castrol, bu işi insanları güldürerek yapmaya karar vermiş. Buraya kadar güzel.

Ancak insanları güldürmek için seçtikleri yol çok yanlış. Hatalı, ayıp, terbiyesizce.

İki gencin eline mikrofonu tutuşturmuşlar, bu gençler de kamyon parklarında dolaşarak kamyon şoförlerine Castrol Durashield adlı ürünün okunuşunu sormuşlar. Birçok kamyon şoförü bu sözcüğü hatalı telaffuz etmiş, onlar da bu hatalı telaffuzları videoya çekerek eğlenmişler.

Bu gençlerin “sosyal medyada paylaşım rekorları kırıcaz!” gazıyla yaptıkları şımarık video Castrol yönetiminden onay almış ve YouTube’da yayınlanmaya başlamış.

Castrol’ün ümidi, komik olduğunu düşündükleri bu videonun internette bol bol paylaşılması, insanların kamyoncuların telaffuz hatalarına gülmesi, bir yandan dalga geçerken bir yandan da Castrol’ü akıllarının bir köşesine yerleştirmeleri.

Peki bu yapılan ne kadar doğru?

Her şeyden önce, bir ürünün isminin hedef kitlesi tarafından kolay okunabilir, akılda kalıcı olması gerekir. İngiliz buna catchy der, kamyoncular da keçi der, Castrol muhtemelen buna da güler.

Bu kısmını geçelim, Castrol’ün akılda kalıcı bir ürün adına ihtiyacı olmayabilir.

Ancak hiçbir firmanın, hedef kitlesiyle şımarıkça dalga geçmeye hakkı yoktur. Kamyoncular Castrol’ün hedef kitlesi arasında çok önemli bir yer teşkil ederler ve Castrol’ün bu adamlarla “hehe bakın nasıl da okuyamadı beceriksizler” diye dalga geçmesi şımarıklıktır, ayıptır.

Bu adamlar interneti o kadar da sıkı takip etmediklerinden Castrol’ün bu videosunu görmeyebilirler; sürekli alışveriş yaptıkları firmanın kendileriyle, şiveleriyle, dilleriyle dalga geçtiğinin farkına varmayabilirler. Haliyle bu reklam Castrol’ün kamyoncu esnafından gelen cirosunu olumsuz etkilemeyebilir. Ancak bu durum, Castrol’ün hedef kitlesiyle dalga geçerek büyük ayıp ettiği gerçeğini değiştirmez.

Castrol’ün bu videosunun, Devlet Bahçeli’nin Adana ağzıyla püskevit demesiyle dalga geçen ergenlerin yaptığı aptalca esprilerden farkı yok.

Bu reklamın altında resmi olarak Castrol imzası yok; yani firma yarın çıkıp “bizim konuyla alakamız yok,” diyebilir. Desinler, biz böylelerini de çok gördük. Doğru olan, “o video Castrol ile alakalı değildir” gibi kuyruklu bir yalan yerine, “espri yaptık ama büyük pot kırdık. Hatamızın farkına vardık, özür dileriz,” gibi bir açıklama yapıp, başı dik bir şekilde özür dilemesidir.

Fıkrasına gülünmeyen adam oldun Castrol. Çok ayıp ettin müşterilerine.

  1. hamit says:

    selam,
    aynı yorumu farklı bir blogda yazmıstım burda da paylaşmak isterim. Degişemeyecek bir kelimeyi “ti”ye almak ve bunu o hedef kitle ile hicvetmek bence akıllıca..ama tabi bu noktada olumsuz olacak noktalar iyice dusunulerek hareket edilmeli idi..youtube da izledim videoyu ve bence alttaki acıklama dalga olmadıgı konusunda tatmin edici..

Yorumlara kapımız açık