Jul 2, 2012

Yazan Kategori Genel | 20 Yorum

Satın almak mı, kiralamak mı?

Satın almak mı, kiralamak mı?

Şirket arabası kiralık mı olmalı satın mı alınmalı?

Şirket özelini blogda yayınlamak pek tarzım değildir ama bu yazıyı başka şirketlere (özellikle küçük ölçekli işletmelere) fikir olması amacıyla yazıyorum. Umarım yararı olur.

Yıllar önce pazarlama ekibim için bir şirket filosu kurmuş ve otomobilleri kiralamak yerine satın almayı tercih etmiştim. Filonun şirketin öz malı olmasının, avantajları olduğu kadar dezavantajları da vardı. Gerçi o zamanlar kurumsal oto kiralama firmaları bugün sundukları imkânları sunamıyorlardı.

Şimdi yeniden bir şirket filosu kurmam gerekiyor. İlk düşüncem satın almaktı fakat son zamanlarda operasyonel filo kiralamanın avantajlarından o kadar bahsedildi ki, satın alma ve kiralama işlemlerini tüm detaylarıyla incelemeye karar verdim.

Öncelikli tavsiyem, kiralama – satın alma karşılaştırması yaparken maddi getirilerden önce, filonun stabilitesini hesaplamak gerekir. Filonun bir süre sonra dağıtılma ihtimali doğacak mı, araçlar kişiye zimmetli mi yoksa tabiri caizse ortalık malı olarak mı kullanılacak, kullanacak olan personelin sürüş yeteneği nasıl, şirketine ve demirbaşlarına saygısı var mı, araçlar ne tür ortamlarda kullanılacak gibi birçok kriter işin içine girer. Kiralama ve satın alma maliyetlerini karşılaştırmadan önce bu soruların yanıtını bulmak gerekir.

Kendimizden örnek vererek başlayayım.

Şirketin yeni filosuna 20 tane otomobil alacağız. Bu otomobillerden 18 tanesini sahada çalışan mümessiller, iki tanesini de yöneticiler kullanacak.

Beklenmedik bir gelişme olmadığı sürece filomuzun iptal edilme durumu yok. Yıl içinde kademeli olarak genişletip, 2013 sonunda 50 otomobile ulaşmayı hedefliyoruz. Otomobiller kişiye zimmetli olacak ve bizde şirket malına gereken özeni göstermeyen personel için ağır yaptırımlar uygulanır. O nedenle araçlarımızın yıpranma oranı birçok firmaya nazaran daha düşüktür.

Yıllık kilometreler de hemen hemen bellidir. Mümessiller yılda 35.000 km civarında yol yaparken, yöneticiler 80.000 km’yi geçebilirler.

Önce otomobile karar vermek lazım. Mümessillere az yakan, bakımı ucuz, klimalı birer otomobil verilecek. Ford Fiesta, Fiat Linea, Renault Clio Symbol, Hyundai Accent gibi otomobillere baktım ve araç fiyatı & yakıt maliyeti açısından en uygun model olarak Renault Clio Hatchback 1.5 DCI Authentique modeline karar verdim.

İki yönetici için ise Volkswagen Jetta düşünüyordum ama ne kiralama firmalarında, ne de Doğuş Otomotiv’de bulmak imkânsız olduğu için farklı modellere yöneldim. Latitude o zaman dikkatimi çekti. Executive paketindeki donanım oldukça zengin olmasına rağmen fiyatı ve bakım maliyetleri sınıfına göre çok ucuz. O nedenle yöneticiler için Renault Latitude 1.5 DCI Executive modeline karar verdim.

Bu durumda şirkete 18 tane Clio, iki tane de Latitude gerekiyor.

Yönetici araçları bakımlı olurlar ama mümessil araçları Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yayıldıklarından biraz yıpranırlar. O nedenle bir otomobili 2 yıldan fazla kullanmak bizim gibi şirketler için pek avantajlı olmaz. 2 yaşına geldiğinde, değeri düşmeden satmak lazım.

Önce 24 ay kiralama işini araştırmaya karar verdim ve Intercity, Fleetcorp, Autoland, TEB Arval, Hedef Filo gibi birçok operasyonel filo kiralama firmasıyla görüştüm. Yapılan toplantılar, havada uçuşan tekliflerin ardından elime kalan net bilgiler şunlar:

24 aylık kira bedeli için aldığım KDV dahil en düşük fiyat teklifleri:

Renault Clio Hatchback 1.5 DCI 75 hp Authentique, yıllık 40.000 km limitli: 850 TL.

Renault Latitude 1.5 DCI 110 hp Expression, yıllık 80.000 km limitli: 1.850 TL

Bu durumda bir adet Clio için iki yılda 20.400 TL, bir adet Latitude için ise iki yılda 44.400 TL kira ödüyorum. Tüm araçlar için ödemem gereken kira ise iki yılda 18 Clio için 367.200 TL, iki Latitude için 88.800 TL olmak üzere toplamda 456.000 TL oluyor.

Söz verdiğim kilometreleri aşarsam, km başına 22 kuruş ceza ödüyorum.

Avantajlarım ise şunlar:

En başta, nakit çıkışım olmuyor. 20 tane otomobil için toplam bedel olan 19.000 TL’yi her ay ödüyorum ve tamamını masraf gösterebiliyorum. Satın aldığımda KDV’yi mahsup edemiyorum ama kira faturalarında edebiliyorum. Araçların periyodik bakımı, muayenesi, lastik değişimi gibi teknik ıvır zıvırıyla uğraşmıyorum. Eğer bir aracım kaza yaparsa 24 saat içinde muadil araç teslim alıyorum. Ön fren diski için 70.000 km, arka fren diski için 90.000 km, ön fren balatası için 25.000 km, arka fren balatası için 40.000 km, debriyaj için 50.000 km, polen filtresi için 30.000 km ve lastik değişimi için 50.000 km sınırları var.

Başka da bir avantajım yok. 20 otomobil için iki yılda toplam 456.000 TL para harcıyorum ve ikinci yılın sonunda arabaları iade ediyor, el elde baş başta kalıyorum.

Kiralama için görüşme yaptığım firmalara teşekkür edip biraz vakit isteyerek satın alma işini araştırmaya başlıyorum.

Renault’yu arayıp filo satın alma yapmak istediğimde, anahtar teslim fiyatı 39.250 TL olan Clio için 34.000 TL, fiyatı 77.000 TL olan Latitude için 69.000 TL fiyat alıyorum.

İki yılda 80.000 km yol yapacak olan Clio, toplamda 3 kez 20.000 km bakımına girer. Bakımlar 350 TL olur, 60.000 km genel bakımı ise 2.000 TL’ye yaklaşır. Kasko, trafik sigortası, yıllık vergi, kış lastiği gibi giderlere muhtemel masraflar için de 1.500 TL eklersek Clio’nun maliyeti 41.880 TL olur.

Latitude ise iki yılda 160.000 km gider. Bu durumda 450 TL’lik 20.000 bakımına beş kez, 4.000 TL’lik 60.000 bakımına ise iki kez girer. Kasko, trafik sigortası, yıllık vergi, kış lastiği gibi giderlere muhtemel masraflar için de 2.000 TL eklersek Latitude’ün maliyeti 83.080 TL olur.

Bu otomobillerin ikinci el fiyatlarını incelemeye başladığımda görüyorum ki, 2 yaşında ve ortalama 70.000 km yol yapmış Clio’ların satış fiyatları 25.000 TL civarında. Bu demek oluyor ki Clio alırsam iki sene sonra 30.000 TL’ye satarım.

Latitude için de aynı şey geçerli. Henüz yeni bir model olduğu için yol yapmışını bulmak zor ama Renault modellerinin ikinci el değerlerini düşünürsek Latitude 160.000 km yolun ardından en kötü ihtimalle 40.000 TL’den satılır.

Eğer satın alma yaparsam, kiralama firmasının bana sunduğu hizmetlerin de dahil olduğu şekilde iki yıl kullanacağım 18 Clio için masrafım 753.840 TL, 2 Latitude için ise masrafım 166.160 TL oluyor. Yani 456.000 TL verip kiralamak yerine, 920.000 TL verip satın alıyorum.

Operasyonel filo kiralama şirketlerinin bir avantajı da, bakım, lastik değişimi gibi periyodik işlemleri takip etmeleri. Bu takip için şirket bünyesinde web tabanlı bir program yazdırırım, bir personeli de araç yöneticisi yaparım. Bu adamın şirkete maliyeti de aylık 1.200 TL’den, iki yılda 28.800 TL olur.

İki yıl sonra araçlarımı yenilemek için satmaya kalkarsam 18 Clio’yu 540.000 TL’ye, iki Latitude’ü ise 80.000 TL’ye satarım. Bu durumda 920.000 TL verip satın aldığım otomobilleri 620.000 TL bedelle satıp, 28.800 TL personel maliyetini de düşersem, 20 otomobili iki yıllığına 271.200 TL bedelle kullanmış olurum.

Otomobillerin ikinci elde öngördüğüm fiyatların altına satılması, tutanaksız kazaya karışması, bugünden öngörülemeyen çok büyük bir olayla karşılaşmamız gibi bir durumda bu bedel yükselebilir. Fakat ne kadar yükselirse yükselsin, kira bedeli olan 456.000 TL’yi yakalaması için 184.800 TL ekstra masraf çıkması gerekir ki zaten öyle bir rakam çıkarsa işlerde büyük bir terslik var demektir.

Peki, benim durumumdaki şirketler 20 otomobili 271.200 TL’ye kullanma imkânına rağmen, neden 456.000 TL ödeyip kiralamayı tercih ediyorlar?

En önemli nedeni, şirketin peşinat ve kredi gücü. Kiralama yapıldığında yarım milyonluk işlem hacmine rağmen şirket kasasından peşin para çıkmıyor. Satın alırken ise işlem hacmi 1 milyonu buluyor ve 300.000 TL üzerinde bir meblağ peşinat olarak uçuyor. Üstelik aylık taksitler de kira ücreti kadar düşük olmuyor.

Sermayesi sadece hammaddeye, ürüne ve rutin işletme giderlerine ayrılmış küçük bir firmanın, 300.000 TL’yi şirket filosuna peşinat olarak gömmesi de pek akıllıca olmaz. Bu meblağ hammadde yatırımı olarak kullanıldığında daha yüksek kâr getiriyorsa, filo satın almak pek doğru bir tercih olmayabilir. Fakat sermayenin acil ihtiyaç duyulmayan bir kısmını oluşturuyorsa, satın almakta sorun yok.

En başta belirttiğim gibi, otomobillerin ne şartlarda kullanılacağı da önemli bir etken. Eleman sirkülasyonu yüksek bir satış ekibine sahip olan, araçların sağlığından emin olamayan, araç takibi için personel istihdam etmek istemeyen ve en önemlisi, ikinci el araçları kolayca satabilecek kanalları bulunmayan şirketlerde, kiralama daha makul bir seçenek.

Fakat sağlam, sürekli değişmeyen bir pazarlama ekibiniz varsa, zimmet sözleşmelerinizdeki yaptırımlarınız kuvvetliyse, araçlarınızın durumunu yakından takip edebiliyorsanız ve bankalardaki kredi gücünüz de sağlamsa, satın almak daha doğru görünüyor.

Küçük işletmeler için en önemli detaylardan biri de, filonun iptal edilme riski. Ekibinin durumu belirsiz olan bir firmada 20 otomobili 24 ay kiralamak, büyük risk. Ciro düşebilir, kârlılık düşebilir, en kötüsü de filoyu kullanan departmanın kapatılması gerekebilir. Böyle bir durumda kalan kiranın paşa paşa ödenmesi durumu var ki, zorda kalan firmayı komple iflasa bile sürükleyebilir.

Şirketin öz malı olan otomobiller ise riskli bir durumda bırakın iflasa sürüklemeyi, nakit desteği bile sağlayabilirler.

Filo kiralama şirketlerinin işaret ettiği çeşitli avantajlar var. Bunlardan biri kaza durumunda muadil araç tahsisi, diğeri de yapılan tüm ödemelerin masraf gösterilmesi.

Muadil araç tahsisi filo kiralama şirketlerinin bir kıyağı değil, kasko şirketinin görevi. Filonuzu kiralasanız da satın alsanız da aracınız kaskoluysa zaten o hizmeti alacaksınız.

Satın alma durumunda ise araçlara ödediğiniz tüm parayı yine masraf gösterebiliyorsunuz. Tamam, ödemeler peşin çıkıyor ama amortisman bedeli ve KDV dahil tüm masraflar zaten vergiden düşülüyor.

Sonuç olarak, şirket arabalarını kiralamak ve satın almak arasındaki farklar genellikle bu şekilde.

Biz, şirket filosunu kiralamak yerine satın almaya karar verdik. Kendi şirketinizin duruma göre karar vermek ise size kalmış.

  1. Hüsnü Ege Altun says:

    Bence bütün şirketler şirket arabası olarak Smart-Fortwo alırsa hem trafik rahatlar hemde masraf olarak düşeBİLİR. Keza net bi bilgim yok ama parmak kadar araba lan, çok masraflı olmasa gerek.

  2. Smart’ın yetkili servis sıkıntısı olmasa ilk tercihim olurdu. Hem park sorunu yok, hem 1.0 lt motorla şehir içinde çok ekonomik. Sadece büyük şehirlerde filo çalıştıran şirketler için uygun olabilir ama Türkiye’nin geneline yayılmış filo çalıştıranlar için efektif olmuyor.

    Bagajı küçük olduğu için seyahatlerde kataloglara, numunelere yer kalmıyor.

    Daha kötüsü, yetkili servis sıkıntısı var. Türkiye genelinde toplam 16 yetkili servisi var Smart’ın, daha yaygın olsa düşünülebilir.

    Aslında bizimki gibi bir kozmetik şirketi için en şirini Fiat 500 olur ama hem pahalı hem de dizeli yok.

  3. bir tanıdığımın firmasında şöyle bir sistem vardı;
    araba kiralanıyor fakat kira ücretinin büyük bir kısmını aracın zimmetlendiği çalışan ödüyor ve araç 2 veya 3 sene sonra çalışanın oluyor. Hem firmanın işi görülüyor hem personel firmaya bağlanmış oluyor hemde araba çalışanın kendi arabası olacağı için arabaya titiz davranıyor, yıpratmıyor. Çalışan işten ayrılırsa ödediği miktar personele geri ödeniyor. Personel araçları için biraz zor olsa da yöneticiler için çok avantajlı bir seçenek olur diye düşünüyorum.

    Ayrıca gönül isterdiki, fransız arabalarına hiç para vermeyin:(

  4. Hüsnü Ege Altun says:

    Vaaaay, demek kozmetik haa. O zaman karı arabası size. Pi pahalım;

    Mini Copper-gereksiz pahalı ve plastik
    WV New Beatle-çok tatlı ama gereksiz pahalı
    Nissan Juke-Elemanını çok seven bi şirketse olur. Ama çok sevcek.
    Alfa Romeo Culiyetta-almazlar
    Mini Kontrimen-trafiğin ağzına sıçar
    Opel Corsa-belki olabilir.

    Sonuç olarak artık şirket olarak motorsiklet kullanıyorsunuz. Hem ucuz hem ufak. Hem bişi taşıyacağınız zaman extradan reno trfaffic alma şansınız da olur.

  5. @a.çağlar:
    O dediğin güzel bir sistem. Benim de o şekilde personeline otomobil aldıran arkadaşlarım var ama mevcut maaşlar nedeniyle bizim şirkete pek uymuyor. Personelin maaşının yarısı araba taksidine gider, onlar da pek hoşlanmazlar bundan. Yöneticiler için uygun da, yöneticilerin de günlük hayatlarında Latitude’den daha iyi otomobilleri olduğu için bunları almazlar. Biz bunları iki sene kullanıp satarız, en kolayı bu.

    @Hüsnü:
    Juke dediğin şey tekerlekli kurbağa. Elemanımı sevmezsem alırım onu. Mini, Beetle, Fiat 500 gibi retro miniler süper de olmuyor işte. En güzeli de A1. Ama hiçbirini alamıyoruz. Hep fakirlikten :(

    Motosikleti napalım olm pizzacı mıyız biz?

  6. Hüsnü Ege Altun says:

    Lan olm gazete dağıtır gibi katolog dağıtırsınız işte. bence süper ama siz bilirsiniz.

  7. Senin pazar stratejilerini en baştan beri gözüm tutmamıştı zaten.

  8. Hüsnü Ege Altun says:

    Haklı olarak.

  9. Neyi nerde satacağını bilmiyorsun bence sen. “Pazar” seçimi hatalı.

  10. Hüsnü Ege Altun says:

    Son bişi yazıp konuyu kapatçam, hani ufak araba olmaz dedin ya, Aston Martin Cygnet verseler ne yapardın?

    ben kaçar

  11. Güzel bi hareketlenme olurdu bende. Bir tanesini alır gerilla reklam için kullanırdım. Fazlası bizi bozar, satış kotasını tutturan mümessiller Vanquish istemeye başlarlar.

  12. Mert Yılıdırım says:

    Abi o değilde ben turkcellde caslıyorum en kralı :D a1 10 numara

    bide tema guzelmiş :)

  13. Taşıtların Şirketin Aktifine Kayıtlı Olarak Kullanılması Maliyeti İle Kiralama Yoluyla Kullanılması Maliyetinin Karşılaştırılması

    Bilindiği üzere, şirketler mutat faaliyetlerini (taşıma, iş seyahati, pazarlama, personel taşıma hizmetleri, makama araç tahsisi vs.) sürdürebilmeleri için, taşıma araçlarına gereksinim duyarlar.

    I- GİRİŞ

    Bu taşıtlar, yük taşıyan kamyonlar ve kamyonetler ile yalnızca, insan taşımasına yönelik, binek otomobil, minibüs, otobüs, kaptıkaçtı gibi motorlu araçlardır. Şirketin söz konusu taşıtları satın alma yoluyla iktisabı halinde, varlık olarak, şirketin aktifinde, “duran varlıkları” içinde yer alır. GVK’nın 40/5. bendi ve Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazancın tespitine ilişkin hükümlerine atıf yapan KVK’nın 6/2. bendine göre, söz konusu taşıtların işte kullanılmaları şartıyla giderleri, yasal giderler mahiyetindedir. Hangi giderlerin yasal gider mahiyeti taşıdığı, hangi giderlerin işle ilgili giderler olmadığı konusu, yazımızın konusu dışında olup, tartışılmayacaktır. Söz konusu taşıtın satın alma yoluyla iktisabı durumunda, taşıtın iktisap bedeli ile ilgili doğrudan ve müteferrik giderler ile trafikte faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli olan tüm ödemeler (trafik sigortası zeyilnamesi, Motorlu Taşıtlar Vergisi, Fenni muayene, Egzoz emisyon ölçümü), kasko sigorta bedeli, servis, tamir, bakım ve onarım giderleri, lastik yenileme harcamaları gibi tüm ödemeler, şirket tarafından karşılanarak gider yazılır.

    Günümüzde, şirketlerin giderek büyümesi, taşıtların iş yükü ve çeşitliliğini artırarak, birden fazla sayıda taşıtların varlığına gereksinimi ortaya çıkarmıştır. Bu durum, giderek, taşıtların şirketlerin aktiflerinde önemli bir yer tutmasına yol açtığı gibi, yukarıda anılan masraflardan ötürü de önemli bir harcama ile karşı karşıya kalmalarına yol açmıştır.

    Öte yandan, özellikle çok sayıda taşıt gereksinimine ihtiyaç duyan şirketler, söz konusu taşıtların satın alma yoluyla iktisabı yerine, anılan harcamalardan kaçınmak amacıyla, kiralama yoluna gitmektedirler.

    Şirketin gereksinim duyduğu taşıtların, kiralama yoluyla şirketin işlerine tahsis edilmesi halinde, taşıtın mülkiyeti hakkı kiraya veren şirkete ait olup, bu şirketin aktifinde yer alacaktır. Dolaysıyla, taşıtın mülkiyet hakkına ilişkin tüm vergisel yükler ve aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça sigortalara ait yükler, kiraya veren tarafından karşılanacaktır. Genelde, uygulamada, yukarıda bahsi geçen tüm harcamalar kiraya veren şirket tarafından karşılanmakta, yapılan kira sözleşmesi gereği kiralayan şirket, yalnızca, sözleşmede belirtilen kira bedelini ve KDV’yi ödemektedir.

    Son zamanlarda, şirketler için taşıtların satın alma yoluyla iktisabı suretiyle kullanılması durumunun maliyeti ile kiralama suretiyle işletmede kullanılması maliyetinin karşılaştırılması konusu güncel hale gelmiş ve kiralama yoluyla taşıtların işletmede kullanılmasının şirketler için daha akılcı bir yol olduğu hususunda görüşler belirtilmiştir. Ancak bu görüşler, karşılaşabildiğimiz kadarıyla, sağlıklı bir aritmetik mukayeseye dayanmadan doğrudan genel bir değerlendirmeye dayanmaktadır.

    Biz makalemizde, karşılaştırmanın sağlıklı olabilmesi için konuya örnek olarak aldığımız taşıtlarla ilgili verilerin gerçeği yansıtması için, güncel değerler olmasına özellikle dikkat ettik. Bu verilerden hareket ederek, iki hali de gerek vergisel yükler ve diğer yükler açısından aritmetik olarak mukayese ederek bir sonuca ulaşmaya çalıştık.

    II- ÖRNEK OLAY

    (A) A.Ş. yönetim kurulu, biri üst derece yöneticisine, diğeri de şirketin mutad faaliyetlerinin sürdürülmesine tahsis amacıyla, iki binek otomobilin şirkette kullanılması konusunda karar verecektir. Ancak, söz konusu taşıtların satın alma yoluyla kullanılması veya kiralama suretiyle kullanılması hususu yönetim kurulunca değerlendirilmektedir.

    Şirketin söz konusu binek otomobilleri satın alma yoluyla iktisabı durumunda katlanacağı maliyetler ile kiralama yoluyla katlanacağı maliyetlere ilişkin veriler aşağıda belirtilmiştir.

    Öte yandan, karşılaştırma yapmadan önce, şirketin, satın almayı tercih etmesi halinde, azalan bakiyeler usulünde amortisman ayırmayı ve 3. yılın sonunda da binek otomobillerini satacağını, kiralamanın tercih edilmesi halinde, süresinin de 3 yıl olacağı varsayımlarını göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Burada şu hususa dikkati çekmek isteriz. Binek otomobillerin üçüncü yılın sonunda satılacağı varsayımına, azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayırmayı tercih eden bir şirkette, üç yılda ayrılan amortisman tutarının, ayni süre içinde ayrılan normal amortisman tutarından daha fazla olması nedeniyle yer verilmiştir. Bu hesaplamalar; daha önce yayımlanan maka lemiz(1)de ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

    Ayrıca, söz konusu şirket; VUK’un 270. maddesine göre, ihtiyarilik hakkını kullanarak, ÖTV’yi genel yönetim giderlerine ve yine ödenen KDV’yi de, KDVK’nın 30/b bendi uyarınca ve KDVK’nın 58. maddesinin mufhumu muhalifinden hareketle ve 23 seri no.lu KDV Genel Tebliği’nden hareketle taşıtın maliyetine atmıştır.

    Söz konusu taşıtların her birinin yılda 30.000 KM yol kat ettiğini, her 15.000 KM’de düzenli servislerinin yaptırıldığını, her 60.000 KM’de de lastiklerinin yenilendiğini ve düzenli olarak vizelerinin yaptırıldığını ve kullanılan 3 yılda taşıtların servis ve lastiklerinin yenilenmeleri dışında, önemli bir harcamanın yapılmadığı varsayıyoruz.

    A- TAŞITLARIN SATIN ALMA YOLUYLA İKTİSABI HALİNDE, KATLANILACAK VERGİSEL YÜKLER VE DİĞER YÜKLER

    Şirketin, üst dereceli yöneticisine tahsis edeceği binek otomobil ile şirketin genel yönetim hizmetlerine tahsisi edeceği binek otomobilin satın alma yolu ile iktisabı ve kullanılmasına ilişkin harcamaların dökümü şöyledir (yükler, üç yıllık olarak hesaplanmıştır): Ayrıca, şirket (X) taşıtı için, 36 ay vade ile 100.000 TL, (Y) taşıtı için de, aynı vade ile 25.000 TL taşıt kredisi kullanmıştır. Faiz oranı aylık % 1.29’dur.

    (X) Taşıtı (Yöneticiye Tahsis Edilecek Binek Otomobil);

    – Fatura Bedeli………………………… 100.700 TL

    – ÖTV……… 32.010 TL

    – KDV…….. 15.365 TL

    – Kasko Bedeli……………………………. 8.500 TL

    – Trafik sigortası…………………………. 1.250 TL

    – MTV………………………………………… 5.208 TL

    – Trafik Fenni Muayene Bedeli……… 160 TL

    – Egzoz Emisyon Ölçümü………………… 30 TL

    – Taşıt Kredi Faizi……………………… 46.440 TL

    – Servis Bedeli……………………………. 6.000 TL

    – Lastik Yenileme Bedeli 2.000 TL

    (Y) Taşıtı (Genel Yönetim Hizmetlerine Tahsis Edilecek Binek Otomobil);

    – Fatura Bedeli …………………………. 28.500 TL

    – ÖTV……….. 6.500 TL

    – KDV………. 4.325 TL

    – Kasko Bedeli …………………………… 3.250 TL

    – Trafik sigortası …………………………… 800 TL

    – MTV ……………………………………….. 1.885 TL

    – Fenni Muayene Ücreti ……………….. 160 TL

    – Egzoz Emisyon Ölçümü ……………….. 30 TL

    – Taşıt Kredi Faizi …………………….. 11.600 TL

    – Yıllık Servis Bedeli …………………… 3.000 TL

    – Lastik Yenileme Bedeli …………….. 1.400 TL

    Yukarıda anılan binek otomobilleri, üçüncü yılı müteakip dördüncü yılın Ocak ayında, sırasıyla (KDV dahil) 52.000 TL ve 20.000 TL bedelle satılmışlardır.

    B- TAŞITLAR İÇİN ÖDENECEK KİRA BEDELLERİ

    Yukarıda bahsi geçen binek otomobillerin kiralanmasına ilişkin taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre; Kiralanma süresi üç yıl (36 ay) olup, üst dereceli yöneticisine tahsis edilen binek otomobilin aylık kira bedelinin 2.230 + KDV, genel yönetim hizmetlerine tahsis edilen binek otomobilin kira bedelinin de 890 + KDV’dir. Yine, yapılan kira sözleşmesine göre, söz konusu binek otomobillerin, trafik sigortaları, kasko sigortaları, MTV’leri, her 15.000 KM’de yapılacak servis giderleri ve 60.000 KM lastiklerin yenilenme bedelleri, egzoz emisyon ölçümü, fenni muayyene ücreti, gibi benzeri harcamalar kiraya veren şirket tarafından karşılanacaktır.

    III- KARŞILAŞTIRMAYA İLİŞKİN HESAPLAMALAR VE DEĞERLENDİRMELER

    A- SATIN ALMA HALİ

    1- ÖTV, KDV ve Faizlerin Yarattığı Kurumlar Vergisi Tasarrufu

    Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanun’un 270. maddesi uyarınca, yürürlükten kaldırılan taşıt alım vergisinin yerine kaim olan Özel Tüketim Vergisi(ÖTV)’nin, satın alınan taşıtın maliyetine veya doğrudan giderlere atılması konusunda ihtiyarilik hakkı mevcuttur. Yukarıda belirttiğimiz üzere, şirket doğru bir vergi yönetiminin sonucu, söz konusu vergiyi doğrudan giderlere atmıştır. Bu durumda, her iki taşıt için doğrudan giderlere atılan ÖTV tutarı; 38.510 TL’dir. Doğrudan giderlere atılan söz konusu vergiler için şirketin taşıtı iktisap yılında sağladığı kurumlar vergisi tasarrufu; 38.510 x 0.20 = 7.702 TL’dir.

    Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere, idarenin yaklaşımına uygun olarak, binek otomobillerin KDV’leri de taşıtın maliyetine atılacaktır. Taşıtın maliyetine atılması aşağıda hesaplanacağı üzere, ayrılan hızlandırılmış amortisman tutarına isabet eden kurumlar vergisi kadar tasarrufu sağlayacaktır. Aynı şekilde, şirketin her iki taşıt için aldığı taşıt kredilerin faizlerinin; VUK’un 163 seri no.lu Genel Tebliği uyarınca, taşıtların aktifleştirme yılına isabet edenlerini taşıtın maliyetine, takip eden yıllarda da maliyete veya doğrudan finansman giderlerine atılmasında ihtiyarilik hakkı mevcuttur. Bu durumda, yine aşağıda hesaplanacağı üzere, iktisap yılına isabet eden faizlerin hızlandırılmış amortismana isabet eden kısmı kadar kurumlar vergisi tasarrufu sağlanacaktır. Takip eden yıllara isabet eden faizler doğrudan finansman giderlerine atılacağı için, bu giderlere isabet eden kurumlar vergisi kadar tasarruf edilecektir.

    2- Azalan Bakiyeler Usulüne Göre Amortisman Ayrılmasının (Hızlandırılmış Amortisman) Sağladığı Kurumlar Vergisi Tasarrufu

    – Taşıtların Fatura Bedeli (ÖTV ve KDV Hariç) 71.000 TL

    – Maliyete Atılan KDV……. 19.690 TL

    – İlk Yıl Maliyete
    Atılacak Faiz Tutarı………… 19.346 TL

    – Amortisman Konusu Tutar 110.036 TL

    (Aktifte kayıtlı Olacak Tutar)

    – Üç Yılda Ayrılacak Amortisman Tutarı; (Amortisman oranı 0,20 x 2 = 0.40)

    1. Yıl 110.036 44.014 TL

    2. Yıl 66.022 26.408 TL

    3. Yıl 39.614 15.845 TL

    Toplam Amortisman
    Tutarı …………………………. 86.267 TL

    – KDV’ye İsabet Eden Amortisman Tutarı; 19.690/110.036 x 86.267= 15.437

    – KV Tasarrufu; 15.437 x 0.20= 3.087 TL

    – Faizlere İsabet Eden Amortisman Tutarı; 19.346/110.036 x 86.267= 15.167

    – KV Tasarrufu; 15.167 x 0.20= 3.033 TL

    3- Diğer Yüklerin Doğrudan Giderlere Atılması ve Sağlanan KV Tasarrufu

    – Yazımızın II/A Örnek olay bölümündeki vergiler dışındaki ve doğrudan giderlere atılacak üç yıla ilişkin söz konusu iki taşıta ait yükler toplamı; 26.580 TL’dir. Diğer taraftan, yukarıda belirttiğimiz gibi, aktifleştirme yılından sonra doğrudan finansman giderlerine atılacak taşıt kredisi faizlerinin toplamı; (58.040-19.346=) 38.694 TL’dir.

    – Doğrudan giderlere atılan yüklerin sağladığı KV tasarrufu; (26.580 + 38.694=) 65.274 x 0.20 = 13.055 TL’dir.

    – Her iki taşıt için ödenen MTV’leri, MTVK’nın 14. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmediği için, söz konusu verginin herhangi bir kurumlar vergisi tasarrufu yoktur.

    4- Taşıtların Satılmasından Dolayı Şirketin Sağlayacağı Net Kâr (KV Sonrası)

    Yazımızın II/A bölümünde anılan taşıtların, üçüncü yılı takip eden yılın ilk ayında, KDV dahil toplam 72.000 TL’ye satıldığını belirtmiştik. Yine söz konusu taşıtlar için üç yılda ayrılan amortisman tutarı (III/A-b); 86.267 TL’dir.

    Bu durumda söz konusu taşıtların satışından elde edilen net kârın hesabı aşağıdaki gibi olacaktır (İkinci el binek otomobilleri için KDV oranı % 1’dir.);

    – KDV Hariç Toplam Satış Bedeli; (72.000/1.01=) 71.287 TL

    – Taşıtların Toplam Net Değeri; (110.036- 86.267=) 23.769 TL

    – Kâr; (71.287-23.769=) 47.518 TL

    – Vergi Sonrası Kâr; 47.518-(47.518*0.20)= 38.014 TL

    5- Taşıtların Şirkete Net Maliyeti

    Yazımızın III/A-1, 2, 3 ve 4. bölümündeki tespitleri esas alarak, şirketin satın alma halini tercih etmesi halinde, karşılaşacağı net maliyet yükünün hesaplaması aşağıdaki gibi olacaktır.

    KV Tasarrufu ve Satıştan Doğan Net Kâr

    – ÖTV’nin KV Tasarrufu…………….. 7.702 TL

    – Amortisman KV Tasarrufu……… 17.253 TL

    – Diğer Yüklerin KV Tasarrufu….. 13.055 TL

    – Satıştan Doğan Net Kâr…………. 38.014 TL

    TOPLAM…………………. 76.024 TL

    Taşıtların İktisap Maliyeti ve Diğer Yükler Toplamı

    – Taşıtların İktisap Maliyeti (ÖTV + KDV + Faiz) 187.240 TL

    – Diğer Yükler Toplamı…… 26.580 TL

    – MTV………………………….. 7.093 TL

    TOPLAM ………………. 220.913 TL

    Anılan taşıtların satın alma yoluyla şirkette 3 yıl süre ile kullanılması halinde, karşılaşacağı net Maliyet; (220.913 – 76.024=) 144.889 TL’dir.

    B- KİRALAMA HALİ

    Yazımızın II/A Bölümünde belirttiğimiz üzere, anılan taşıtların kiralanması suretiyle şirkette kullanılma tercih edildiğinde, her iki taşıtın aylık kira bedeli toplam (2.230 + 890=) 3.120 TL + KDV’dir. Kiralamada ödenen KDV’ler, kiracı şirket tarafından indirim konusu yapıldığı için, hesaplamalara dahil edilmeyecektir. Şirketin, 36 ay için ödeyeceği toplam kira bedeli; 3.120×36= 112.320 TL’dir.

    Şirketin, taşıtlar için ödediği kira bedelleri doğrudan gider yazıldığı için, sağlanacak kurumlar vergisi tasarrufu; 112.320*0.20= 22.464 TL’dir.

    Bu durumda, kiralama halinin şirkete net maliyeti (112.320-22.464=) 89.856 TL’dir.

    IV- SONUÇ

    Yukarıdaki ayrıntılı hesaplamalarımızdan görüleceği üzere, şirketin yönetim kurulu, anılan taşıtların satın alma yoluyla şirkette 3 yıl süre ile kullanılmasının tercih etmesi halinde, 144.889 TL net maliyet ile karşılaşırken, aynı taşıtların üç yıl süre ile genel ve güncel olan kira sözleşmesine göre şirkette kullanılması sonucu katlanacağı net maliyet 89.856 TL’dir. Görülüyor ki, kiralama hali, satın alma haline göre, (144.889-89.856=) 55.033 TL şirkete bir tasarruf imkanı sağlamaktadır. Bunun da ihmal edilmeyecek kadar bir tutar olduğu açıktır. Bu durumda, şirketlerin şirket faaliyetlerinde kullanılmak üzere, kiralamayı tercih etmeleri rasyonel bir karar olacaktır(2).

  14. Çok faydalı bir inceleme, teşekkür ederiz :)

  15. Kerem Saruhan says:

    değerlendirmeleriniz maalesef hatalı noktaları barındırıyor;

    2 yılda 80 Bin km yapacak olan Clio toplamda 8 kez, 10 bin bakımına girer; siz 3 kez 20 bin bakım demişsiniz.
    Kasko, trafik, yıllık vergi, kış lastikleri (kasko; 1.400, Trafik: 350, yıllık vergi: 420 ve kış lastiği 500 TL) olmak üzere 2.670 TL civarına çıkar ki; siz 1.500 TL hesaplamışsınız.

    Ayrıca kaza durumunda araçların boyanması, özensiz kullanım sonucu satış değerini kaybetmeleri, ikinci eldeki değerlerinin aşırı düşmesi gibi noktaları da dikkate aldığınızda araçları 2 yıl sonra 30 Bin TL’ye satabileceğinizi düşünmeniz evdeki hesap gibi olur.

    Haricinde kaza durumunda araçların serviste onarım süreleri var ve maalesef bu süreler kasko şirketince sadece 7 gün ile sınırlandırılıyor. Ve bu durumda kaportanın boyanması, motorun rektefiye edilmesi gibi durumlarda -ki komple boya için 23 gün servisi beklediğimi bilirim- 7 günden çok daha fazla sürelerde araçsız kalabilirsiniz. Bu durumda filo kiralama size 24 saat içinde süresiz araç tahsis ederek ekstra olumlu puan alıyor.

    Ödediğiniz kdv’nin indirim konusu yapılamaması bile başlı başına büyük etken. Benim gibi yüksek miktarda kdv ödüyorsanız (yılda 60 Bin TL’den fazla) filoya ödeyeceğiniz 228 Bin TL’yi rahatlıkla 193 Bin TL olarak hesap edebilirsiniz.

    Özetle kdv ödüyor olmanız bile tek başına filo kiralamaya yönelmeniz için yeterli sebep…

  16. Akay, seninkine benzer bir çalışmayı yakın zamanda ben de şirketim için yaptım. Bir buçuk yıl önce 16 araçlık filomuzdaki araçlardan ilk etapta ekonomik ömrünü doldurmuş 4 tanesini satarak yerlerine araç kiralamıştım. (Bu arada F.Fahran’ın bir filo kiralama şirketinde profesyonel çalışan olmama ihtimali sizce nedir? :) Yine de onların bakış açısından durumu görmek faydalı oldu)

    Burada gözardı ettiğin birkaç nokta var:

    1-Bugünkü paranın gelecektekine göre daha değerli olduğu. Yani İlk yatırımının 2 yıl sonraki hali ile karşılaştırma yapman lazım. En basitinden 100k TL’nin 2 yıllık faizini hesaba katmalısın.

    2-Filo kiralamanın bir avantajı da, araçların hep yeni olmalarıdır. 3 yıldan eski araç filoda bulunmaz, bu da hem emniyet hem de kurumsal prestij sağlar.

    3-Tecrübeme göre 10 aracın üzerinde bir filonun servis, lastik değişimi, muayene vs. işlerinin düzenli takibi çok zorlaşıyor. Sadece bu iş için bir eleman istihdam etmek gerekiyor -ki düşünmüşsün-. Ancak bu elemanın maliyeti o kadar düşük olmaz. Onun da maaşı her yıl artacak, kıdemi birikmeye başlayacak, izne çıkacak, hastalanacak vs… O kadar basit değil.

    4- İki yıl sonra araçları satarsan; Hem amortismanı bitmeden satmış olursun, hem de muhasebe değerinin üzerinde satarsan kar gözükeceğinden o tutarın gelir vergisini ödersin.

    5- Zamanı geldiğinde her araç satışı için ayrıca bir sürü kişinin ağız kokusunu dinlemek, pazarlığıyla uğraşmak da cabası…

    Tüm bunlardan dolayı, 20 araçlık bir filonun çoğu durumda kiralanmasının, satın alınmasından daha mantıklı olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta 4 araç daha sattık ve 7 araç kiralayarak filomuzu 19 araca çıkardık. Bunların 10 tanesi kiralık, gerisi bizim. Bu arada şirket hissedarı için özel aracını şirket üzerinden kiralamak da çok mantıklı, özellikle 25k km./yıl altında kullanacaksa.

    Bizde genel yıllık km. ortalama 40-50k arasında.

    Naçizane görüşlerimdir.

    NOT: Bu bloga bugün rastladım ve çok beğendim, tebrikler.

  17. NEW READER says:

    İyi akşamlar

    Bilgi paylaşımlarınız için çok teşekkür ederim, gerçekten hesaba kitaba dayanan çok faydalı paylaşımlar

    Eğer bilginiz dahilinde ise; E 250, C 220, A4 2.0 TDI vb orta üst düzey araçların güncel aylık kira maliyetleri (KDV’li veya KDV’siz hali ile) hakkında bilgisi olanlar var ise, paylaşmanızı rica ederim

  18. Kaptan says:

    Bu güzel paylaşım için teşekkürler. Şirket filosu kurmak için Operasyonel Filo kiralama veya satın alma işlemlerinin, belirlenmiş ön kabul koşullarla incelenmesi, anlaşılabilirliği açısından örnek olay üzerinden anlatılması çok faydalı bir çalışma olmuş. Teşekkürler

  19. onur keskin says:

    Satın alınan araçlar için vereceğinizi peşin paranın kiralama sürecinde geitreceği faiz gelirini, kredili alımlarda ödenecek faizi hesap etmemişsiniz.

  20. hakkı kahraman says:

    merhabalar..

    Sitenizi yeni gördüm ve biraz fikir edinme fırsatım oldu. bu akşam yaptığım görüşmeye istinaden 15 yıllık arkadaşımla filo kiralama işine giriyoruz. sanırım cuma günü şirketi kurmuş oluruz. bu bağlamda bana önerileriniz olabilirmi? inşallah hayırlısıylaiyi olur diye düşünüyorum.. yardımlarınızı,önerilerinizi önemle rica ederim..

Yorumlara kapımız açık