Nov 21, 2012

Yazan Kategori Deniz Dünyası, Genel, Tekne Üreticileri | 4 Yorum

Yat lüks değildir

Yat lüks değildir

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Maliye Bakanlığı’na seslenerek “yat zaruri bir ihtiyaçtır,” demiş. Ya da gazeteler bize öyle aktarmış. Adamın açıklamasını tutup kıvırıp yanlış yere çekmek yalancılık ve ahlâksızlık olarak kabul edilmeli ama maalesef günümüzde bunun adına gazetecilik deniyor.

Adam böyle kırpık haber yapınca, altına yazılan yorumlar da kırpık oluyor haliyle. Halkın ebleh kesimi de “zaruri ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz,” diye işi makaraya vuruyor.

Olayın aslı şu:

Binali Yıldırım, bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na Bakanlığın 2013 yılı bütçesini sunmuş ve ardından komisyon üyelerinin ve basının bazı sorularını yanıtlamış.

O esnada yatların yüksek vergilerinden söz açılınca da demiş ki, “yat sahibi olmak lüks değil. Bunun bir ihtiyaç olduğunun maliye tarafından kabul edilmesi lazım. Hâlâ yabancı bayraklı tekneler var. Bunun önemli nedenlerinden bir tanesi özel teknelerin, Türk bayrağına geçtiğinde mal varlığı araştırmalarında adlarına kayıtlı teknelerin gözükmesini istememeleri.

Yat sahibi olduklarının bilinmemesini istiyorlar. Yabancı bayrak taşıyan yatların içinde bizim gibi insanlar var. Yasal düzenleme yapılabilir ama Türkiye’de vergi sistemiyle ilgili temel bir sorundur. Burada yat sahibi olmanın bir lüks olmadığını, bunun bir ihtiyaç olduğu olgusunun Maliye tarafından kabul edilmesi lazım. Teknen varsa başka şeyler düşünülüyor; hâlbuki bazı tekneler, otomobilden daha ucuz.”

Radikal’in, “Yıldırım yat zaruri ihtiyaçtır, diyor” diye yaptığı haberle, bu haberin alakası var mı?

Binali Yıldırım kesinlikle çok doğru konuşmuş. Türkiye’de yat sahibi olmak nedense çok lüks, ulaşılamaz kabul ediliyor. Zenginliğin tanımı “yatlar, katlar” olmuş memlekette.

Lüks yat dendiğinde insanların aklına sadece İtalyan işi ithal tekneler geliyor. Oysa Binali Yıldırım’ın dediği gibi Türkiye’de otomobil fiyatına yat üretip satan üreticiler var. Fakat yat lüks tüketim kalemi sayıldığından üzerinde o kadar vergi var ki, yatın parasını ödeyebilecek olsa bile vergiden korktuğu için yat almıyor insanlar.

Türkiye’de bu yüzden yabancı bayraklı tekneler cirit atıyor. Hadi Dominica, Barbados, Liberya, Sierra Leone gibi denizi olan ülkelere kayıtlı tekneleri geçtim, Türkiye karasularındaki teknelerin büyük çoğunluğu suyu bardakta görmüş ABD eyaleti Delaware’e kayıtlı.

Bu teknelerin hepsinin sahibi Türk vatandaşı, tekneye bindikleri denizler Türk karasuları. Adamın evi Suadiye’de, işi Beşiktaş’ta; İtalya’dan satın aldığı teknenin vergisini Sierra Leone’ye ödeyip İstanbul’da kullanıyor. Olayın bütün tüketicileri Türkiyeli olmasına rağmen Türkiye’nin kasasına giren tek para yakıttan geliyor. Olacak iş değil ki bu.

Devlet teknelerden bağlama kütüğü ücretiyle birlikte %18 KDV + %20 ÖTV istemeye devam ettikçe vatandaş 100.000 Euro para verip aldığı tekne için 1.500 USD para verip Sierra Leone bayrağı ile kullanmaya devam edecek. Devletimiz de o tekneden 38.000 Euro vergi beklerken havayı alacak.

Bu aralar Teknepark adıyla şıkır şıkır mini marinalar açılıyor İstanbul’un çeşitli yerlerine. Bunlar güzel girişimler, İspark’ın suda hayat bulmuş versiyonları. Devlet, yabancı bayrağa giden paraya dur diyebilmek, teknelerden vergi alabilmek için bu mini marinalara yabancı bayraklı tekneleri kabul etmiyor. Yabancı bayrak sahipleri büyük marinalara tekne bağlamak zorunda kalıyorlar. Ama bağlıyor adam, sokakta bırakacak değil ya teknesini. Tekne sahibinin marina masraf farkı yine vergiden ettiği kârı zarara çevirmiyor.

Yani “yabancı bayraklı tekneyi devlete ait marinalara bağlatmam!” demekle çözülmüyor bu iş. Bırakın çözülmesini, turistlere ait teknelere de büyük sıkıntı çıkıyor.

Bu işi çözmenin, yurtdışına kaçan vergileri Türkiye’de tutmanın en doğru yolu vatandaşa zorluk çıkarmak yerine, kabul edilir boyutlarda vergi istemek.

100.000 Euro’luk bir tekne için Dominica’ya 1.500 USD vergi ödeyip Dominica bayrağıyla kullanmak nerde, aynı tekne için Türkiye’ye 38.000 Euro ödeyip Türk bayrağıyla kullanmak nerde. Tamam, yabancı ülkelerdeki teknelerden kendine gelir kapısı açmaya çalışan aç Dominica gibi 1.500 USD olmaz elbette bu vergiler ama %38 de olmasın.

Umarım Binali Yıldırım’ın bu söyledikleri maliye bakanlığı tarafından dikkate alınır da, tekne piyasasına biraz daha hareket gelir.

Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yat sahibi olmak lüks değil, olmamalı. Bugüne kadar vergilerin yüksekliği ve yerli üretici azlığı yüzünden lüks bilindi, artık bilinmemeli. Yabancı teknelere milyonlarca dolar aktı Türkiye’den, yazıktır be. Canavar gibi yerli üreticiler var; otomobil fiyatına, hatta daha düşük fiyatlara gayet kullanışlı tekneler satılıyor bu ülkede.

Devlet desteklesin denizciliği, adamın garajında üç otomobili olacağına iki otomobili, bir de yatı olsun. Yarımada gibi bir ülkeye sudan korkmak değil, suyu değerlendirmek yakışır.

  1. Ahmet K. says:

    Nefis bir yazı olmuş.umarım yetkililer,vergi konusunda diğer ülkeleri örnek alırlar.vergilerin “gerçek anlamda” normal-ödenebilir seviyeye çekilmesi, en azından ülkedeki denizcilik sektörünü ve bağlı yan kuruluşları harekete geçirir, üretim-tüketim-eğitim yüksek seviyelere ulaşır.

    Ya da….edebiyata devam ederler…

  2. Arada bir ağzımıza bir parmak bal çalıyorlar, bir şeyler olacak diye hevesleniyoruz ama pek değişiklik olmuyor.

    Korkarım ikinci şık onlar için daha önemli.

    Edebiyata devam ederler. Çok çalışmaya da gerek kalmaz bu sayede.

  3. Yigit A. says:

    Yatlardaki yüksek vergilendirme tüm dünyada aynı. Amerikalı zengin yat sahibi de teknesine sömürge ada bayrağı çekip vergiden yırtmaya çalışıyor.

    Bunu bir sorun olarak görmek yerine, yat ve amatör denizcilik kavramını netleştirmek ve tanımını yeniden belirlemek daha doğru olur diye düşünüyorum.

    8-10 metrelik amatör denizcilik veya balıkçılık yapmak için yaptırılan veya satın-alınan bir tekne de yat statüsünde değerlendirilince sorun başlıyor.

  4. Elinize sağlık, bilmediğimiz şeyleri öğreniyoruz.. Daha motosiklet ve araba tabusunu bile aşamadık.. Hele ki tekne ve yat alacaksın! :)) Yav yazık değil mi bize, yazık değil mi bu ülke insanına.. Misal, benim gibi motosiklet tutkunu bir insan (2 üni. mezunu, işi gücü olan) ortalama ederi 10-15 bin TL olan bir motorun neden sadece hayalini kursun.. Çünkü bizim ülkemizde o motor vergisiyle algısıyla 20-30 bine çıkıyor.. :((

Yorumlara kapımız açık