Dec 16, 2012

Yazan Kategori Genel | 10 Yorum

Duble yollar ve Anamur

Duble yollar ve Anamur

Türkiye’nin her yerinde hummalı bir yol yapım faaliyeti var son yıllarda. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi fark etmiyor; duble yol inşaatları her yerde devam ediyor.

Yol, medeniyettir. “Her yere karayolları yapıyorlar, vergilerimiz duble yollara gidiyor,” diyecek değilim. Yıllardır Türkiye’yi karış karış gezdim, yapılan yolların neredeyse tamamı daha önce hiç yolu olmayan yerlere kuruluyor.

Evet, 2000’li yılları yaşayan bu ülkede, daha birkaç yıl öncesine kadar adam gibi yolu olmayan kentler, kasabalar vardı. Bugün ise şehirlerin neredeyse tamamı birbirine duble yollarla bağlandı, coğrafi koşulların ve terörün engel olduğu bazı güzergahlar kaldı sadece. Oralar da tamamlandığında Türkiye’nin tüm şehirleri duble yollarla veya ücretli otoyollarla birbirine bağlanmış olacak.

Daha 10 yıl önce, Ankara’nın doğusuna geçtiğimizde bir şehirden bir şehre gitmek saatler sürerdi. Tek gidiş tek geliş, virajlı yollarda bir kamyonun peşine takılır, önümüzdeki aracı geçmeye korkardık.

Şimdi bakıyorum da, kuş uçmaz kervan geçmez bölgelerde, 150 km gidip bir insana rastlamadığımız kırsallarda bile duble yollar sayesinde gayet konforlu seyahat edebiliyoruz.

Şehirlerin gelişimi açısından, bu gerekli bir durum. Yukarıda da söylediğim gibi, yol medeniyettir. O yol olacak ki o şehre ticaret gitsin, o yol olacak ki o şehrin insanı yaşadığı şehrin dışına açılabilsin. O yol olacak ki o şehrin insanı “yolu bile yok buranın,” diyerek doğduğu şehri terk edip, göç kervanına katılmasın.

Duble yol çalışmaları başladığından beri bugüne kadar uyuyan şehirler uyandılar. Yatırım almaya başladılar. Henüz fabrikalaşma yok ama biraz destekle o da olacaktır.

Bir şehrin gelişmesi için sadece karayolu yetersiz tabi, daha onlarca kriter var. Fakat karayolu, en temel ihtiyaçtır. Ulaşımı olmayan bir şehir hiçbir şekilde gelişemez.

Fakat bu yollar yapılırken şehirlerin durumu da göz önüne alınmak zorunda. Şehrin gelenekleri, o güne kadar neyle ilgilendiği ve ekonomisini nasıl yönettiği, o günden sonra da nasıl yöneteceği önemli. Yapılan yolların o şehrin ekonomisini, kültürel yapısını nasıl etkileyeceği de önemli.

Yıllardır hayvancılıkla geçinen Bingöl, duble yolların getirdiği heyecanla hayvancılığı bırakıp başka işlere yönelirse neler olur, mini mini muzlar yetiştiren Anamur, duble yolla tanıştığında Alanya gibi aç turist cennetine mi döner, bunları hesap etmeden yol yapmak, tribünlere oynamaktan öteye gitmez.

Evet, Anamur. Bu yazıyı Bozyazı’da bir otel odasında yazıyorum. 80’lerden kalmış gibi görünen bir otelin, Aralık’ın 15’inde açık balkon kapısından dalga seslerini dinlediğim bir odasındayım.

Taşucu, Yeşilovacık, Aydıncık, Bozyazı, Anamur… Türkiye’nin en bakir kıyıları buralar. Ne Karadeniz gibi sahil yoluyla, ne Ege gibi limanlarla, ne de Akdeniz gibi otellerle harcanmadı bu sahiller. Coğrafyası zorlu, toprağı bereketli, denizi muhteşem bölgeler buralar.

Mersin – Antalya karayolu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk asfalt yollarından biri. Eşeklerin önderlik ettiği, kazma kürekle yapılan yollardan. Ne zaman geçsem, aklıma bu yolların yapımında ölenler, yaralananlar, çekilen çileler gelir.

Günümüzde bile tek gidiş tek geliş, virajlar ve iniş çıkışlar yüzünden sürekli vites değiştirdiğiniz için bir el direksiyonda bir el viteste sürdüğünüz, karşıdan gelen araca yol vermek için ya uçuruma, ya kaya duvarlara yanaşmak zorunda olduğunuz, zorlu yolları var bu bölgelerin. Türkiye’nin açık ara en riskli ve manzarası en güzel yoludur Mersin – Antalya yolu.

Bu bölgenin kasabaları, yolun zorluğu nedeniyle Alanya gibi, Kemer gibi renkli turizm etkinliklerine sahne olamıyorlar. Kıyıları parselleyen çirkin oteller yapılamıyor buralara, her şey dahil tatil yapıp otel – disko – plaj arasında mekik dokuyan aç turistler tercih etmiyor bu bölgeyi.

O nedenle otelleri eski, caddeleri sakin, insanları sıcak. Bir samimiyet var Mersin’de. İnsanlar muz yetiştiriyor, seracılık yapıyor, denizlerinin güzelliğinden bir kendileri, bir de o yolu çok seven maceracılar yararlanıyor. Bir de tekneyle gelen mavi turcular tabi.

Fakat üç yıldan beri duble yol çalışmaları burada da devam ediyor. Adana – Mersin arası zaten tamamen bölünmüş yolla gidiliyor. Silifke – Anamur arasında ise birçok noktada, özellikle kasaba çevrelerinde bölünmüş yol inşaatları tamamlanmış durumda.

Bazı bölgeler ise inatla direnmeye devam ediyor. Yol inşaatında çalışan bazı mühendislerle konuştum. “Buralara tünel yapmak zor. Toprak yumuşak, kayıyor. Yamaçlardaki eski yolları genişletmek de zor. Toprak ya yolun üzerine kayıyor, ya da yol çöküyor. İstinat duvarı yapmak için yamaçları taraçalandırmak gerekiyor fakat yaşlı ormanlar nedeniyle bu iş de çok uzun sürüyor. O nedenle Türkiye’deki tüm duble yol çalışmaları bittiğinde bile bu yollarda inşaatlar devam edecek. Bu yol projelendirilirken 2012’de bitme hedefi vardı, artık ne zaman biter bilinmez.”

Çalışanlar bu durumu bir şikayet olarak anlatıyorlar ama benim hoşuma gidiyor. İçten içe seviniyorum. Bölgenin doğası bozulmayacak, yollardaki macera devam edecek, Anamur Alanya olmayacak diyorum kendi kendime.

Evet, duble yol önemli bir ihtiyaç. Adana’dan Antalya’ya gitmek için Karaman’dan dolaşmak gerekiyor. Fakat bazı bölgelerde duble yolların doğayı ve o şehrin kimliğini tamamen ortadan kaldıracağını da unutmamak lazım.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, yol sonrası neler olacağını, şehrin ekonomisinin ve kültürünün nasıl etkileneceğini de düşünmek lazım. Bugün dönümlerce arazide muz yetiştiren Anamur, duble yollar tamamlandıktan sonra Alanya gibi olacak. Ne tarım kalacak, ne doğal güzellik. Yüzlerce otel binası dikilecek bakir sahillere.

Eğer imara açılmayacaksa tamam. Yolu bir şekilde kabullenir doğa. Fakat imar gelecekse, duble yollar Anamur’un yararına değil, zararına olur.

Tabi Akay burada ne söylerse söylesin, bu yollar yapılmaya devam edecek. Eğer yaşarsak görürüz, bakalım 10 yıl sonra ne halde olacak Anamur, Bozyazı gibi cennet köşeleri.

Aşağıdaki fotoğrafları taze taze, bugün çektim. Son dört fotoğraf duble yolun, diğerleri eski yolların fotoğrafları. Otomobil kullanırken bu kadar çekebiliyorum, vay bunlar ne biçim fotoğraf demeyin. Maksat durumu gösterebilmek.

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

Mersin – Antalya Yolu

  1. ismail terzi says:

    Nasıl kıskandım, gece gece nasıl uykum kaçtı tarif edemem :-) En kısa zamanda ka ile çıkıyorum o güzel yerlere.

  2. Arkadan itişli bir makine şart buraya :)

  3. Green Baracuda says:

    Rüya gibi açıkçası genç birisi olarak tecrübe kazanmak isteyeceğim yerler bu yollar. Makinaya gelince MX-5 tam da burası için

  4. Hüsnü Ege Altun says:

    Akay bok mu varda aralığın ortasında Akdeniz’e otelde kalmaya gidiyon? tamam yazın nemden yaşanmaz ama niye gittin taaa oraya kadar be gülüm?

  5. Tüm Akdeniz ve Ege sahilini 900 kiloluk, arkadan iter bir bebekle geçen ve boş yollardan hoşlanan biri olarak kışın gitme hadisesini gayet yerinde buluyorum. Go Akay goo :)

  6. Yazınız ilgi çekici ama hastaneye yetişemeden ölen hastalarımız bizi derinden üzüyor. Onun için yol hayati önem taşıyor…

  7. @Green Baracuda
    MX-5 uygun, arkadan itişli ve ufak tefek her otomobil buraya uygun.

    @Hüsnü Ege Altun
    Türkiye’nin tüm sahil ve sınır şeritlerini dolanmak zorundaydım, burası da ara noktalardan biri. Harika mekanlar, gitmen lazım.

    @İsmail Terzi
    Sen şanslı seçilmişlerden birisin genç. İsteyen çok ama herkese kısmet olmaz Akdeniz Ege sahilini gazlayarak geçmek. Benim sonraki hedefim aynı rotayı motosikletle gerçekleştirmek.

    @İsmail Turgay
    Haklısınız. Orada yaşamayan, sadece yılda 1-2 kez uğrayan biri olarak benim bakışım oranın yerlilerine nazaran biraz daha romantik kalıyor. İşin bir de aciliyet durumu var elbette. Oraların doğası korunmalı, hastalar için helikopter ambulanslar bulunmalı diyeceğim ama bu da fazlasıyla ütopik bir hayal oluyor.

  8. ercument says:

    burayı okuyup ta yazamamk mümkün mü..bu dediğiniz yollarla ilgili şöyle bir anım var. ben 50 yaşındayım. bundan tam 35-40 yıl önce ailece bu yollardan geçerdik.babam bize hep derdi: bakın bakın manzaralara ..uyumayın. aradan 30- 32 yıl geçti.bir antakya seyahatim oldu ve ardından da zamanım vardı. sahilden marmarise gittik. o yollardan geçtim. manzarayı gördüm hatırladım yolları virajları ve inanın çocukluğumu yaşadım. gerçekten herşey aynı. sadece tarih farklı . oysa mesela 1975 in marmarisi veya içmeleri bambaşka bir yer olmuş. arkadaşlara tavsiye ederim. ama bir kaç nasihatim olacak .. önce bir yorumda arkadan itişli araç lazım diyern arkadaşa: rampamlı yerler için önden çeken araç daha uygundur.tabi yükü nereye yoğunlaştırdığınıza da bağlı . diğer bir sözüm şu: şoförler dikkat edin . herzaman kendi tarafınızı kullanın. yol sakin diye virajlarda ortadan gitmeyin. hız yapmayın. bazen keskin yerlerde klakson kullanın veya sellektör. ve o güzelim yerlerde ki her yer gibi çöp atmayın…hepinize ve en başta bunu yazan arkadaşa selamlarımı sunuyorum.

  9. hülyaözkul says:

    bir alanyalı olarak tek isteğim günübirlik mersine gidip gelmek oldu.neden mi anamur yollarından kıbrısı seretmek için.tavsiye ederim bir gözünüz daima güneyde olsun.

  10. eminturk says:

    yazı enfes olmuş,
    sık sık memleketi turlayan bir insan olarak motosikletle o yolların tadından yenmeyeceğini 2 ser saatlık molaların keyfinden geçilmeyeceğini hatırlatmak isterim.
    araba iyidir mx-5 le muthis olur.
    kendinnizi dinlemek isterseniz motosikleti şiddetle tavsiye ederim.
    1 partner yeter de artar bile…

    bi sorum olacak,
    konaklamaları ne kadardır fiyat
    önerebileceğiniz bir pansiyon/ otel var mı ?
    cevap dönerseniz memnun olurum

Yorumlara kapımız açık