Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

ALP DAĞLARINDA DRONE UÇURMAK

Alpler hakkında deneyimlerimi ilk kez Instagram’da seri postlar şeklinde yazmıştım. Buraya sonradan taşıdım. Özellikle Instagram’da en sık karşılaştığım sorulardan biri neden drone çekimi yapmadığım oldu. Öyleyse o konuyu da burada açıklayayım da gidecek olanlara fikir olsun.

Türkiye’de drone kanunları özetle şöyle:

500 gramın üzerindeki drone’lar Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) kaydı gerektiriyor. 150 metrenin üzerinde uçuş için özel izin gerekiyor. Meskûn mahallerde özel izin gerekiyor ve havalimanlarının 5 km çevresinde uçuş yasak. Temel kurallar birçok ülkede aşağı yukarı bu şekilde.

Kullandığım drone DJI Mavic Air. Bu cihazı tercih etmemin sebebi portatifliği. Ağırlığı sadece 430 gram. Üstelik pervaneleri kapatınca minicik oluyor ve istediğim her yere kolaylıkla taşıyabiliyorum. Bunun yanı sıra Mavic Air SHGM kaydı gerektirmediğinden resmi ıvır zıvırla uğraştırmıyor. 250 metre irtifa ve 4 km menzil sayesinde tüm ihtiyacımı görüyor.

Haliyle DJI Mavic Air büyük beklentileri olmayan bir kullanıcı için harika bir drone.

Fakat hafif drone’ların çok büyük bir dezavantajı var: Rüzgâr.

Mavic Air hafif gövdesi nedeniyle güçlü rüzgârlarda çok fazla yalpalıyor ve çekim yapmak imkânsız hale geliyor. Hatta zaman zaman rüzgârla sürüklenmesi insanı korkutuyor da. Kaz Dağları’nda epey güçlü bir rüzgârda denemiş ve geri çekene kadar çok uğraşmıştım.

Ayrıca minik yapısı yırtıcı kuşları ürkütmek yerine kızdırıyor. Doğada Mavic Air uçuruyorsanız sürekli göz hapsinde tutun. Şahin, doğan, kartal gibi kuşlar gördükleri yerde saldırıyorlar. Hatta birkaç kez martı saldırısına da uğramışlığım var.

Drone’un özellikleri böyle. Alp Dağları konusuna gelecek olursak:

Yaptığım Alp turu üç ülkeyi kapsıyordu. Avusturya, İsviçre ve İtalya.

Alp Dağları haricinde Avusturya’da Hallstatt, İsviçre’de Lauterbrunnen, İtalya’da Como Gölü, Slovenya’da Bled Gölü, Hırvatistan’da Plitvice Gölleri, Bosna’da Kraviça Şelaleleri gibi doğal güzelliklerle birlikte Adriyatik boyunca Venedik, Dubrovnik, Mostar, Kotor, Budva, Ohri, Prizren, Üsküp gibi tarihi şehirler de rotadaydı.

Yola çıkmadan önce hem bu ülkelerin, hem de yol üzerinde uğrayacağım diğer ülkelerin drone kanunlarını araştırdım.

  • Avusturya’da kurallar berbat. 250 gram üzerindeki tüm drone’lar izne tabi. Haliyle Mavic Air gibi minik bir drone bile yasak. Resmi işlemlerle uğraşacak kadar vaktiniz varsa izin alarak uçurabilirsiniz. Ben ise kendi ülkemde bile resmi işlemlerle uğraştırmayacak bir drone almış adamım. Avusturya’da hiç uğraşmam.
  • İsviçre’de havalimanlarına 5 km mesafede drone uçurmak yasak. Bu alışkın olduğumuz bir kural. Ancak kayak merkezleri nedeniyle uçak ve helikopterler için her yerde mini mini havalimanları bulunan İsviçre Alplerinde ne zaman uçuş denesem drone yazılımı yasak bölge uyarısı verdi. Buldukları her düzlüğe helipad yapmış adamlar. Zenginlik böyle bir şey demek ki.

Açıkçası cesaret edemedim. Drone’u hiç yoktan İsviçre’nin ukala polisine kaptırma riskine girmek istemedim.

  • İtalya’da milli parklarda ve meskûn mahallerde drone uçurmak yasak. Ve buna o kadar dikkat ediyorlar ki, izinsiz uçuş yapan drone’ları anında tespit ederek sadece para değil, hapis cezası da uygulayabiliyorlar.
  • Diğer ülkelerde öyle aman aman bir hava fotoğrafı arzusu doğmadı. Sadece Hırvatistan’da, Plitvice Gölleri’nde isterdim ama her tarafta NO DRONE ZONE tabelası görünce hevesim kursağımda kaldı.

Aslında dediğim gibi, kuralları bilerek gitmiştim. Avusturya olmasa da diğer ülkelerde uçururum demiştim. Ancak Alplerin çılgın rüzgârlarını hesaba katmamıştım.

Uçuş yasağına rağmen zaman zaman “çevrede benden başka kimse yok, fotoğrafı çeker indiririm beş dakikada” diye havalandırsam da Alp geçitleri o kadar esiyor ki bırak fotoğraf çekmeyi, istikrarlı bir uçuş bile mümkün olmuyor. Flu çıkıyor fotoğraflar.

Bulunduğum nokta rüzgâr almasa bile drone 50 metreye çıkınca yukarıdaki hava akımları yüzünden yalpalamaya başlıyor. Mavic Air epey akıllı bir drone. Risk altında olduğunu fark ederse geri dönmeye çalışıyor ancak şiddetli rüzgârlarda geri gelmesi de epey zor oluyor.

Hava tahminlerine göre davranmak da kolay değil. Buzullara yakın bölgelerde hava şartları o kadar ani değişiyor ki, yarım saatte 20 dereceden 2 dereceye inip güneşten fırtınaya dönebiliyor her şey.

Anladığım kadarıyla Alp geçitlerinde şöyle baba drone fotoğrafları çekecekseniz hava şartları açısından çok şanslı olacaksınız. Ya da çok uzun vaktiniz olacak, rüzgârın sakinleşmesini sabırla bekleyeceksiniz.

Mavic Air buraların drone’u değil. En azından bir Phantom şart. Drone ne kadar büyük ve ağırsa o kadar güvenli olur.

Ve ülkeye girdiğinizde mutlaka SHGM benzeri bir kuruluştan izin çıkaracaksınız. İzinsiz uçuşlarda cezalar büyük.

Benim Alplerde hava fotoğrafı işi o nedenle başka bahara kaldı. Kısmet.

Önceki Yazı Post

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2018 Pit Café