Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

ALP GEÇİTLERİ 3. BÖLÜM: SILVRETTA HOCHALPENSTRASSE

Hani Türkiye’de “montofon ehehe” diye dalga geçilen bir inek türü vardır ya, hah işte Silvretta Geçidi tam olarak bu ineklerin anavatanı olan Montafon’dan başlıyor.

Avusturya Alplerinde, Montafon’un Partenen köyünde başlayan Silvretta yolu, 34 hairpin virajla baş döndürerek yükseliyor ve 2.032 metre rakımdaki Silvretta Stausee gölünden geçerek Paznauntral’ın Galtür köyünde bitiyor.

Zirve yakınındaki baraja giden bir servis yolu olarak 1925 yılında yapımına başlanan yol, 1930’da sivil kullanıma açılmış. 1951’de ise zirvenin diğer yanına, Galtür’e ulaşmayı başarmış.

Partenen’de gişeye 15 Euro vererek etaba başlıyorum. Gişedeki ablaya “drone uçurmamızın bir sakıncası var mı,” diye soruyorum ve aldığım yanıt manidar: “Başarabilirseniz uçurun. Çok rüzgar var.”

20 metrelik çam ve sedir ağaçlarının arasında, daracık hairpin virajlarla başlayan yolda yükseldikçe ağaçlar azalıyor, uçurumlar derinleşiyor, rüzgar artıyor.

Asfalt temiz, yol geniş. Fakat sanırım virajların sıklığı nedeniyle spor otomobil ve racing motosikletler yerine klasik otomobiller ve naked motorlar görüyorum burada.

Kenara çekip manzarayı izlemek için çok sayıda cep olsa da ağaçlar yol fotoğrafı çekmeye engel oluyor. Birkaç kez drone uçurmayı deniyorum ama rüzgar bir türlü fırsat vermiyor. Buraya Mavic Air yerine Enterprise gibi ağır bir drone ile gelmek lazım.

Yükseldikçe zirvelerden kayan kar öbeklerine denk gelmeye başlıyorum. 2-3 metre yükseklikteki kar kütleleri erimeye, tüm yarıklarda irili ufaklı şelaleler oluşturmaya devam ediyorlar.

2.032 metre rakımdaki zirveye ulaştığımda, ışık oyunlarıyla bazen turkuaza, bazen yeşile dönen nefis bir göl karşılıyor beni: Silvretta Stausee. Manzara muhteşem.

Her geçitte olduğu gibi buranın da zirvesinde bir otel, restoran ve hediyelik eşya satan 1-2 dükkan var.

Çıkış ne kadar zorluysa, diğer yöne iniş o kadar rahat Silvretta’da. Yüksek bir platonun içindeki bol çayırlık bir vadiden, gürül gürül akan bir ırmağın eşliğinde, akşam güneşinin kızıl çayırlarında seke seke koşan ceylanları izleyerek Galtür‘e iniyorum.

Temiz asfaltı ve enfes manzaralarıyla çok keyifli bir geçit Silvretta. Mutlaka yazın listeye.

Önceki Yazı Post

Sonraki Yazı Post

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2019 Pit Café