Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

ALP GEÇİTLERİ 8. BÖLÜM: FURKA PASS

“My name is Bond, James Bond.”

İsviçre Alplerinde çeşit çeşit dağ geçidi var. Dar, geniş, eğlenceli, sıkıcı… Kimi popüler, kimini de sadece meraklısı bilir.

İşte bu çeşit çeşit geçidin arasında en meşhuru hangisidir dersek cevap nettir: Furka Pass.

1964 yapımı Bond filmi Goldfinger’a ev sahipliği yapmış olan Furka Pass, film sayesinde yakaladığı popülariteyi hiç kaybetmedi. Otomobil çekimleri, turistik geziler… Hep zirvede oldu.

Furka, sadece film nedeniyle değil, yapısı nedeniyle de popülerliğini sonuna kadar hak eden bir yol.

İsviçre’nin Valais kantonundaki Gletsch’i Uri kantonundaki Realp’e bağlayan Furka, 1864 yılında askeri amaçlarla yapılmış. Zirvesi 2429 metrede bulunan geçitte 1927 yılından beri demiryolu geçişi var. “Türkiye çok dağlık olduğu için demiryolu yapamıyoruz,” cümlesini diline pelesenk edenlere selam olsun buradan. İsteyince dağların zirvelerine bile tren yolu taşınabiliyor demek ki.

Furka Pass geniş görüş açısı, çeşit çeşit virajları, tertemiz asfaltı, yol kültürünü bilen ziyaretçileri, baş döndüren temizlikte havası ve muazzam manzaralarıyla insanı çok derinden etkiliyor.

Grimsel’den inerek Urseren vadisindeki Realp köyüne geliyor ve Furka’nın klasik buharlı treninin çufçufları arasında tırmanmaya başlıyorum.

Hairpin virajlarda döne döne yükselip Tiefenbach köyüne vardığımda Gotthard ve Urseren vadileri ayaklarımın dibine seriliyor.

Devam ediyor ve zirveye yaklaşırken dünyanın en kült yapılarından biri olan Hotel Bélvèdere’ye ulaşıyorum. Mola zamanı.

Kendime güzel bir kahve söylüyor ve büyüleyici manzara eşliğinde yudumluyorum. Mutluyum. 1946 model Jaguar’ıyla gelen 70’lik Aurora Teyze de mutlu, Porsche GT3 ile gelen iki zibidi İtalyan da. Aynı masada oturuyor, hiç konuşmadan manzaranın derinliğine dalıyoruz.

Kahve termosumu dolduruyor ve zirveye doğru devam ediyorum. 15 dakika sonra Furka’nın zirvesindeyim. Bir yanımda Rhone buzulu, bir yanımda Realp yolu. “Evet,” diyorum, “başardım.”

Serin çimlere uzanıyor, bir Montecristo No: 4 eşliğinde, oksijen ve manzaradan başım dönerek kahvemi yudumluyorum. Sonra da salıyorum kendimi aşağılara doğru, Lauterbrunnen beni bekliyor.

Listeye yazmak mı dedin? En başına yazın listenin.

Önceki Yazı Post

Sonraki Yazı Post

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2019 Pit Café