Pit Café

Otomotiv eksenli seyahat, sanat, iş dünyası, gündem yazıları

ALP GEÇİTLERİNDE NEREDE KALMALI?

Alp Dağları, konaklamak için sınırsız imkân tanıyor misafirlerine. Daha önce de belirttiğim gibi, geçit kovalamak “ayh ben de İsviçre’deyim şekerim” demek için yola çıkan, Instagram’da uçak bileti paylaşan görgüsüzlerin işi değil. Tamamıyla zevk işi.

O nedenle en güzeli 5 yıldızlı otelleri unutmak. Zaten kayak merkezleri dışında 5 yıldızlı otel pek yok. Ben yalnız gezen biri olduğum için nerede akşam orada sabah yapabiliyor, canımın çektiği yere çadır atabiliyorum. Fakat yanında eşiyle, sevgilisiyle giden biri için bu yol pek uygun olmaz. Yengeyi ayılar yemesin.

Bu durumda en doğru tercih, “haus” kültürü oluyor. Bu kültürü Doğu Avrupa’da da “casa” olarak görebilirsiniz. Alp Dağları’nın her yanında, neredeyse bütün köylerde turizme açık minik köy evleri var. Köylerin geleneksel mimarisinin bir parçası olan bu minik evlerin kimini çeşitli turizm şirketleri, kimini de bizzat evin sahibi işletiyor.

Pencerelerinden, balkonlarından sardunyalar, petunyalar sarkan, bahçesinde tavukların, kazların, ördeklerin dolaştığı minik köy evleri, size bambaşka bir dünyada olduğunuzu hissettirecek. Sabah evin bahçesinde yetişmiş domates, salatalık, biber gibi taze sebzelerin ve mandıracılığın kitabını yazmış bir toplumun elinden çıkan çeşit çeşit peynirin eşliğinde kahvaltınızı yapabilir, akşam evin bahçesinde diğer gezginlerle muhabbetin dibine vurabilirsiniz.

Bu haus’ların büyük kısmı Booking’e kayıtlı. Bulmanız zor olmayacaktır. Hem euro’nun lira karşısında coşup gittiği şu dönemde fiyatlar da yıldızlı otellere göre gayet makul olacaktır.

Dikkat edin. Bu haus’ların bazılarının sahipleri köylü kurnazlığı yapar. Booking’e güzel fotoğraf koyarlar ama ev kötüdür. Veya çat kapı gelenlere fiyattan kaptırmaya çalışırlar. O nedenle benim taktiğim şudur: Önce köyü şöyle bir turlarım, evi uzaktan incelerim. Eğer beğenirsem Booking üzerinden rezervasyon yaparım. Hem fiyat ucuza gelir, hem de nahoş sürpriz ihtimalini azaltırım. Size de tavsiye ederim bu taktiği.

Ayrıca bu bölgeler kamp ve karavan turizmine de oldukça açık olduğu için çok sayıda camping ve karavan parkı da mevcut. Wild camp yapmaktan çekinirseniz doğanın içinde, güvenlikli kamp alanlarında gayet keyifli kamp yapabilirsiniz.

İlle de otel derseniz, Avrupa’da vakit geçirmiş olanlar bilirler, şehir otelciliği Türkiye’ye nazaran çok kötüdür. 3-4 yıldızlı zincir oteller bile Türkiye’deki sıradan otellerin kalitesindedir. Ve bulunduğunuz geçit çevresinde kayak merkezi yoksa otel bulamayacağınızdan, oteli rotanıza değil, rotayı otelinize uydurmak zorunda kalırsınız. Bu da geçit kovalayan biri için pek keyifli olmayacaktır.

Önceki Yazı Post

Sonraki Yazı Post

Sen ne diyorsun?

© 2007 - 2018 Pit Café